Yalnız değilsin, Allah var


HİÇBİR YERDEN tesellinin gelmediği anlarda..
Bir dönüm noktasında şu sözü hatırlamanın tam sırası:
Yalnız değilsin; Allah var.
Yola çık; yol açık.
Yürü, güneşe doğru, arkana bile bakma.
Sen git, gölgen peşinden gelsin.
Yürüyen insan, inanan bir insandır.
Küçücük bir adım işte. Hamiyeti büyük, ruhu büyük.
Hayat, gayesi olan insanın etrafında döner.
“Doğruluğuna inandığın meselede imkân düşürme.”
derdi Gürbüz Azak Ağabey.
Diline dola bunu.
Hakikati kucaklayan bir sözün ardından sen de yürü,
sen de düş ardına.
Bak, senden önce bu yoldan geçenlere bak. Yalnız
olmadığını göreceksin. Korkutmasın yol kesenler seni.
Sağdan soldan üzerine üşüşenler, ayağına çelme takanlar,
kenara çekmeye çalışanlar, oraya buraya çağıranlar,
yolundan çevirmesinler.
Kim, ne derse desin…
Sen önemli bir yolcusun.
•••
Doğruluğuna inandığın meselede imkân düşünme.
İman varken imkân ne ki?
İmanın kendisi imkândır zaten.
İman var, Allah var, her şey var. İmkânsızlık yok.
Sahabe efendilerimiz, gökten yıldızları yere indirdikleri
için yıldızdı. Yeryüzü yıldızlarıydı onlar. Gökyüzündeki
yıldızların ışıltısı onlarda gözüktü.
Doğruluğuna inandıkları meselede hayatlarını verdiler,
imkân düşünmediler.
En kıymetli olan neleri varsa ellerinde, onları verdiler.
Yok ise, canlarını koydular orta yere. Büyük bir miras
bıraktılar. Sana, bize, hepimize…
Doğruluğuna inandığın meselede imkân düşünme.
Deli, dîvane mi diyecekler, kafayı yemiş mi diyecekler…
Ne derlerse desinler… Bu yolun yolcularının bir
garip hâlidir bu. Onlar Allah için giderler. Desinler, bilsinler
diye değil, isimleri tarihe geçsin diye değil…
Bilinmemek, görünmemek onların hayatlarının biricik
gayesiydi.
Aynanın görevi, üzerindeki ışıkları göstermektir.
Ayna gibiydi hayatları. Aldıklarını göstermek, aksettirmekti
gayeleri.
İman varsa her şey var.
•••
İnsana gün gelir, gölgesi bile yük olur, ayağından
tutar, çeker. Azmettiği meselenin karşısına, kendi çıkar
insanın bazen. Şeytanı, nefsi koy bir kenara. Kendi
alışkanlıkları, çocukluğundan beri kendisinin getirdiği
davranış şekilleri de etkiler. Her biri, hayatının bir köşesinden
istila etmeye başlar insanın ruhunu.
Bundan anlarız ki, insan hayırlı bir yoldadır.
Hayırlı bir işin ucunu tutmuştur bu yolda. Engelsiz
yolda, zahmetsiz yolda rahmet yok. O bin rahmet, o bir
zahmetin karşılığıdır. Değer ama…
Bir damla yağmurun kurumuş toprağa faydası var.
Bir küçük damla olup hayat içerisinde akıp gitmeli.
Doğruluğuna inandığın meselede imkân düşünme.
Şartları bir araya getirip, şunlar şunlar olsa da şunları
yapsak demekten vazgeç. Böyle bir mantık, böyle
bir maddî kafa, birçok şeyi yarı yolda bırakıp kaçmış,
dağıtmış, her şeyi didiklemiş ama hiçbir şeyi yapamamış
haylaz kişilerin, iş bilmezlerin modelini oluşturur
ancak.
İnsan inandığı bir yolda giderken ne kadar kusurlu
olursa olsun, niyeti düzgün ise, onun eksiğini belki melekler
tamamlar.
Sübhandır Allah..
Her türlü kötülükten, çirkinlikten, yanlışlardan, zihnimizden,
aklımızdan, hayalimizden geçen ne varsa bütün
kusurlardan münezzehtir Allah (cc). Onun katına
kusursuz arz edilir her şey.
•••
Doğruluğuna inandığın meselede imkân düşünme.
Yürü…
Kim ne derse desin… Gölgeni arkana al, yürü.
Yapman gereken çok iş var. Köşe başındaki ağaç bile
seni bekliyor. Bir merhabanı, bir selamını bekliyor.
Çiçek açmış her ağaç, kucaklarını açmış bir ana gibi.
Hadi kollarınla yapamadın diyelim, hayalinle de olsa,
onu kucaklayamaz mısın?
Ağaç bekliyor, kuş bekliyor, bulut, güneş, yağmur
bekliyor…
Her şey beklerken, insanlar beklemez mi sanıyorsun
seni? Bir yol arkadaşı bulursun inşallah. Onunla
beraber yürürsün. Birler iki olur, ikiler dört olur, dörtler
sekiz olur, sekizler on altı olur. Bu dâvâ, kartopu gibi
katlanır, çığ gibi büyür…
İlkin bir, sonra on, sonra kırk oldular. Veda
Hutbesi’nde ise, yüz bin oldular. Ama sayıya, çokluğa
bakmadılar. Bunun için çalışmadılar. Allah için yola çıktılar.
Allah onların niyetlerini büyüttü. Yeryüzüne düşen
bir damla olarak kalmadılar, umman oldular.
İşte böyledir Allah yolunun yolcuları. Az da olsa,
çokturlar. Azlığına, çokluğuna bakmazlar. İnsanların
ölçtükleriyle ölçmezler. İnsanların alıp tarttığıyla tartmazlar.
İlahî bir ölçünün ışığında yürürler ve yürüdüler
de. Bu dünyada en güzel sesleri bırakıp gittiler. Kuğunun
son şarkısı gibi. Hâlâ o sesler çınlıyor gök kubbemizde.
Hâlâ onların söyledikleri kulaklarımızda yankılanıyor.
Çünkü söyledikleri sözler, havadaki zerreleri bile aşka
getirdi, dalgalandırdı. Onları da lerzeye getirdi, onları da
şevke getirdi.

Yeşil türbesini gezdik dün akşam,
Duyduk bir musiki gibi zamandan
Çinilere sinmiş Kur’an sesini.
Fetih günlerinin saf neşesini
— Ahmet Hamdi Tanpınar

Havadaki zerreler onların sözleri, onların duaları kadar
güzel bir şey duymadı.
Onların yürüyüşleri kadar güzel bir yürüyüşü görmedi
toprak. Onların gidişi kadar güzel bir sahneyi görmedi
güneş. Onun için onları incitmedi o sıcaklık.
Başkaları yanıp kavrulurken çölde, onlar sanki hep
bir serinlik içindeydiler. Neden mi?
Yürekleri, güneşten daha sıcaktı.
Gönlü yanana güneş neylesin?
Ruhu yanana ayağının altındaki sıcaklık neylesin?
İmkân düşünmekle vazifeli değildiler.
İman varsa, her şey var.
Yolun doğru ise, doğruluğuna inandığın meselede
imkân düşünme.
Allah bizimle beraber. Allah için kâinattaki her zerre
değerlidir. Onun ilmi, Onun iradesi, O’nun rahmeti olmasa,
kim bir nefes alır, kim bir adım atabilir, kim, ne
söz söyleyebilir, kim bir hayra yönelebilir?
“Biyedihil hayr. Yani, her hayır, Onun elindedir.”
(Bediüzzaman, Mektubat, 221)
Onun kontrolünde olduğunu, Onun kudretine dâhil
olduğunu, Onun ilminde var olduğunu, Onun iradesiyle,
Onun kuvvetiyle yürüdüğünü, bütün her şeyinin Onun
tarafından bilindiğini bilenin, kâinattan aldığı lezzet,
hiçbir şeyde yoktur.
Kâinatta yalnız olur mu insan, Allah’a inanıyorsa
eğer? Onun maddî ve manevî bereketi, hayatında görünür.
Allah ile olan adam, yalnız değildir. Allah var, her
şey var…
Doğruluğuna inandığın meselede imkân düşünme.
Düşünen düşünsün. Madem iman var, o en büyük
imkândır. O imanın içinde ebedî hayatın cenneti de var,
Allah’ın rızası da var, her şey var. İman, imkânı yere
serer. İmkân, bu dünya hayatında, sınırları içerisine
çizdiği daireye hapsolanlar için var. İman sahipleri için
imkân, o sınırları aşmaktır, o dairenin dışına taşmaktır.
•••
Küçük bir ayrıntı.
Hani cama bakmakla camdan bakmak gibi bir şey.
Bazen gözler cama, camdaki lekelere takılır. Biri de
camdan bakar. Allaaaah… Ne manzara vardır dışarıda…
Aman Allah’ım, bu ne güzelliktir diye… İşte imkâna takılan
da böyledir.
Bakıştan bakışa fark var, hayretten hayrete fark var.
Biri Selimiye’ye bakıp Sinan’a hayret eder, diğeri de
Sinan’ı yaratan Allah’a hayret eder.
Arada ne kadar çok fark var.
“Şunlar şunlar olsun da hizmet edeyim” düşüncesi,
nefsin bir bahanesi. Allah yolunun yolcusu, engel
tanımaz. O yürür. Tedbirini alır; Allah için adım atar,
Allah için yola çıkar. İsterse ilk adımda yolculuğu son
bulsun. Mesafeleri ölçmeye kalkmaz, Rabbini imtihan
etmeye yeltenmez. İşine bakar. Sayımız az demez. Bütün
kâinata seslenmek arzusuyla çıkar.
Bediüzzaman, “Maksadın büyümesiyle himmet de
büyür.” diyor.
Himmetimizi büyütelim biz de. Himmetimiz milletimiz
olsun.
İnsanın maksadı büyüdükçe, himmeti de büyüyor
işte, gayreti de büyüyor.
Zerre kadar bir varlık olan insan, imanın nuruyla
kâinat kadar oluyor…
“Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük
bir millettir.” (Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat, 88)
Öyle değil mi?
Ne güzel bir sözdür bu Yâ Rabbi… İnsanı ateşleyen,
şevklendiren.
•••
Bir lamba düşünün. Kırılmaya mahkûm bir cam işte.
Ama içerisine bir ışık girdiğinde, odaları, sokakları aydınlatıyor.
Bir lamba değildir artık o. Adeta küçük bir
güneş parçasıdır.
İmanımız da böyledir, tıpkı bir ışık gibidir. Ruhumuz
nur gibidir.
Bedenimizi kuşatırsa eğer bu mânâ, bu nur ve bu
maksat, lambayı kuşatan ışık gibi, ruhuyla da bedeniyle
de nur olur gider insan. Ne imkân düşünür, ne de başka
bir şey…
Doğruluğuna inandığın meselede imkân düşünme…
Çalışalım, gayret edelim ki, bugün ekilecek tohumlar,
yarının toprağında en güzel çiçekleri açsınlar inşallah.

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(1118 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.