Unutma seni seveni…

“O seni senden daha ziyade düşünür.”
— Bediüzzaman


AKIL VERDİN Seni bileyim diye.
Kalp verdin Seni seveyim diye.
Hiç bir canlıya vermediğin harika bir göz verdin.
Senin eserlerini göreyim ve görmeyenlere de göstereyim
diye.
Kulak verdin Senin yarattıkların, Seni nasıl zikrediyor,
duyayım diye.
Aklımın yolunu, yönünü aydınlattın. Kur’ân ile nurlandırdın.
Seni tanıyayım, Seni bulayım diye.
Dil verdin, her bir nimetini onunla tadayım ve Seni
bileyim.
Seni tanıyayım, Seni anayım diye.
Dünya yoktu bir zamanlar.
Kâinat da yoktu. Hiç bir şey, hiç bir canlı da yoktu.
Hatta ondan önce diye bir şey de yoktu; çünkü zaman
da yaratılmamıştı henüz.
Zamansız ve mekânsız bir tek O vardı.
Bir “Ol!” emri erişti Ondan. Kâinat ortaya çıktı, var
edildi yoktan.
Bir müthiş patlamayla var oldu zaman ve mekân.
Kimse bilmiyor nasıl oldu?
Çünkü o yaratılış ânını, Ondan başka hiç kimse görmedi.
Yaratandan başka hiç kimse şahit olmadı.
Bir “Ol!” emriyle her şey oluverdi. “Ol” emrine bütün
kâinatın verdiği cevap, hâlâ göklerde yankılanıyor.
O gün bugündür, uzayın her tarafında dehşetli patlamaların
kalıntıları dolaşıyor. Gökler, biz bir emirle var
olduk diye haykırıyor. İnansın inanmasın, herkes bu
sesi beraber işitiyor.
Hayat yoktu; var edildi. Hayat, Ondan, Yaratan’dan.
Hayy olan Allah’tan geldi.
Zaman yoktu bir zamanlar. Yaratan var etti. Başlangıcı
varsa zamanın, elbette onu bir başlatan var.
Kâinat yoktu bir zamanlar. Başlangıcı varsa kâinatın,
elbette onu bir yaratan var.
Ondan öncesi yoktur; yalnız O vardır.
Mekândan münezzeh, zamandan münezzeh, ezelî ve
ebedî bir tek yaratıcı olan Allah vardır.
Olacak her şey, olmuşla beraberdir, birdir Onun için.
Onun için zaman yoktur, mekân yoktur, geçmişin ve
geleceğin farkı yoktur.
Dünya ve âhiretin öncelik ve sonralığı yoktur Onun
için. Çünkü O zamana mahkûm değildir, zaman Ona
mahkûmdur.
Her şey gibi zaman da Onun emriyle var oldu.
Onun emriyle var olanlar, hep hikmetli ve düzenli
varlıklardır.
Zaman da öyle… Bir büyük nehir gibi, gelip geçeceği
her yer bellidir zamanın ve zamanın içerisinde yaratılanların
her ayrıntısı hikmetle düzenlenmiştir.
Hikmetin olduğu yerde güzellik vardır.
Güzelliği görecek gözler de daha sonra gelecektir.
Her ayrıntı hesap edilmiştir. Çünkü kader vardır ve o
kaderin sahibi vardır. Kader, Onun ilminin sadece bir
nev’idir.
Kader ne geçmişte ne de gelecektedir. Her şeye ezelden
bakmaktadır?
Kâinattan dünyaya, dünyadan içindekilere kadar, bir
ağacın başındaki yaprağa kadar, bir insanın başındaki
saça kadar her şey tek tek sayılıdır bu kâinatta, tek tek
yerli yerine konur.
Önce atom çekirdeklerindeki parçacıklar sayılır, sonra
moleküllerde atomlar. Bir molekül zincirinde hangi
atomun yer alacağı, kesin bir takdirle belirlenmiştir.
En küçük bir tesadüfün izi dahi görülmez. Canlıların
vücutlarındaki hücreler de öyledir. Hepsi tek tek sayılıdır
ve sayıları bilinir.
Bir yaprak ancak yaprak kadar büyür. Alması gereken
şekil ne ise onu alır. Mandalina portakal olmaz,
kavun kabak olmaz. İki ayak yeter insana, kırkayak olmaz.
İki el kâfidir insana, ahtapotun kolları gibi dallanıp
budaklanmaz ellerimiz.
Her şeye ne gerekliyse o verilmiştir. Her şeydeki her
şey, tek tek sayılmıştır, hesap edilmiştir. Çorbamıza ektiğimiz
tuzun, hangi tanelerinin, tabağın neresine düşeceği
de bellidir. Sabah işe giderken atacağımız adımlar,
gün boyunca gözümüzü kaç kez kırpacağımız da sayılıdır.
Yüzümüzde, ellerimizde, ağacın gövdesinde, yedi
kat göklerde, toprağın derinliklerinde, bütün gezegenlerde,
ne varsa her şey. Dağlarda, denizlerde, ağaçlarda
girintiler çıkıntılar da rastgele değildir. Her şeyde bir
orantı, bir simetri hâkimdir.
Her şeyin her şeyinde ince bir hesap hâkimdir.
Bir çiçeğin yüzüne bakın, nasıl yüzünüze baktığını
ve gülümsediğini göreceksiniz.
O güzel yüzlerde, yüzünüze gülümseyen bir neşeyi
sezeceksiniz.
Bir çiçek, çiçek kadar büyür. Elimiz, burnumuz, kulağımız
ona keza.
Her şey ama her şey bizi hayrete düşürmeye adaydır
bu dünyada.

Sadece bir kar tanesi bile neler anlatır bize neler.
Aman Allah’ım o ne güzellik, o inişindeki hesap, o
zarafet, o incelik.
Kalbimiz müthiş bir sevince, heyecana tutulur.
Nerede kör tesadüf, nerede sağır tabiat? Nerede sonsuz
ilim ve kudret isteyen bu ince işler?
Bilmek, tanımak isteyene Seni.
Her bir kar tanesi anlatır Seni.
Semadan gönderdiğin misafirleri hayretle seyrediyoruz.
‘Subhanallah’, ‘Maaşallah’ diyoruz.
Her bir çocuğun dilindeki sevinç nağmesi de bundan
başka bir şey değil zaten.
Balya balya değil, tane tane indirilir.
Bu hediyeyi bize; Senden başka Rabbim, kim gönderebilir?
Birbirine değmeden, üst üste bindirmeden. Ağır ağır
indirilir.
İndirilişindeki o muhteşem sanatı, gönderilişindeki o
harika hikmeti dikkatle izleyelim ve ağır çekimde seyredelim
diye.
Her yer beyaz mektuplarınla dolu.
Okumasını bilmeyen çocuklar bile, kar ve çiçek mektuplarını
okuyorlar.
Sana yüzlerindeki tebessümle, sevinçle ve neşeli
seslerle teşekkürlerini arz ediyorlar Rabbim.
Bizleri ne kadar çok sevdiğini gösteriyorsun her an,
her yerde, her mevsim.
Kalplerden muhabbetler yükseliyor.
Kalbimiz de diyor ki:
Ey insan!
Sen de unutma, seni seveni.

Allah’ım, rahmetin her yeri kuşattığı gibi, karlar için
seçtiğin bu beyaz renk, gönlümüze huzur veriyor. Sana
olan sevgimizi ve hayranlığımızı daha da artırıyor.
Dünyamız, bir gecede beyaza boyandı.
Her yerde aynı renk hâkim olduğuna göre demek ki,
mülkün sahibi bir, yaratanı bir.
Her şeyde görünen birlik, Bir olanı yani Seni gösteriyor.
Hayretten bağırası geliyor insanın Dağıstanlı o adam
gibi:
“Boyacııı, boyacııı sen nerdesin?”

Allah’ım isimlerinle ve sıfatlarınla Sen her yerdesin.
Ama her şeyden münezzeh olan Zatınla, mekândan ve
zamandan münezzehsin.
Her sanat eseri sanatkârını bildirdiği gibi bu ince ve
sanatlı işler de Seni bildiriyor, Seni tanıtıyor, Seni gösteriyor.
Senin rahmetinin ve sevginin işaretidir bunlar.
Kalbimiz, Senden gelen mesajları almakta gecikmiyor:
Kalbimiz diyor ki;
Ey insan!
Sen de unutma, seni seveni.
Eğer tesadüfen olsaydı bütün bunlar, bu kadar güzellik,
bu yüzlerde bizi kendine dâvet eden bunca güzellik
olmazdı, bizi kendine hayran bırakamazdı.
Tesadüf olsaydı eğer, hücreler her yöne aynı şekilde
gider, çoğalırdı. Yusyuvarlak, tostoparlak, tuhaf bir şekil
alırdı. Oysa görüyoruz, gözümüzün önündeki her şey
bir kalıptan çıkmış gibi düzenlidir.
Soralım ve bilelim ki, verdiğin nimetlerin şükrünü
eda etmiş olalım.
Bir kar tanesinin, bir yaprağın modeli, bir çiçeğin kalıbı
nerede?
Her şeyin bir model üzerine inşa edilip yaratıldığı
besbelli. Belli bir sayıya ve miktara ulaşınca dur emri
geliyor birden. Büyüme duruyor. Dön emri gelen dönüyor,
uç emri gelen uçuyor, açıl emri gelen açılıyor. İn
emri gelen yağmur oluyor ve rahmetin damla damla iniyor.
Beyaz mektup oluyor, kar oluyor tane tane iniyor.
Bize olan rahmetinin ve sevginin işaretini taşıyor her
bir çiçek ve her bir kar tanesi.
Rabbim, kalbimiz Senin tarafından sevildiğini bilmekle
bahtiyar oluyor, sevinçten uçuyor.
Bir insanın diğerini sevmesine benzemiyor bu sevgi.
Senin sevgin sürekli, kesintisiz ve ebedî.
Senin rahmetin gibi, sevgin de eşsiz.
Kalbimiz, dünyaya işittirecek bir sadâ ile seslenmek
istiyor.
Ey insan!
Sen de unutma, seni seveni.
Her bir şeydeki kusursuz fiiller, kusurdan münezzeh
olan failine, bütün bu işleri yaratan Allah’a, birer şahitten
başka nedir ki?

Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış.
Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış…
— Necip Fâzıl Kısakürek

Yâ Rab! Gözümüzü şahidi eyle güzelliklerinin. Dilimizi
şahidi eyle yarattığın nimetlerinin. Aldığımız her
nefes Senin rahmetindendir yâ Rab. Ulaştığımız ve eriştiğimiz
her nimet Senin ihsanındır yâ Rab. Gizli, açık
nimetlerinin sayısını asla bilemeyiz. Hayal bile edemeyiz.
Saymakla da bitiremeyiz. Yalnız üzerimizdeki en
büyük nimetini biliriz. Bize Kur’ân’ımızla ve Hz. Peygamber’imizle
(asm) şükretmeyi öğreten de Sensin yâ
Rabbi. Sana şükredecek bir dil verdin. Seni sevecek bir
kalp verdin. Kalplerimizdeki sevgiye de yaratan Sensin.
Sevildiğimizi bilmek, şükre götürüyor bizi. Kalbimiz,
Senin adına anmakla huzur buluyor, tatmin oluyor.
Kalbimiz her an diyor:
Ey insan!
O hâlde unutma sen de, seni seveni…

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(1159 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.