Sözler yetmez Seni anlatmaya | Selim Gündüzalp

Sözler yetmez Seni anlatmaya

ESKİDEN böyle değildi. İçim ürperirdi sonbahar
deyince. Kapanırdım eve, bir köşeye çekilirdim.
Sonra sonra, okudukça Risaleleri ve Onuncu
Söz’ü, ufkum açıldı, barıştım bu mevsimle. Düpedüz
haksızlık ettiğimize inanıyorum sonbahara, kış bu öncesi
bahara… Üzülürdüm yazın geçişine. Çok şükür
şimdi, “Yaz da geçti” diyebiliyorum. O kadar çok şey var
ki hamd edecek, hangi birini sayayım? Şeftaliyi, üzümü
mü? Çocukların gülümseyen yüzünü mü? Ayvayı, narı
mı? Belalara set olan beli bükülmüş mübarek ihtiyarları
mı?
İçimiz ısınıyor Allah’ım, sevgin ile… Bütün ömrümce
aşk ve şevk ile. Sevmeye devam edeceğim yarattığın
en küçük şeyi bile. Gözlerime dolduracağım maviliği,
içime çekeceğim enginliği, sessizliği. Senden bileceğim
dalından uzanan her meyveyi. Selâm verip selâm alacağım
insanlarına. Hamd edeceğim, şükredeceğim Sana
ey Rabbü’l âlemîn… Sadece sana. Sıyırıp atacağım üstümden
yorgunluk denilen şeyi. Varsın bir avuç zeytin,
bir parça peynir olsun soframda. Suyu, ekmeği hep aziz
bileceğim, Senden ve Senin bileceğim. Şükrederek hakkını
vereceğim.
Hayatı seviyorum Rabbim… Sen verdiğin için.
Ölüme diyeceğim yok. O da kaderimizde yazılı. Hayat
güzlse ölüm çirkin olur mu? Bir günümüz var ama
o gün ne zaman?
Öyle derdi annem: “Herkesin bu dünyada göreceği
bir günü var.” O gün de gelecek bir gün ama ne zaman?
Olsun… Senden gelen çirkin olmadı hiç, hepsi güzeldi.
Ne gelirse gelsin, bundan sonra gelecek olan da güzeldir.
Mevsimlerin her biri için, günler ve geceler dolusu
güzellikler için…
Ve bunca sayısız nimetinden yana…
Rabbim, sonsuza dek hamd olsun sana!
Kısa günler… Uymuyor saati saatine. Bir bakıyorsunuz,
akşamüstü, mükemmel bir vakit… Bir bakıyorsunuz,
elvedâ demiş bir sevdiğiniz. Giden onlar mı, biz
miyiz?
Kaderim günün içinde saklı. Günün içinde yaşarız
her şeyi. Alınterim, besmelem, gayretim, her şeyim. Ne
varsa hepsi günün içinde.
Gül, günün içinde; gün, gülün içinde. Ve nihayet gül,
güldüğün günün içinde.
Kış öncesi bu bahar, içimde solmayan güller var.
Başımı çevirip nereye baksam, güneş batmak üzere.
Her taraf akşam. Gam çekmem, keder bilmem Senin sayende
hep Rabbim. Hakkını veremem, nimetlerin nice
nice. Ömrüm ki gitti gidiyor, bitti bitecek, kıldan ince…
Ha bitti, ha bitecek…
Kış öncesi bu baharda güzellikler yan yana. Bazen
yağmur çiseler. Bazen güneş gülümser. Hep beraber
kaderin çizdiği yolda. Bahçede, damda, çitte. Ömür ki,
şimdi dar geçitte.
Her sabah Allah’ım, her sabah bu mevsimde de yatağımdan
erkenden kaldıran Sensin.
Rahmetin, şefkatin değer geçer alnımdan.
Bir aydınlık ki, nur olup akar dört yanımdan.
Muhabbetle bakarım her yana, her yüze. Hamd olsun,
bahtiyarım. Hafiftir içim bir tüy kadar. Dilimde Senin
için söylenecek en güzel mısralar var. Dilimde en
güzel Sözler var… Dosttur, kardeştir bana bu mevsimdekiler.
Ne taşıyorsam içimde, karşımda bulurum o güzel
duyguyu.
Baktığım aynalar sağır değil. “Gör” diyorlar bana.
Vurulmuşum sevdana. Zerreden yıldıza kadar tecelli
eden bin bir esmana… Her şey gözümde başkadır şimdi.
Şu yalan dünyada Sensiz olmuyor Rabbim…
Ey yeryüzü! Ey gökyüzü! Ve ikisi arasındaki her şey!
Ondan mektuplarsınız bana. Rabbimden kelimelersiniz.
Serpiyorum sizi içime çiçek çiçek, döküyorum sizi dilime
dilek dilek… Söylediklerinizi takdim ediyorum Rabbime
keyifle. Hepinizden bir parça var sözlerimde, dilimde,
tesbihimde…
Kolay zannederdim aşkının ateşine yanmayı. Nice
bin uykudan bir gün uyanmayı. Doğan günle başlıyor
ibadetim. Dünya yine aynı dünya ama baktıkça artıyor
hayretim…
Böyle değildim eskiden Rabbim, böyle değildim.
Küçücük sevinçlerimin bile ne kadar büyük olduğunu
şimdi anlıyorum. Aczimle beraber Sana minnet ve şükranlarımı
takdim ediyorum. Senden geliyor bu yaşamak
sevgisi Rabbim, Senden! Artık âvâre değilim. Bilmeyen
bilsin! İçimi ısıtan bu sevgi, Sendendir Rabbim, Senden!
Her sabahki neşeli hâlim, her akşamki dalgın hâlim,
hepsi güzel, hepsi Sendendir Rabbim.

“Andıkça Seni, büyür hayâlim.”
— Abdülhak Hamit

Yeryüzüne muhabbetle bakarım. Hamd olsun,
bahtiyarım. Hafiftir içim bir tüy kadar. Dilimde Sana dair
mısralar var. Bu duâyı birlikte yaptığım insanlar var.
Senden gelip Sana gidiyor her şey. İçimdeki bu coşku,
bu sevgi de Senden Rabbim.
Kapı kapı dolaşanları, herkesin önünde eğilenleri
gördükçe, Senin kapında kul olmak, Seni Rab bilmek ne
güzelmiş Rabbim. Şimdi daha iyi anlıyorum, her şeyin
değeri gözümde bir başka şimdi. Her sabah şükrederek
başlarım söze. Her sabah şükrederek kalkarım. Adınla
başlarım her hayırlı işime ve karışırım hayatın içine. Ne
yarattıysan güzeldir derim. Hepsi benim içindir, bilirim.
Her sabah şükrederek başlarım hayata… Ayaklarım aldırmaz
hiç yokuşa düze. Sevgin yürütür beni Rabbim.
Hayatım değil artık tekdüze. Bir lokma ekmek olsa
elimde, bölüşürüm. Paylaşmayı severim. Ey Rabbü’l
âlemîn, Senin Habib-i Ekremin (asm) öyle yaptı diye,
böyle yapmayı da severim.
Ne kadar şükretsem azdır Rabbim. Ne kadar hamd
etsem azdır Rabbim.
Şükür derdimi binden bire indirir.
Şükür ki, her acımı birdenbire dindirir…
Mevsimleri güzel kılan, ömrü güzel kılan, dünyayı
güzel kılan, Senin en güzel isimlerindir Rabbim. Hamd
ediyorum Sana ey Rabbü’l âlemîn, şükrediyorum.
Bir fırsatını bulsam, doğduğum evin taşlığından,
penceresinden, yıllar yılı yürüyüp geçtiğim sokağın
kıyısından köşesinden, ilk adımımı attığım okulun çeşmesinden,
bahçesinden, hâlâ ayakta kalan ve hatıralarımı
yaşatan bir iki ağacın yaprağından, meyvesinden gözü
yaşlı duâlar ve niyazlar göndereceğim Sana. En sevdiğim
renge bürünüp öyle göndereceğim.
Niye sevmeyeyim ki bu mevsimi? Niye sevmeyeyim
ki sonbaharı? Niye sevmeyeyim ki kış öncesi bu baharı?
Senden gelen, Senden olan hep güzeldir Rabbim, hep
güzel… Hangi yana dönüp baksam, bin bir isminin tecellisi
var Rabbim… Günlük güneşlik olsun isterim her
yer ama ne olsa razıyım Rabbim! Senden gelen, kabul
edilmez mi Rabbim?
Toprağın altındaki tohumu uyandıran ilahî bir sır
vardır. O sır, içimde de var Rabbim… Tohum uyanır da,
insan uyanmaz mı? Rabbine gözyaşıyla bir mektup yazıp
yollamaz mı?
Geç de olsa anladım. Rabbim, biz bu dünyaya ve bu
hayata günümüzü gün etmek için gelmedik. Rabbim,
adını yüceltmek için geldik. Memnun yaşadım ve yaşayacağım
her nimetinden. Her nimetinin her zerresi için
hamd edeceğim sana, şükredeceğim ey Rabbim…
Bugüne kadar nasıl geçmiş hayatım? Kimler gelmiş,
kimler geçmiş… Ben unutmuşum hepsini. Meleklerin
yazmış Rabbim, kaydetmiş. Hiçbir şey kayıp değil. Ne
ölen, ne doğan, ne gelen, ne giden…
İlk defa bakıyor gibi bakıyorum denize, havaya, toprağa.
Bir günüm olacak, yatağa düşer gibi başım düşecek
toprağa. Hayat kim bilir kaç adım… Bilemeyiz ömrümüzden
geriye kalan ne?
Kış öncesi baharda hatıralar biriktiriyorum.
İyi kalpli komşularımın hürmetine, dostlarımın hatırına
kalakaldım yanlarında. Hâlden bilir can yoldaşlarım…
Duâlarınızdan unutmayın.
Yaşım ha yirmidir, ha elli… Fark etmez böyle bir günde,
böyle bir mevsimde. Günün adı belli. Adınla başlayan
her gün, en güzel gündür, bize en büyük teselli…
Günler yarışıyor. Adının anıldığı günler, dillere yakışıyor,
adının anıldığı dillere. Kimi ‘Allah’ diyor, kimi
‘Yâ Rab’, kimi ‘Rabbim’ diyor… Hepsi güzel Allah’ım,
hepsi güzel.
Yapraklarını ve meyvelerini döken, bir bakıma çocuklarını
yitiren anne gibi ağaçlara hüzünlenmek yok artık.
Kimin getirip kimin götürdüğünü, nereden gelip nereye
gittiğini biliyorum artık. Gönlümün sızısını Âyet-i hasbiyelerle,
Dördüncü Şua ile siliyor, dindiriyorum artık.
Ağır ağır geçeceğim armağanın olan bu vaktin içinden.
Selâm vereceğim dağa taşa, kurda kuşa, dosta
arkadaşa. Selâm vereceğim insanlara, selâm alacağım.
Gece yıldızlara, gündüz ise gözümün takıldığı her şeye…
İçimi ısıtan sevgin yeter bana. Soframda hiçbir şey
olmasın, katık ederim sevgini. Sade onunla yetinebilirim
ey Rabbim. Hamd edeceğim sana. Sadece Sana
şükredeceğim ey Rabbim…
Dar vaktin içinden geçip akşamlarına ulaşacağım, o
kızıl akşamüstlerine.
Meded Allah’ım, meded!
Gün boyu çalışıp didineceğim. Hayatın eşiğini aşmak
için o mukaddes vakte kulak kesileceğim. Minarelerden
yükselen ezan seslerini, arı duru bir kalple ve hasretle
bekleyeceğim. Bir gül açacak iki vaktin ortasında.
Ezan-ı Muhammedî ile bir gül… Ve o gülü öpeceğim.
Gün, geceye devredecek en güzel anı. Gece, kıyamda,
rükûda bulacak kullarını. Her daim tefekkürde ve teşekkürde,
şükrün fihristesi olan namazda ve secdede.
“Haydi” diyeceğim, “haydi, sevindir günü, sevindir
geceyi sen de!”
Ömrüm boyunca aşk ile, şevk ile Rabbim, sevmeye
devam edeceğim her şeyi.
•••
Allah’ım, ne olur yardım et bana, daha güzel bir hayat
yaşayayım ve duâlar edeyim diye sana… Lüzumsuz
konuşmayayım, sözlerimi sadece dilimle değil, kalbimle
de söyleyeyim. Allah’ım yardım et. Rabbim, kalbimle ve
dilimle adını zikretmeyi, adını anarak ve ve yaşayarak
ölmeyi nasip eyle…
Allah’ım, ne varsa her günahımı bağışla.
Tâ ki, kabirde ve mahşerde beni hesaba çekeceğin
hiçbir şeyim kalmasın. Âmin…

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasûlallah…

(1270 kelime)



Yorum Bırakın