Sonsuz Rahmetten Gelensin…

Boğazından öpen Hüseyin’i hergün

Omuzunda Ali’yi yüceltensin
İsa’ya ümidi veren sensin!

Senden bir elçiymiş güller
Sonsuz Rahmetten gelensin.
— Hüseyin Hatemî

HAZRET-İ PEYGAMBER Efendimizin (asm) sayılamayacak
kadar çok, güzel sıfatları vardır.
O, güzel sıfatların her birinde en ileri derecede
ve en zirvede yaşamıştır. Çok adaletli bir idareci, çok
sevgili bir eş, çok dirayetli ve muktedir bir kumandan,
çok ince görüşlü bir diplomat ve çok maharetli bir baba
gibi sayısız sıfat ve hallerde en ince ve en yüksek davranışlar
göstermiş, bizzat yaşamıştır.
Kendisini seven ve izleyenlere bütün zamanlarda
örnek olarak kalabilmiştir. Her olayda, problemde bir
çözüm ve çıkış yolu sunmuştur. Bunların her biri için
özel kitaplar yazılmış ve özel bölümler ayrılmıştır.
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; Sevgili Peygamberimiz
(asm), insanlık tarihinde hayatı bu kadar yakından
incelenen ve tek bir noktası bile karanlık kalmayan
biricik şahsiyettir.
İşte O’nun (asm) 63 yıllık mübarek hayatının içinde
altın bir levha olarak her zaman anılacak bir hatıra:
En sevgili, en şefkatli bir eş olarak Hz. Peygamber
(asm) ile bir hatırasını Hz. Âişe şöyle naklediyor:
Resûlullah (asm) ayakkabılarını tamir ediyor, ben de
ona ip büküyordum. O, terliyor, terledikçe yüzü daha bir
aydınlanıyordu. Şaşkınlıkla onun yüzüne bakarak:
“Ey Allah’ın Rasûlü! Sana baktığımda alnının terlediğini
ve terledikçe aydınlandığını gördüm. Eğer şair
Ebu Bekir Hezelî seni görseydi, tıpkı şiirinde tasvir ettiği
kişiye benzetecekti” dedim. Resûlullah (asm):
“Ebu Bekir Hezeli ne diyor ey Âişe?” dedi.
“Ebu Bekir Hezelî şiirinde şöyle diyor: ‘Yüzüne baktığında,
yağmurlu havada ansızın parlayan şimşek gibidir’
dedim.
Rasulullah (asm) elindeki çarıkları bıraktı, yanıma
geldi, iki gözümün arasından öptü ve şöyle dedi:
“Ey Âişe! Allah (cc) senin güzelliklerini arttırsın,
seni daha da erdemli kılsın, beni sevindirdiğin gibi seni
de sevindirsin.”
•••
Hz. Peygamber Efendimizin (asm) sevgili torunları
ve gözbebekleri Hz. Hüseyin ile Hz. Hasan Efendilerimizi
mübarek hanelerinde yine bir arada görüyoruz.
Sevgiyle onları öpen, şefkatle kucaklayan Hz. Peygamber
(asm) yeri geliyor şakalaşıyor, yeri geliyor sırtında
taşıyor.
O gün de manzara böyleydi…
İki kardeş bir ara, Hz. Peygamber’den, oynamak için
yavru deve satın almasını istiyorlar. Bizim yavrularımızın
da bizden bir kuzucuk istemeleri gibi. Sevgili Peygamberimiz
onları oyalama ya da durumu idare etme
yoluna girmeden ve doğruyu en güzel bir şekilde açıkça
söylemekten çekinmiyor:
“Yavrularım, onu alacak para yok.”
Ve sonra hemencecik yere eğilip torunlarını sırtına
bindirip, gezdiriyor. (Zehebi, Şemseddin Muhammed, Tarih’ül
İslâm, 3-9)
Sevgili torunlarına, bir yandan bu dünyada her istediklerinin
gerçekleşmesinin mümkün olmadığının dersini
verirken, diğer yandan da onların çok nazik olan
çocuk ruhlarının incinmemesi için torunlarını sırtına
alıp gezdiriyor, mutlu ediyor.
İşte bir olayda aynı anda tecellî eden iki örnek davranış.
Hem terbiye, hem de eğitim açısından Hz. Peygamber
(asm) iki önemli konuyu vurgulamış oluyor. Yani
siz çocuklarınızın istediğini almak ya da yapmak gibi
bir takım zorluklarla karşılaştığınızda, onlara doğru
olanı ve imkânlarınızın onu yapmaya yetip yetmeyeceğini
söylemekten çekinmeyiniz. Bunu yaparken samimî
olmaya çalışın. Sözünüz senetten sağlam olsun.
Karşınızdakiler size tam bir güven duysunlar.
Diğer yönden de yine sizden bir şey istendiğinde iyilikle
mukabele edin, karşınızdaki insanın belki de yerine
getirebileceğiniz bir dileği, bir beklentisi olabilir, onu
ümitsiz bırakmayın, dersini veriyor.
•••
Saadet asrından kristal bir örnek daha.
Hz. Peygamberi (asm) sevmek demek, onun sevdiklerini
sevmek, onun sevmediklerini sevmemek demektir.
Zerrecik bir imana sahip olan, bu sevgiyi kalbinde
yaşar ve yaşatır. Resulûllah Efendimiz (asm) her hususta
ince ve hassas bir yaratılışa sahiptir. Bunu daha
iyi anlamak için, Abdurrahman bin Semüre’yi dinleyelim.
Peygamber Efendimizin (asm) şöyle buyurduklarını
rivayet ediyor:
“Ben akşam rüyada hayret verici bir şey gördüm.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, azap melekleri etrafını
sarmıştı. O anda almış olduğu abdest geldi ve onu
kurtardı.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, kendisi için kabir
azabı hazırlanmıştı. Namazı geldi ve onu kurtardı.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, şeytanlar etrafını
kuşatmıştı. Yaptığı zikirler geldi ve onu kurtardı.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, susuzluktan dili
dışarıya sarkmış soluyordu. Tuttuğu Ramazan orucu
geldi ve ona su ikram etti.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, önü karanlık, arkası
karanlık, solu karanlık, üstü karanlık, altı karanlıktı.
Yaptığı hac ve umresi geldi, onu bu karanlıklardan
kurtardı.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, ölüm meleği ruhunu
almak için gelmişti. Anne ve babasına yaptığı
iyilikler geldi, meleğin o anda ruhunu almasına engel
oldu.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, mü’minlerle konuştuğu
halde onlar kendisiyle konuşmuyorlardı. Akrabalarıyla
olan iyi ilişkileri geldi ve onlara hitaben, “Bu
akrabalarına iyilik ederdi” dedi. Bunun üzerine onlar da
o zatla konuştular. O da onlara karıştı.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, peygamberler
halka halka olmuşlardı. Hangi halkanın yanına varsa
kovuluyordu. O anda cünüplükten gusletmesi geldi, ellerinden
tutarak yanıma oturttu.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennemin ateşini
elleriyle yüzünden uzaklaştırmaya çalışıyordu. O
anda verdiği sadakalar geldi, üzerine gölge, yüzüne
karşı perde oldu.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennem uçurumundan
düşmüştü. Dünyada iken Allah korkusundan
döktüğü gözyaşları geldi ve onu ateşten kurtardı.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, amel defteri sol
tarafından verilmişti. Allah korkusu geldi ve amel defterini
alıp sağ eline verdi.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, terazisinin iyilik
kefesi hafif gelmişti. Küçük yaşta ölen çocukları geldi ve
terazisini ağırlaştırdı.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennemin tam
kıyısında bekliyordu. Allah korkusundan kalbinin ürpermesi
geldi, bu halden kurtardı.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, yaş hurma dallarının
sallanması gibi titriyordu. Allah’a olan hüsn-ü
zannı (güzel düşüncesi) geldi ve titremesini dindirdi.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, Sırat Köprüsünde
sürünerek ve emekleyerek yol almaya çalışıyordu. Bana
getirdiği salâvatlar geldi, elinden tutarak ayağa kaldırdı.
Böylece Sıratı geçti.
Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cennet kapılarına
kadar geldi, fakat kapılar yüzüne kapandı. Getirdiği Kelime-
i Şahadetler geldi, elinden tutarak Cennete girdirdi.”
(Camiüs-sağir, s. 685)
Onun o mübarek, temiz ve pak yüce ruhuna sonsuz
salât-ü selâm olsun… Rabbim, ümmetinden olmak şerefini
bizlere nasip eylesin. Âmin.

(909 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.