Sevemez kimse beni, Senin sevdiğin kadar | Selim Gündüzalp

Sevemez kimse beni, Senin sevdiğin kadar

BİR DÜŞÜN…
Çok değil sadece birkaç dakika…
Şöyle sıyrıl şu günlük ve gündelik işlerden, şu
gölgeler ve sahteler dünyasından.
Sonra düşün bir an…
Adam gibi düşün, ama ‘düşünen adam heykeli’ gibi
değil.
İnsanca, mü’mince düşün…
Şimdi seni sevenler var ya…
Şu seni seviyorum diyenler…
Gölge gibi ayrılmayanlar.
Rüzgâr gibi peşinden koşturanlar…
Onlar neredeydi bir zamanlar?
Bir düşün…
Onlar seni, ancak sen var olduktan, sen yaratıldıktan
sonra bildiler ve çok çok sonra sevdiler. Öyle değil mi?
Seni seviyorum diyenler için; önce senin ve sonra da
sevgi denen şeyin var olması gerekliydi. Öyle değil mi?
Eğer sen olmasaydın ve yaratılmasaydın kim bilecekti
seni? Kim haberdar olacaktı senden?
Nasıl sevebilir, nasıl “Seni seviyorum” diyebilirdi,
şimdi çevrende dönüp duranlar.
Seni, yani henüz olmayanı, yok olanı kim bilebilir,
kim sevebilirdi ki?
Bir hatırlamaya çalış!
Sınırlı da olsa, hayal ve hafızanın izini sür. Gidebildiğin
yere kadar git.
Hatırlamaya çalış!
Bir yerde durman gerekir ama işte tam orada dur.
Sen yoktun, dünya da yoktu, hiçbir şey yoktu bir zamanlar.
Ama her şeyi Bilen, seni de Bilen biri vardı. Ve
sadece O vardı. O bir olan Allah (cc) vardı.
O en sevgili, O en şefkatli ve O en merhametli Rabbin
vardı. O’ndan başka da hiçbir şey yoktu.
İşte O bütün Âlemlerin Rabbi’dir. Kur’ân bize O’nu
şöyle tanıtır:
“O, göklerin, yerin ve bunlar arasındaki her şeyin
Rabbi’dir.” (Şuarâ Sûresi, 24)
O’nun rahmeti ve sevgisi her şeyin önünde ve üstündedir.
•••
Evet, seni sevenler de yoktu bir zamanlar. Ne annen,
ne baban ve ne de en yakınların. Hiçbiri, hiçbir şey yoktu.
Ve sen bu uzun yolculuğun farkında bile değilken,
sadece Rabbin için yok, yoktu. Dilediği vakit, saat geldiğinde
seni yokluktan varlığa, karanlıktan aydınlığa
çıkardı.
Rabbin seni, sen yokken de biliyordu ve O’nun sonsuz
ilminde hep vardın. Seni sen yokken sadece O biliyordu,
O seviyordu. Ve sevdiği için de seni var etti. O’nu
bilmen ve O’nu tanıyıp sevmen için seni bu dünyaya
gönderdi. Başkaları seni var olduktan sonra sevdiler.
Anlayacağın şu ki, onlar seni şartlı sevdiler.
Oysa Yüce Rabbin seni şartsız sevdi. Hatta seni sevmesi
için var olman bile gerekmezdi. O seni yaratınca
bilmedi. Yaratmadan önce de biliyordu. O sonsuz ilmiyle
ve sonsuz kudretiyle seni yaratmayı diledi ve var etti.
Unutma, sen O’nun, o sonsuz ilminde hep vardın…
Seni yaratmakla, kendini sana bildirdi, seni senden
ve kendi varlığından haberdar etti.
Bu müthiş ânı kaçırma hayatından. Çıkarma hiç aklından.
Hatırla zaman zaman.
Hatırla ki, yanlışlara düşmekten ve korkulara kapılmaktan
kurtulasın.
Seni O’ndan başka hiç kimse böyle güzel sevmedi;
sevemez de. Sevemezdi de, sevemeyecek de.
O’nun sevgisi hep en başta ve hep en önde…
Sevenler, “Seni seviyorum” diyenler, hepsi bir bir çekilip
gidecekler gün be gün. Sadece O’nun sevgisi kalacak
seninle…
Onun için dinleme içi boş sözleri, gerçek sevgiden
nasipsizleri dinleme. Dinleme o palavra şarkıları, o içi
boş lâfları. Dinleme…
Dinlersen de değiştir sözlerini, öyle söyle.
“Sevemez kimse seni, benim sevdiğim kadar” diyenlere.
Sen, “Sevemez kimse beni, Rabbimin sevdiği
kadar” de…
Gerçek sevginin yolunu bul. Bulamayanlara da göster.
“Ben bir aynayım” deyin. “Siz aynaları değil, aynadaki
görüntünün de değil, o tecellînin, o bir anlık cilvenin
kaynağını asıl sevin.” Doğru adresi göster onlara…
Bir ayna ol görün yüzlerine. Bir ışık ol karanlık bakışlara,
sevginin adresini kaybetmişlere…
Rabbimin o en güzel isimlerini gör ve göster bir bir.
Biteni, söneni, gideni, geçeni değil, bitmeyeni gör, batmayanı
göster… Gitmeyeni, geçmeyeni, ebediyen ölmeyeni,
sönmeyeni bil, bildir; gör, göster.
Kim sevebilir seni O’ndan başka? Kim bilebilir seni
O’ndan başka? Gerçek sevginin yolunu kaybedenlere,
ışık parmağınla doğru adresi göster: Ve konuş: Parmak
güneşi gösterdiğinde, parmağa değil, güneşe bakın.
Bana takılmayın.
Yanılmayın, bir zerrede, bir cilvede. Takılıp kalmayın.
Boğulup aldanmayın.
Bu makamda söz senin; konuş, sesin ve sözün yettiği
kadar. Konuş konuşabildiğin kadar.
Melekler de şahitliğine hayran kalsınlar. Ve seve seve
söyle:
“Sevemez kimse beni ‘Senin’ sevdiğin kadar
Allah’ım!”
•••
Söyleyenlerin belki de haberi yok.
Şarkılar da seni söyler Allah’ım. Diller de seni söyler…
Sevemez kimse beni, ‘Senin’ sevdiğin kadar.
Sevemezler, sevseler de yalan severler, yalan söylerler.
Yok öyle kimseler de zaten. Sende seni sevenler,
hakikati halde seni değil kendilerini seviyorlar. Aldanma,
inanma, yanma. Bir tek senin sevgindir bu dünyada
gerçek olan Canım Allah’ım.
Bir tek Senin sevgin…
O sevginin bir katresi, bir zerresi bile yeter bize…
Bunu da anlamayanlara “Sözler”i aç ve şu cümleyi
oku:
“…Her bir isminde mânevî çok hazine-i ihsan ve
kerem bulunan bir Mahbub-u Ezelinin, elbette bir zerre
muhabbeti, kâinata bedel olabilir. Kâinat, O’nun bir
cüz’î tecelli-i muhabbetine bedel olamaz.” (Sözler, 360)

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasûlallah…

(726 kelime)



Yorum Bırakın