Selim Gündüzalp’e Veda, Mustafa Ali AYKOL

Bir cenaze defnedildi

O mezarda kaldı,

Bizler de evlerimize döndük

Ne garip değil mi?

Aslında o evine döndü

Biz gurbette kaldık…”

Selim Gündüzalp

Selim Gündüzalp ismini ilk olarak ortaokulda, değerli matematik öğretmenim Nilüfer hocamdan duymuştum. Kendisi, “Zafer Dergisi Kuşağı” olarak adlandırılabilecek bir neslin içinden geliyordu. Hem Zafer Dergisi, hem de Selim Gündüzalp onun hayatında bir dönüm noktası olmuştu. Bu sebeple matematik derslerinde aralar verip bize onun kitaplarından pasajlar okurdu.

O zamanlar sadece ismen tanıdığım Selim Gündüzalp ile ilk tanışmamız, Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Gençlerle Baş Başa” programında olmuştu. Tıka basa dolu olan salonda konuşmasına bir çay arası vermiş ve o arada herkesle tek tek ilgilenmişti.

Bir sonraki karşılaşmamız ise yine güzel bir vesile ile olmuştu. Sâkî Fanzin ekibi olarak, şehrimizin yetiştirdiği büyük bir değer olan Mehmet Selahaddin Şimşek’i anma günleri etkinliği düzenlemiştik. Selim Gündüzalp’i de konuşmacı olarak okulum Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi’ne davet etmiştik. O gün, bize kendisinde şimdiye kadar yayınlanmamış olan, Selahaddin Şimşek’e ait özdeyiş-poster çalışmaları olduğunu söylemiş, eğer bu işin peşine düşersek bunları bizimle paylaşacağını belirtmişti. Biz ise, maalesef ki okul-dersler-sınavlar derken bunu erteledik hep. Şimdi ise yaşadığımız şey çok büyük bir pişmanlık maalesef.

Daha sonrasında Hüseyin ağabey ile birçok kez görüştük. Yeri geldi, Zafer Dergisi’ndeki iftarına konuk olduk. Yeri geldi, evindeki kütüphanesini gezdirdi bizlere. Şunu söylemeliyim ki, Sakarya’da hiçbir evde öyle donanımlı bir kitaplık yoktur; hem nicelik hem nitelik açısından. O, büyük bir mütefekkirdi.

Hüseyin ağabeyi en son, her Ramazan ayında bulvara kurulan kitap sokağında görmüştüm. Zafer standında kitaplarını imzalıyordu. Orada biraz muhabbet edip, bir kitabını imzalatmıştım.

Selim Gündüzalp, tam bir örnek şahsiyetti. Kiminle konuşuyor olursa olsun, yüzünden gülümsemesi hiç eksik olmazdı. Tevazunun, alçak gönüllülüğün vücut bulmuş haliydi. Küçüklerle küçük olurdu. Onu belki de en çok çocuklar severdi bu yüzden. Onları dinler, anlar, önemser ve onların anladığı dilden konuşurdu.

Selim Gündüzalp’in diğer bir önemli yanı dergici kimliğiydi. Göz ağrısı olan Zafer Dergisi’ni 40 yılı aşkın süredir çıkarıyordu ve Zafer’i çok önemsiyordu. Bir keresinde bana yıllara göre ciltletilmiş olan Zafer’in 40 yıllık arşivini göstermişti sanki evlatlarıyla beni tanıştırıyor gibi… Evet, kitaplar evlatlarıydı onun, dergi evladıydı.

Zafer Dergisi’nin okuyucuları ve TRT başta olmak üzere katıldığı çeşitli TV, radyo programları sayesinde tüm ülkede tanınan bir isim olmuştu Selim Gündüzalp.

Cenaze namazını Sakarya’da binler kıldı. Bu dünyadan bir Selim Gündüzalp, bir Hüseyin ağabey geçti. Sen, dev bir hazineydin Hüseyin ağabey. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.