Sana hasret bitmez yâ Rasulallah (asm) | Selim Gündüzalp

Sana hasret bitmez yâ Rasulallah (asm)

MEKKE’DE, Medine’deyiz.
Kâinatın kalbindeyiz.
Bu mübarek mekânları hayatımda özel bir
yere koyuyorum…
Sana bu kadar yakınken uzak olmak, ruhumu yakıyor,
olgunlaştırıyor…
Ümmetin olmak şerefi yeter. Bu nimet, her nimetin
üstünde. Bizi de kervanının arasına katıver ne olur. Hatırana
sahip çıkamadığım için yüzüm yok, yanıyorum.
Gider susuzluğumu ne olur…
“Yanan kalbe devâsın Sen!..”
Derdimin dermanısın Sen…
Bırakma bizi bu dünya çöllerinde…
Buraları hasretinden mi böyle sıcak yâ Rasulallah
(asm)? Adını zikrettikçe, salâvat getirdikçe dillerimiz
ferahlıyor. Diller ki, hasret Sana yâ Rasulallah (asm).
Gerçekten özlenmesi gerekeni özleyememek, ruhumuzun
hicranıdır. Fırtına çöllerde değil, içimizde kopuyor.

“Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca, sahranın;
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın!”
– Mehmed Âkif Ersoy

Kalp aynası, toz duman içinde.
Cilası salâvat getirmek.
Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
Burası yerlerden bir yer değil. Burası dilin sustuğu,
kalbin konuştuğu bir yer.
Ruhumuz burada teselli buluyor. Uzuyor dakikalar,
uzuyor. Zaman burada sanki duruyor.
Daha ne diyeyim, sustum gayrı. Gerisini bilen bilir,
yaşayan bilir.
Güvercinler ve bulutlar, dalga dalga Ravzana gelip
konuyorlar. Kim bilir, kimden, hangi yerdeki hangi
mü’minden selâm ve duâlar getiriyorlar, kim bilir…
Bu fânî dünyada her şey biter, Sana, hasret bitmez
yâ Rasulallah (asm)…
Sana olan hasretin zevki de bir başkadır. Hasretin
zevkini tadanlar bilirler. Sana kavuşacakları günü hasretle
beklerler.
Kim, neyi beklerse beklesin; kim, neyi özlerse özlesin;
gerçek şu ki, orada da, burada da özlenmeye ve
beklenmeye değer sadece Sensin yâ Rasulallah (asm)…
Arayan ne bulamaz ki Sende? Yaradan Seni iç ve dış
güzelliğinin o en müstesna hâliyle yaratmış. Tek örneğimizsin.
Önderimiz Sensin. Ruhumuzun aradığı ne varsa
hepsi Sende… Onun için Seni özlüyoruz yâ Rasulallah
(asm), onun için…
Sen bildirmeseydin, ne kendimizi, ne dünyamızı
bilebilirdik. Kur’an’la ders verip aydınlatmasaydın,
karanlıklardaydık şimdi. Her sorumuza cevap Sende.
Kuruyan dillere, dudaklara bengisu Sende. Nice kurak
çöllerden sonra, kalbimiz ve aklımız, susuzluğunu Sende
giderdi.
Açık denizlerde pusulasını kaybetmiş gemiler gibiyiz
bazen. Yolunu izlemekle nice tehlikelerden kurtuluyoruz.
Hayatımıza Sen ışık tuttun. Yönümüzü Seninle bulduk.
Sayısız yollar arasından tek doğru olanı bize Sen
gösterdin. Hüsrana düşmekten, sözlerinle, sohbetlerinle
kurtulduk.
Zifiri karanlıkta attığı adımı bile göremeyen gözlere,
gideceği o aydınlık diyarı Sen tarif ettin. Ruhumuz bildi
Seni, kalbimiz sevdi Seni.
Denizleri, dağları, bitkileri, hayvanları, gökteki
yıldızları ve insanları, dahası melekleri ve ebedî saadeti
bize Sen ders verdin. Ruhumuzun ebedî ihtiyacını Sen
giderdin. Doyurdun duygularımızı. Mesajını okuduk,
yeniden doğduk. Rabbimizi Seninle bildik. Bu dünyada
başıboş olmadığımızı Seninle öğrendik.
Bir yanımız eksik, bir yanımız yarım. Yarım kalan
yanımız, aşkınla tamamlansın istiyoruz. Herkes mahbubuna
ve maksuduna kavuşmak bir için yol arıyor. Biz
de çok aradık, o yolu Sende bulduk. Şimdi Sana yakın
yerlerdeyiz çok şükür.
Sana hasret bitmez yâ Rasulallah (asm)…
Sana bu kadar yakınken, aramızdaki mesafeleri
uzatma yâ Rasulallah (asm).
Allah’ım, Habibine olan aşkımızın ateşiyle tutuştur
yüreğimizi. Tutuştur ki, başka hasretlere yer kalmasın,
fânîler yer bulamasın kalbimizde.
Ömürler geçiyor. Adım adım buluşacağımız o günlere
doğru gidiyor. O dehşetli günlerde bizi yalnız bırakma
yâ Rasulallah (asm). Dünya hasreti ne kadar uzarsa
uzasın, ebedî âlemde Sana kavuşmak ümidiyle teselli
buluyoruz.
Saadetli devrine yetişemedik ama hayatını Seni anlatan
en güvenilir kaynaklardan okuyup öğrendik. Bazı
sahneler hiç çıkmadı hayâlimizden. Rüyalarımızı süsledi,
hasretimizi rüyalarda giderdik.
Düşünmeden, sormadan edemiyor insan. Senin
sünnetin ve yolun bu kadar güzelse, kim bilir Sen ne kadar
güzelsin… Sana ve dâvâna olan sadakati uğruna
hayatını feda edenleri düşündükçe hayretler içinde kalıyorum,
o kahramanlara özeniyorum. Niçin bu kadar
sevildiğini şimdi daha iyi anlıyorum.
Evet, onlar hayatlarını aydınlatan ışığı doğrudan
doğruya Senden, risaletinin nuruyla perdesiz aldılar ve
bir anda tutuşup yandılar, bir anda olgunlaştılar. Bizler
ise o nurun yani velayetinin aynalara vurup oradan
yansıyan tecellisine muhatap oluyoruz ancak. Onlar
nerede, biz nerede? Tek tesellimiz, o yolda olmamız. O
yolda bir ve beraberiz inşaallah.
Sana hasret, ayrı bir güzellik, ayrı bir özellik…
Her şeyin iyisine bakmayı, güzellikleri söyleyip hataları
örtmeyi ve dahi affetmeyi Senden öğrendik. Senden
öğrendiğimiz bir değil, binlerdir. Ne varsa hayatımızda
güzellik adına, hepsi Senden yâ Rasulallah (asm)…
Allah (cc), Seni bize en güzel bir örnek olarak yaratıp
göndermiş. Mübarek hayatından tek bir sahne dahi bir
insanın ömrünü baştan sona değiştirmeye yeter. Her bir
sözün de öyledir… Onlar dünyalar değerindedir. Sensiz
dünya bile renksiz.
Seni sevenlerin ateşini ve hasretini dindiren bir sır
var Sende. Sensiz dünya ıssız… Ne yapayım öyle dünyayı,
ne yapayım? Sen dünyanın nurusun, ruhusun.
Rabbimizin en güzel isimlerini gösteren aynasın Sen.

“Vücud ikliminin Sultanısın Sen
Efendim, derdimin dermanısın Sen…”

Sen, çorak dünyamızın, kuruyan dudaklarımızın
âb-ı hayatısın yâ Rasulallah (asm)…
Akşamın hasreti ezanla bitiyor. Sabahın hasreti de
öyle.
Sana hasret bitmez yâ Rasulallah (asm)… Huzuruna
geliyoruz, bin bir hasretle. Rabbim, duâlarımızı kabul
eyle…
Şairin dediği hâllerdeyim:
“Öyle bülbülsün ki, dem çektikçe her mevsim bahar
Öyle Mecnunsun ki, bir âhınla bin Leylâ yanar…”
Binler dostların selâmları ve duâları ile beraber geliyorum.
Hasretim Sanadır yâ Rasulallah (asm). Nice
hasretlinin duâsıyla, gözyaşı katılmış dilekleriyle beraber
geliyoruz. Onların her biri dünyadan daha kıymetli.
Ey hasta kalplerimizin şifâsı, ey dertlerimizin devâsı,
ey sevgililerin en sevgilisi…
Ağır emanetlerle geliyoruz. Yükümü huzurunda indirmek
istiyorum izninle yâ Rasulallah (asm)… Her birine
ayrı ayrı şefaatler diliyorum Senden. Her derdimize
devâlar, şifâlar diliyorum Senden. Tek tek selâmlarını,
hasretlerini iletiyorum Sana. Her bir kardeşimin, her bir
mü’minin. Zerrece de olsa, kalbinde muhabbetini taşıyan
her dostun.
Yeniden doğmak ve hayata yeniden başlamak için
buradayım.
Dünyada her şey biter. Sana olan hasret bitmez yâ
Rasulallah (asm)…
Mıknatısın demiri çektiği gibi, kalplerimizi kendine
doğru çekiyorsun. Senin Rabbimizin katında özel bir
yerin olmasaydı, hiç şüphesiz hissedemezdik bunları,
yaşayamazdık. Kalbimiz ve dilimiz yanılmıyor, doğru
söylüyor yâ Rasulallah (asm).
Sende bize ait bir şey olmasaydı, bunca insan akın
akın akar mıydı Ravzana, o cennetmisâl bahçene? Dünyada
ve kâinatta ne varsa, Senin misafir olduğum mübarek
yere kıyalsa zerre bile değil. Ruh ne ise beden
için, Sen de öylesin bizim için. Hayatımıza hayat katan,
Senin o mübarek hayatındır.
Yâ Rasulallah (asm), Sana hasretin zevki de başkadır.
Bitmeyen hasretimiz sadece Sanadır.
Sen oradayken, bu dünyada bırakılmayacak ne var
ki?
Rabbim, bağışla bizleri. Habibin hürmetine bağışla.
Kapındaki dilenciye bir mülk bağışla. Bağışla da yükümden
kurtulayım Yâ Rabbi…
Kalem tükendi, dil sustu, kelimeler bitti. Sana ulaşacak
duâlar ve dilekler bitmedi.
İzninle çekiliyorum huzurundan, hasretinle yana
yana ayrılıyorum. ‘Hadi’ diyorlar burada pek fazla tutmuyorlar.
Ya hasretimizi hiç bilmiyorlar, ya da öylesine
bir yolcu zannediyorlar… Biz gitmeye gelmedik. Yanında
kalmaya, ebediyen beraber olmaya geldik.
Damlaların denize hasreti biter mi?
Bitmez yâ Rasulallah (asm)!
Bu hasret biterse, her şey biter.
Sana hasret bitmez yâ Rasulallah (asm)…
Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Habiballah…
“Risâlet-i Muhammediye (asm), şuur-u kâinatın
şuurudur ve nurudur. Ve vahy-i Kur’ân dahi, hayattar
hakâikının şehâdetiyle, hayat-ı kâinatın ruhudur ve
şuur-u kâinatın aklıdır.
Evet, evet, evet! Eğer kâinattan risâlet-i Muhammediyenin
(asm) nuru çıksa, gitse, kâinat vefât edecek.”
(Bediüzzaman, Sözler)

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasûlallah…

(1084 kelime)



Yorum Bırakın