Hiçbir sevinç diğerine benzemez

Seni seven, kötü işlerden seni sakındırır. — Hazreti Hüseyin (ra) HİÇBİR KEDER benzemez.. Gelip geçici basit neşeler de… Söz konusu insansa, onun yaşadıklarıysa eğer… Her şey böyledir. Her şey bir defadır. Biriciktir. Sadece ona hastır. İşte insan bunun için özeldir. Kâinatın gözbebeğidir. Kusurunu affettirmek için ne yaparsa yapsın, yeter ki…

Bir yaprak daha düştü

VAKİT GELDİ… Vakit topraktır.. Bir ağacın başındaki son yaprak da düştü… Ruh hasret çektiği ulvi âlemlere doğru yükselirken, beden elbisesi de toprağa düştü. Damlalar denize akar, yapraklar toprağa…

Zübeyir Gündüzalp Ağabey

Haydar Gündüzalp Ağabeyime hürmet ve muhabbetlerimle… ONU TANIMAK bahtiyarlığına eremedim ama fıtraten onu hep kendime yakın bildim. Bazı insanlarla aynı dönemde yaşamış olup olmamanız o kadar önemli değildir. Onların hayatı gibi, sözleri de bir gün sizi bulur. Bulmak ne kelime? Bir gün sizi vurur. Beni de bir gün vurduğu gibi.

Hayatımıza hayat katanlar

ONLAR, HEPİMİZİN yakından tanıdığı, yakından bildiği insanlar. Ancak aynaya bakarken nasıl kendini unutursa insan, onlar da unutuluveriyor bazen. Onlar görünmeyen kahramanlar. Annemizin ve evimizin şefkat dolu o güzel havasından kendilerine teslim edildiğimiz eller, itimada şayan insanlar.

Baharla gelen adam

BİR ÜLKE düşünün… Işıkları tamamen sönmüş, yaşayanların ise sesleri kısılmış. Ses soluk yok. Yalnızlar, ıssızlar ülkesi… Yıldırılmış, sindirilmiş insanların hepsi. Ağır uykuların gecesinden çıkamamış garip bir ülke… İnsanların kendi aralarında bile konuşmaktan kaçındığı, birbirine yabancılaştığı garip ve acîb bir ülke…

Anneler sabreder…

Alp’imize ve şehit annelerine… HATIRINDA MI o gün? Hani anne olduğun gün. Hatırında mı? O güne kadar hiç görmediğin, bilmediğin bir yavruydu kollarında tuttuğun. Dünyada kimseye benzemeyen. Özel bir misafirdi. Sadece yüzünün resmini bile çiz deseler, asla çizemeyeceğin. Bir mucize ile karşı karşıya kaldığın o gün.

Parasız hayat olmaz mı?

GÖZÜ TOK BİRİYDİ ama çevresi öyle değildi. Haliyle o çevresinin etkisinde yetişmişti. Parasız bir hayatın asla ama asla olmayacağına daha genç yaşlarda inanmaya başlamıştı. Çünkü çevresinde o kadar çok para konuşuluyordu ki, hayatın merkezine ister istemez o da parayı ve onunla alakalı değerleri almak zorunda kalmıştı.

Olanı biteni ibretle seyreden adam

DAĞINIK OLAN çalışma masasının üzerindeki kitaplara, kâğıtlara bir göz attı. Birkaç gün önce aldığı notlar dikkatini çekti. “Allah Allah” diye söylendi. “İlginç!” dedi. “Bu kadar da tevafuk olur mu?” Aldığı notlarda şu sözler yazılıydı: “İnsan, nefsinden; hayvan, yularından tutulur.”

Terzinin sırrı…

Terzi Abdullah Yenihayat Ağabey ile Abdurrahman Özkırklar Ağabey’in ellerinden öpüyor, Mustafa Yıldız Ağabey’in de ruhuna dualar gönderiyorum. ÇOĞU EMEKLİ olan eski dostlar, eski bir terzi dükkanında buluşuyorlardı. Bu dükkâna hemen her gün uğramadan edemezlerdi.

Sahildeki adam

ISSIZ BİR SAHİLDE yaşayan bir adam vardı… Geceleri elinde, eski bir fenerle dolaşırdı. Kendisinden yardım isteyen biri var mı diye, kıyıdan epey uzaklardaki sesleri dinlerdi. Bu sahiller ona hiç yabancı değildi. Çünkü bu sahillerde doğmuş, burada büyümüştü.

1 5 6 7 8 9 27