Selim Gündüzalp | Eserleri, Yazıları, Videoları

Hayatı, hayatı verenle yaşamak

ALLAH nasip ettiği müddetçe yaşarız bu dünyada.
Alırız nasibimizi nefes nefes ve göçer gideriz.
Bazılarının nasibi bir nefes, bazılarının
daha fazla.
Hayatın içinde hayatı anlamaya çalışır insan.
Bazen naz ve niyaz içinde gider. Öğrenir hayatın
gayesini. Anlar ki, yoktur Ondan başka dostu, yoktur
Ondan başka yakını, yârânı. Anlar ki, sayılıdır nefesleri.
Anlar ki, nasipledir gelmek, nasipledir gitmek. Yaşamak,
Onunla olunca güzeldir. Onun adına olunca hep
güzeldir. Devamını Oku »

Hayat aşk ile yaşar

Hayatın anlamını kaybetmenin acısı, her acının üstündedir.

 

HER ŞEYİN bir sonu var.
Başlayan biter, vakti gelen gider.
Devran böyle.
Tutunacak bir dal arar insan.
Sığınacak bir liman…
Ne ondan, ne de bundan…
Medet yoktur başkasından.
Devâ Ondan… İllâ Ondan, illâ Ondan…
Yok medet başkasından.
Yanar yakınırsınız, döner durursunuz içinizde, kördüğüm
olursunuz.
Neler neler geçer aklınızdan ama hiçbirini yapamazsınız.
Kalakalırsınız öylece eliniz böğrünüzde.
Bir hamle daha…
Son bir hamle daha yapmayı denersiniz…
Mecâlsiz ruhunuz izin vermez.
Anlarsınız ki bu iş, buraya kadardır.
Buradan ötesi bir sır, bir umman…
Anlarsınız…
Kaderi anlarsınız.
Anlamak ne kelime? Kaderi yaşarsınız… Devamını Oku »

Kas 27, 2017 - 2. Bölüm: Yâ Hayy!    Yorum Yok

Düşen bir yaprak görürsen…

Bir ağacın önünden onu sevmeden ve onun var
oluşundan sevinç ve mutluluk
duymadan nasıl geçebilir insan?
— Dostoyevski

DÜŞEN bir yaprak görürsen, Beni hatırla demiştin…
Kim, nasıl söylerse söylesin, bu sözü Senden
bilmiştim ben. Çünkü bir yaprak, Senin iznin olmadan
düşmezdi, düşemezdi. Devamını Oku »

Kas 27, 2017 - 2. Bölüm: Yâ Hayy!    Yorum Yok

Allah her şeyi güzel yapar

ALLAH dilemezse hiçbir şey olmaz. Yaprak solmaz.
Güneş batmaz. Önümüze açılan iki yoldan
birini seçmek, bizden. Seçtiğimiz yolun
sorumluluğu bize ait.
İzin verildiği ölçüde konuşuruz. İzin verildiği müddetçe
yaşarız. Seçtiğimiz yolda da izin verildiği ölçüde
yürür, gideriz. İçimizde nice tohumlar belki de çatlamadan,
başak vermeden öylece göçer gideriz.
Yalancı doğum sancılarına karşılık, sahici olanları da
vardır bu dünyada. Onların çocuklarıyız biz. Onların,
o ızdıraplı insanların, çocuklarıyız. O doğum sancılarını
çekenler olmasaydı, başta Rasul-i Ekrem (asm) ve
Onun işaret ettiği yöne bakanlar olmasaydı, hâlimiz toz
dumandı. Devamını Oku »

Sözler yetmez Seni anlatmaya

ESKİDEN böyle değildi. İçim ürperirdi sonbahar
deyince. Kapanırdım eve, bir köşeye çekilirdim.
Sonra sonra, okudukça Risaleleri ve Onuncu
Söz’ü, ufkum açıldı, barıştım bu mevsimle. Düpedüz
haksızlık ettiğimize inanıyorum sonbahara, kış bu öncesi
bahara… Üzülürdüm yazın geçişine. Çok şükür
şimdi, “Yaz da geçti” diyebiliyorum. O kadar çok şey var
ki hamd edecek, hangi birini sayayım? Şeftaliyi, üzümü
mü? Çocukların gülümseyen yüzünü mü? Ayvayı, narı
mı? Belalara set olan beli bükülmüş mübarek ihtiyarları
mı? Devamını Oku »

Kas 24, 2017 - Yazılar    Yorum Yok

İnsanın hayatı, kalbinin hayatıdır…

İnsanı kalbi çeker götürür…

Kalbi kucaklayacak, kalbi içine alacak temiz düşünceler ve hamleler gerek…

Kalbimizi sarsmayan hiçbir fikir, hiçbir olay üzerimizdeki etkisini uzun süre sürdüremiyor.

Kalbimizi yumuşatan, onu derinden derine etkileyen her şey, hayatımızda yer buluyor.

Orası, hayatın merkez üssü…

İnsanın hayatı, kalbinin hayatıdır aslında.

Devamını Oku »

Hayatın sahibi Sensin

HAYAT VEREN yalnız Odur. Öyleyse, her şeyin
Hâlıkı dahi yalnız Odur. Çünkü, kâinatın ruhu,
nuru, mayası, esası, neticesi, hülâsası hayattır.
Hayatı veren kim ise, bütün kâinatın Hâlıkı da Odur.
Hayatı veren elbette Odur, Hayy u Kayyumdur. (Bediüzzaman,
Mektûbat)
Hayatın sahibine yaklaştıkça hayat, hayat oluyor.
Nasıl meselâ insan sevdiği insanlara yaklaştıkça, hayatına
bir renk geliyorsa, aynen öyle de mü’min bir yürek
Allah’a yaklaştıkça ona tat geliyor, hayatına renk geliyor. Devamını Oku »

Kas 19, 2017 - 2. Bölüm: Yâ Hayy!    Yorum Yok

Bu dünyada işimiz ne?

Kimsenin kimseyi tanımadığı bir dünyada,
herkesi bilen ve tanıyan bir Allah var.

 


BİTTİ BİTİYOR, gitti gidiyor…
Eskiden satıcılar pazar yerlerinde akşamüstleri
ellerinde son kalan mallar için böyle seslenirlerdi.
Yaşadığımız her gün Allah’ın bir işaretidir. Geçen her
güne dünyadan bakınca ömrümüzden bir gün eksilmiş
görünür. Oysa öteden bakınca, âhirete doğru bir gün
daha yaklaşmış sayılırız. Bu gemi burada durmaz. Bitti
bitiyor, gitti gidiyor. Âhiret limanına her gün bir adım
daha yaklaşıyor. Devamını Oku »

Kas 19, 2017 - Tefekkür    Yorum Yok

Niye geldik bu dünyaya?

Bu soruya vereceğiniz cevabı az ya da çok tahmin edebiliyorum. Ama bu bapta demem o değil. Bu defalık bir başka açıdan bakalım bu soruya:

Kimimizde az, kimimizde çok. Hepimizde eksik olan bir şeyler var. Bunları gidermeye, noksanlarımızı tamamlamaya geldik bu dünyaya. Nasıl tamam olur, kemale erer insan? Noksanını bilmekle ve de kusurunu görmekle.

Devamını Oku »

Kas 11, 2017 - Beklenen Peygamber    Yorum Yok

Bereket

YENİ DOĞAN ÇOCUKLARI sütanneye vermek,tüm diğer Arap kabileleri gibi, Kureyşlilerin de âdetiydi. Her yıl iki kez, yaz ve güz mevsimlerinde, havası ve suyu Mekke’den daha iyi olan beldelerde yaşayan kadınlar, Mekke’ye gelir ve belli bir ücret karşılığında, emzirmek üzere yeni doğan bebekleri alıp götürürlerdi. Peygamber Efendimiz’in (asm) dünyayı şereflendirdiği yıl da, Mekke’ye, emzirecek çocuk almak üzere bir kâfile geldi. Kâfiledeki kadınlardan hiçbiri, ‘yetim’olduğu için Peygamber Efendimiz’e (asm) sütannelik yapmak istemiyordu. Dedesi Abdulmuttalip ise, ona sütanne bulmak için uğraşıyordu.

Devamını Oku »