Bir bugün, bin yarına bedeldir

“Kelebeğin ömrüne ‘bir gün’ deme. O senin gibi ayları değil, anları sayar.” — Tagore BİZİ kendimize getirecek bir sese kulak vermemiz gerekiyor. Hemen, bugünden başlayarak. Bir bugün, bin yarına bedeldir. Bize ait olmayan bir hayatı yaşamak niye? Sırtımızdaki kambur niye? Boşuna dememiş atalar, “Siz binilmeye razı oldukça, önüne gelen bir…

Neye niyet ediyorsanız, onu yaşarsınız…

“Nice küçük amel, niyetle büyür; nice büyük amelse, niyetle küçülür.” — Abdullah bin Mübarek BİR GÜN bir güne; bir an bir ana benzemiyor. Hayatın her anı, birbirinden farklı. Aynı camdan da baksanız, aynı manzarayı iki defa göremezsiniz. Aynı kitabı da okusanız, her defasında ayrı bir mânâyı keşfedersiniz. Rahmetli Zübeyir Gündüzalp…

Yıldızları yüreğinde seyret

“Yıldızları sev ki, çiçekli rüyalar göresin.” — Tagore HERKESİN imtihanı kendine göre. Yüksek dağlara karlar fazla düşer. Onların imtihanı kendilerine göre. Bu meydanda olan, imtihandan kurtulamaz. Boş kaldık mı, hayatımız adem âlemleri hesabına yokluğa akan bir nehir, bir zehir olur. Yaşadığımız hayatı beğenmiyorsak, yapılacak tek şey, o yanlış giden hayata…

Vermek güzelleştiriyor insanı

“Allah için ticareti Et bu güzel ibadeti Ver sadaka ve zekâtı Mevla’dan al, Mevla’ya ver” — Alvarlı Efe Hazretleri ‘VERMEK’, ne güzel bir kelime. Kulak vermek, gönül vermek ve Allah yoluna hayatı vermek… Ne veriyorsak, illâ Allah için vermek. O’nun adına vermek. Verirken güzelleşiyor, seviniyor, insan olduğunu anlıyor insan. İşte…

Bir iyilik tutar eğler beni

“Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap!” — Kasas Suresi, 76-77   GÖZLERİMİZ ufuklarda, kulaklarımız rüzgârda… Gidiyoruz, biteviye gidiyoruz… Yaşadığımız her şey hatırlanacak ve hatırlatılacak bir gün. Neden, niçin bu dünyadayız, soracaklar bir gün. Gençliğimizin aşkla parıldayan günleri, ihtiyarlığımızın yokuşları hesaplayan günleri de sorulacak. En küçük, en önemsiz…

Küçük şey yoktur

“En büyük mutluluk, başkasını mutlu etmektir.” — Victor Hugo ANDRE GİDE, zevkle okuduğumuz ve büyük dersler çıkardığımız Küçük Prens’in yazarı Antoine de Saint Exupery ile tanıştıktan sonra şöyle der: “Ben yıllar boyu eserlerimde kahramanlar koydum ortaya. Tabii ki onları sevdim, onlarla yaşadım. Okurlarım da onları beğendiler, sevdiler. Ama bir gün…

“Azdan çoğa gidilir”

ÖYLE DERDİ ANNEM… Nedense bu söz bana iki dilim kızarmış ekmeğin yanında üzerine sürülmek için bekleyen tereyağını, rafadan bir köy yumurtasını, bir avuç peyniri ve bir o kadar da zeytini hatırlatır. Güneşin bütün haşmetiyle vurduğu bir sabah sofrasının neşesini, gülümseyen davetkâr yüzünü, şen şakrak hâlini hatırlatır.

Bir gece yolculuğu

“Gece gündüz ömrünüz kısalıyor. Yaptıklarınız ise kaydediliyor.” — Abdullah ibni Mesud BİR GECE VAKTİ, rüya mıydı neydi bilmiyorum, “Kalk!” dediler şaşkın bakışlarımın arasında. Çekip çıkardılar yatağımdan. Soramadım “Nereye?” diye. Uzun ve hızlı bir seyahate çıktık, doğduğum güne, çocukluğuma.

Saatçi Dükkânı

— Kadim dostum Saatçi Burhan’a… YILLARA meydan okuyan iki katlı ahşap evin altında bir dükkân. Babadan oğula devreden eski saatçi dükkânı. Müşterileri gibi konukları da eski. Ara soğutmayan dostlar, sayılı, sade insanlar… Genç bir adam telaşla girdi bu dükkâna. Ne aradığını anlatmak için epey zorlandı.

Bir gencin uyanışı

“Olmamız gereken şeyi, olduğumuz gibi kalarak olamayız.” — Max de Pree HERKESİN zihnindeki ve hayalindeki kötülükleri unuttuğu günlerden bir gündü. O gün böyle bir gündü. Günlerden bir gün değildi. Özeldi… Peki o günkü hayatı farklı kılan neydi? Öyleyse dinlemeye hazır olun. •••