Selim Gündüzalp | Eserleri, Yazıları, Videoları
Eki 19, 2017 - Yazılar    Yorum Yok

Sözler yetmez seni anlatmaya

Eskiden böyle değildi. İçim ürperirdi sonbahar deyince. Kapanırdım eve, bir köşeye çekilirdim öylece. Sonra sonra, okudukça Risaleleri ve Sözleri, açıldı ufkum, barıştım bu mevsimle. Düpedüz haksızlık ettiğimize inanıyorum sonbahara, kış bu öncesi bahara… Üzülürdüm yazın geçişine. Çok şükür şimdi, “Yaz geçti” diyebiliyorum. O kadar çok şey var ki hamd edecek, hangi birini sayayım? Şeftaliyi, üzümü mü? Çocukların gülümseyen yüzünü mü? Ayvayı, narı mı? Belalara set olan beli bükülmüş mübarek ihtiyarları mı?

Devamını Oku »

Eki 18, 2017 - Tefekkür, Yaşam, Yazılar    Yorum Yok

Adını andım, rahatladım Allah’ım!

 

İstediğim gibi gitmiyor bazan işler..
Dokunuyor ruhuma her ne var ise..
İncitiyor kalbimi..
Zindanda boğazı sıkılan bir adamım sanki..
Ellerim titriyor..
Dizlerim de öyle..
Artık merdivenleri sayıyorum,
Yolları, yokuşları hesaplıyorum..
Gözüm kesmiyor..
Birkaç dakikada hem de çifter çifter..
Bilmem o kaç basamaklı merdivenleri,
tek nefeste çıkmak geçti artık..
En az basamak,
En az merdiven neredeyse oradayım..
O yolu tercih ediyorum..

Devamını Oku »

Eki 18, 2017 - Yazılar    Yorum Yok

Her Ölüm Bize Kendi Ölümümüzü Hatırlatır


 

Rahmet yağıyor sicim gibi… Dökülüyor gökten sayısız hazineler üzerime…
Acaba bir şey mi var? Bir yerden bir haber mi?
Evet, çok sevdiğim Şener ve Şeref kardeşlerimizin babaları vefat etmiş.
Haberini alıyorum. Dilim, kalbim duâya duruyor.
Çok değil, daha geçen hafta odasına girip elini öpmek ve onun halinde kendi halimi görmek nasip olmuştu. İşte olup olacağımız böyle bir hal. Yerinden kalkamayan nuranî bir ihtiyar. Ama bakışlarıyla gözlerimi radar gibi tarayan mübarek bir adam… Belli ki ömrü güzel yaşamış, belli ki hayatı belli bir çizgide yürütmüş. Hürmet görüyor çocuklarından, torunlarından. Ne olacak halimiz diye onun hayat aynasında kendi hayatımı seyrettim.

Devamını Oku »

Eki 16, 2017 - Tefekkür, Yazılar    Yorum Yok

Geçip de Aynaya Soran Var mı?

Geçip de aynanın karşısına yüzüme bakacak gözüm yok. Verdiğin emanet ne güzeldi Allah’ım. Onu lâyıkınca taşıyamadım. Yüzüme bakacak gözüm yok. Ellerimde kirlendi emanetin. Elmas iken, âdî bir cama döndü. Kıymetini bilemedim. Kırk-elli yılda eskidi derim, pörsüdü cildim. O güzellikten bir eser yok. Yok yakınımda kimsecikler. Bir Sen varsın, bir Sen. Hâlimi, derdimi bilen. Bir an olsun beni yalnız bırakmayan. Sadece Sen… Gerçek Sahibim, Mâlikim, Efendim, Rabbim, İlahım, Allah’ım, sadece Sen…

Devamını Oku »

Eki 16, 2017 - Tefekkür, Yazılar    Yorum Yok

Bahar Bahçelerinden Geçtik Bu Sabah

Mis gibi toprak kokuyordu her yer. Toprak ki mayamızdır. Hayat kokar, insan kokar… Üstünde taşır bizi… Bahar bahçelerinden geçtik bu sabah… Geçtik gözlerimizle okşaya okşaya ağacı ve toprağı… Ne kadar da hasretlenmiş yüreğimiz bahara.

Her mevsim güzeldir ama bahar bir başka… Bahara hasret, bahara sevda bir başka… Her mevsim çağırır ama bahar çağırmakla kalmaz, bahar bağırır. Bağrına basmak için bahar bağırır. Bu çağrıyı duymayan ya kör ya sağır…

Bahar bahçelerinden geçtik bu sabah. Konuştuk ağaçlarla, kuşlarla… Kış, kışlık ibadetini yaptı ve gitti. Bu kış bizi hiç üzmedi. Bilelim bilmeyelim, duyalım duymayalım, bir duası, bir dili var her şeyin…

Devamını Oku »

Eki 16, 2017 - Tefekkür, Yazılar    Yorum Yok

Hazreti Peygamber (sav) Sizi Seviyor

Bir yayın evinin kataloğunda: “Darwin sizi seviyor.” isimli kitabın resmini görünce tepem attı. “Kim bu adamlar?” dedim. Darwin’i, Freud’u, Nietzche’si, bilmem daha nicesi… Kim bu adamlar? Bizi neden sevsin bunlar, neden sevsin ki? Bunlar, kendileriyle bile zaten barışık olmayan tipler. Bizi niye ki sevsinler? Ne yani? Yamyamlar da insanları seviyor diye, kucak mı açalım? Sevmez olsun, olmaz olsun bu tarz sevgiler. Bıktık bu sözleri duymaktan…

Medyada her gün bir başkası sahne alıyor. Filan ve falan kişi sizi çok seviyor diye. Allah aşkına, bu adamların bizi sevmekle işi ne ki? Kim zorluyor onları? Sevmesinler, sevmez olsunlar. Sadece “kalp” denilen yumruk kadar bir et parçasını taşıyanlar sevmez olsunlar. O kalbin etrafındaki binlerce duygudan ve maneviyattan habersiz yaşayanlar, sevginin adını lütfen kullanmasınlar. “Sizleri seviyoruz.” diye diye insanlığı sevk ettikleri bu uğursuz yolda kısılsın sesleri. Kendileriyle beraber çekilip gitsin sevgileri.

Sevgisiz insanların sevgileri, bütün insanlığın başına belâdır. Ve onların bugünkü kalıntıları, yaşayan fosil tipler; sözüm ona, bu meş’ûm meşhurların arkasına sığınıp da gerçek yüzlerini saklamasınlar. Açıkça konuşsunlar: “Aslında sizi seviyoruz demekten maksat, hayatınızı karartmaktır. Düştüğümüz çukura sizi de yuvarlamaktır.” desinler. Varsa yürekleri, gerçeği söylesinler.

Bunlar, Allah’ın, ahiretin, meleklerin varlığına inanmazlar ama şeytansız da yapamazlar. Şeytanın ağızlarına çaldığı bir söz de; “Sizi seviyoruz.” olsa gerek.yalan sözlerle aldatmak, huyları bunların. “Hileli adam kendini sevdirir, kendini çekmez. İğfal ve aldatmaya daima çalışır.” diyor Bediüzzaman. (Mektubat, On Altıncı Mektup, 70)

Şeytanlar maskesiz dolaşsaydılar, bunların yanında çok daha masum kalırdılar. Hiç olmazsa dostumuzun düşmanımızın kim olduğunu bilirdik. Gerçek yüzüyle dolaşmaktan mahrumdur düşmanlar. Sevgilerine asla güvenmeyeceğimiz tiplerdir bunlar. Her ne kadar meşhur olsalar da, bir yığın takipçileri bulunsa da…

Peki, bizi gerçekten seven biri yok mu? “Bizi seven, nasıl sever, sevdiğini bize nasıl gösterir?” derseniz işte cevabı.

Devamını Oku »

Eki 16, 2017 - Beklenen Peygamber    Yorum Yok

Bir yıldız doğdu

SAHRADA BİR GECEYDİ.

Mekkeli bir Yahudi tacir, gökyüzünde yeni bir yıldızın doğduğunu gördü. Ertesi sabah koşarak Kureyşlilerin meclisine geldi ve heyecanla sordu:
“Ey Kureyş halkı! İçinizden,bu gece çocuğu doğan oldu mu?”
“Vallahi, bilmiyoruz!” diye cevap verdi meclistekiler. Bunun üzerine,Yahudi:
“Ey Kureyş halkı! Size söylediğim şeyi ezberleyin ve sakın unutmayın! Bu gece, âhirzaman ümmetinin peygamberi doğmuştur! Onun iki kürek kemiği arasında, üzerinde tüyler bulunan kırmızımtırak bir ben vardır!” dedi.
İşitenler bu sözlere hayret ettiler. Meclis dağıldı ve her biri evlerine döndüklerinde, ailelerine Yahudi’nin verdiği haberi söylediler. Bazılarına aileleri şöyle dedi:
“Abdullah bin Abdulmuttalib’in bir oğlu doğdu. Adını ‘Muhammed’koydular!”

Devamını Oku »

Sayfalar:«1...89101112131415»