Selim Gündüzalp | Eserleri, Yazıları, Videoları
Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Sin Dede, Ahmet Zafer

İlk konuştuğum zamanlarda dedemi gördüğümde öyle bağırırmışım: “Sin dedeee…”

Anlatırken gözlerinin içi gülerdi. Onu ‘dede’ yapan bendim!

Bununla ilgili bir anısını zaman zaman anlatırdı: “Alaaddin Başar abimizi ziyarete gitmiştik. Torununu gösterip demişti: ‘Ben buna dargınım!’ Sonra da ‘Çünkü bu beni dede yaptı!’” dediğini gülerek anlatır, sonra da yüzünü muzipçe değiştirir “Ben de sana dargınım!” derdi dedem…

Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

İnsanlığın Ebedi Saadetine Adanmış Bir Ömür, Prof. Dr. Âdem Tatlı

Bütün ömrünü iman ve Kur’an hizmetine adayarak, 40 yılı aşkın bir zaman yazılarıyla, kitaplarıyla, konferanslarıyla özellikle çocuklara ve gençlere hiç durmadan ve yorulmadan hak ve hakikati anlatmış Hüseyin Şengörür, namı diğerle Selim Gündüzalp kardeşimizi bir makale ile ifade edip ortaya koymak mümkün değildir. O insanların ebedî hayatının kurtuluşu için çıktığı bu kutsi hizmet yolundaki fedakârlığı, gayreti, himmeti, hamiyeti ve eserleriyle milletimizin gönlünde haklı olarak bir taht kurmuştur ve hep böyle anılıp hatırlanacaktır.

Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Selim Ağabeyim, Adem Özkan


Aziz Ağabeyim,

Dünyada olsan bize asla söyletmeyeceğin ama fazlası ile layık olduğun vasıflarınla şimdi SANA sesleniyorum:

SELİM AĞABEYİM!

Selim kalpli Ağabeyim,

Şefkat ve muhabbet dolu Ağabeyim,

Büyük dava ve ideal adamı Ağabeyim,

Hak yolunun kara sevdalısı Ağabeyim,

İstikamet kahramanı elif gibi dosdoğru Ağabeyim,

Herkesi kucaklayacak kadar gönlü geniş Ağabeyim,

Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Uç Uç Böceği, Abdullah Şumnu

1989 Ağustos ayıydı. 11 yaşındaydım. Anadolu Lisesi sınavlarını kazanıp ilk kez memleketim Sakarya’dan ayrılacaktım. Yaz tatillerinde etrafındaki tüm gençlere olduğu gibi bana da hep vakit ayırırdı, çocuk olarak görmezdi. “Gel!” dedi. “Biraz kitap okuyalım.” Bir çınar ağacının altına oturduk. Bir süre okuduk. Derken bir uçuç böceği kondu kitabı tutan parmağıma. Böyle bir fotoğrafı kaçırmazdı elbet. Hemen tefekkür gözlüklerini taktı. Sonra ellerimizi kaldırdık, dua ettik. Duanın bitmesi ile güzel böcek uçuverdi. Ben “evimden uzakta ne yaparım”ın kaygısını yaşarken, onun endişeleri bambaşkaydı. ‘Evlat’larından birini uzaklara yollarken manevi azık torbamı doldurma peşindeydi. Onun tek derdi iman hizmeti idi. Ayakta kalmamız için didiniyordu, anlatıyordu, dua ediyordu. Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Ümmetin Başı Sağolsun, Suat Ünsal

Bu satırları yazmak ne kadar da zor…

Parmaklarımın klavyeye vurmasıyla kelimelerin ekranı doldurması, kabre verdiğim abimin üzerini toprakla doldurmakla aynı şeymiş gibi…

Ama iyi ki ahiret var; iyi ki hayat yokluğa akan bir nehir değil…

Yoksa ayrılık acısı insanı çıldırtmaz mıydı!..

İmanın ne büyük bir nimet olduğunu insan böyle zamanlarda görüyor işte. Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

O Bizim Cyrano’muzdu, Cihat Zafer

Bir dal fidan gibi sevda rüzgarlarında eğildiğim bir yaz akşamı, Bulvar’da usulca koluma girmişti. Manolyaların altından geçiyorduk. “Sana bir şarkı okuyayım mı?” demişti. Şarkı mı? Beklemiyordum. “Bir sabah bakacaksın ben yokum / Dünyayı al sana bırakıyorum” diyordu. Çok İstanbullu, çok yürekten bir sesi vardı. Sesinde ancak büyük bir aşkın katabileceği bir yumuşaklık vardı. Koluma girmişti dedim. Hayır. İnsanların koluna girer gibi yapıyor, gönlüne giriyordu. Hüseyin Ağabey’iniz oluyordu. Artık yanında ağlayabilirdiniz. İşte böyle birden en yakınınız oluyordu. Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Sen Bana Hiçbir Zaman Yüzmeyi Öğretmedin!, Özkan Öze

–Selim Gündüzalp’in ardından bakarken…

O gün seninle birlikte olanların anlattıklarına göre, bir delikanlıya yüzmeyi öğretiyormuşsun. Hayatlarımızın on senesini birlikte geçirdik. Bana hiçbir zaman yüzmeyi öğretmedin…
Seninle tanıştığımda ilk gençlik çağlarımın başlarındaydım. “Dergiye” geldiğim gün farketmiş miydin bilmem ama hayatta kalmak için, hayatta olmaktan başka hiçbir sebebim yoktu. Ölmek, kendi başıma üstesinden gelebileceğim bir iş değildi, korkaktım. Belki de hayatı gizlice, uzaktan sevenlerdendim. Çünkü o zamanlar kimi sevsem, hep uzaktan, hep gizlice severdim. 
Çok değil bir sene sonra, ömrümün kalan kısmını orada geçireceğimden neredeyse emin olduğum “çalışma odasına” çağırdın beni. Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Hüseyin Kardeşimin Ardından, Prof.Dr.Alaaddin Başar

Hüseyin Kardeşimin Ardından;

Rahmetli Hüseyin Bey kardeşimle kırk yıldan beri tanışıyor ve otuz üç yıldan beridir de Zafer’e her ay bir yazı göndermekle yakın alakamı devam ettiriyorum. Kendisi kaderin her şeyini güzel gördüğünden olacak, İlâhî takdirle soyadı da Şengörür olmuştu. Şevk ve gayret kaynağıydı. Son asrın iman-küfür mücadelesinin basın ve yayın sahasında büyük hizmetler gören Zafer Dergisi’nin kurucusu ve başyazarıydı. Devamını Oku »

Sayfalar:«1...89101112131415»