Selim Gündüzalp | Eserleri, Yazıları, Videoları
Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Tek Kişilik Cemaat, Hamza Tekin

İnsanın çok arkadaşı, tanıdığı olabilir ama çok dost edinmek, çok dost bulmak o kadar kolay değildir. Fedakâr, vefakâr, cefakâr dost nadir bulunur.

Seni kendine tercih ederek sırf Allah için sevip dostluk yapan insana çok muhtacız. İşte sevgili merhum Hüseyin kardeşimiz bu şekilde dost olan, seven, sevilen, vefakâr dost olan kişilerden biri idi. Sahavetin ve vefanın kendinde tecessüm ettiği nadir kişilerdendi. Rabbe intisabı şaibesiz, rızayı hakkı kazanmada samimi, ona yönelişi aracısız ihlas ile olan bir kardeşimizdi.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Evvel Giden Ahbaba Selam Olsun, Fethi Çağıl

Bendenizin Bediüzzaman’dan sonra hayatına dokunan iki önemli isim var. Biri ‘Ölümü Sevdiren Adam’ Selim Gündüzalp diğeri Metin Karabaşoğlu. Allah Metin ağabeye uzun ömür versin.

Selim ağabeyin çok sevdiği asıl yurdumuz olan ahirete göçmesini 12 Eylül akşamı 21.00 sularında öğrendim. Haberi alır almaz ilk birkaç dakika dondum kaldım. Gözyaşlarıma hakim olamıyordum. Kendimi tutmaya çalıştım ve attığım bir-iki tweet sonrası sabaha kadar hüngür hüngür ağladım.

Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Kalp insanı Selim Gündüzlap, Prof. Dr. Fatih Satıl

Zafer’le tanışmamız 1980’lerde ortaokul yıllarıma dayanır. O yıllardan beri Hüseyin abimi hep Selim Gündüzalp olarak bildim. “Ölüm son değildir” sloganını ilk defa Zafer’de duydum.

Hiç aklıma gelmezdi bir gün bu dergide yazarlık yapacağım. Zafer’de ilk yazım 2013 yılında çıktı. O gün bugündür her ay Selim abinin de teşviki ile bir yazı yazmaya gayret ediyorum.

Enterasandır; yazı yazmaya başladığım tarihten beri Selim abi ne zaman arayıp bana yeni bir yazı için fikirler verse ben o konuyu ondan önce araştırmış kafamda planlamış oluyordum. Sanki Selim abi aklımdan geçenleri okuyordu. Kalp insanıydı vesselam.

Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Hüseyin Abim, Ertuğrul Esen

Muhakkak ki İbrahim başlı başına bir ümmet idi, tek bir hanif olarak Allah’a itaat için kıyam etmişti ve hiç bir zaman müşriklerden olmadı.” (Nahl Suresi, 120. ayet)

Allah’ın veli kulları kimlerdir?” diye sorulduğunda Peygamberimiz (asm) şu cevabı vermişlerdir: “Onlar öyle kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah Celle Celaluhü Hazretleri hatıra gelir.” (Taberî, 4/2731)

Kendileriyle oturduklarımızın hangisi daha hayırlıdır, yâ Rasulallah?” diye soruldu. Resulûllah (asm) da buyurdu ki; “Görüldüklerinde size Allah’ı hatırlatan, konuştuğun­da ilminizi artıran ve ameli size ahireti hatırlatan kim­selerdir.” dedi. (Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/123)

Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Dünyadan Bir Hüseyin Abi Geçti, Engin Arapoğlu

Rahmet-i Rahman’a uğurladığımız Hüseyin abimiz (Selim Gündüzalp) için şimdiye kadar çok şey yazılıp söylendi…

Hep övgü dolu sözlerdi bunlar…

Söylenenlerin hiçbirine itirazım yok, hatta hepsinin altına imzamı atarım…

Lakin Hüseyin abi övülmekten hiç hoşlanmazdı…

Gazetemizdeki köşesine fotoğraf koymamızı da istemezdi…

Hatta yazılarını gerçek ismiyle dahi yazmazdı…

Her zaman, “Ne iş yaparsan yap, hakkını vererek yap” derdi bana…

Böylesi bir yazının hakkını nasıl verebilirim ki ben!

Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Bir Yıldız Daha Kaydı, Cüneyd Suavi

1970’li yılların sonunda çekilen harika bir fotoğraf… Sanki bir asır öncesine ait, biraz sararmış zaten.
En sağda Selim Gündüzalp, önünde telefonu. Ve sürekli olarak not aldığı bir defter…
Ortada Cüneyd Suavi, yanında da Ali Çankırılı duruyor.
Belli ki konuşan yine Selim Gündüzalp, karşısındaki gençlere hiç durmadan bir şeyler anlatıyor. Onlara tevhit dersi veriyor belki de, bütün hayatı boyunca yaptığı gibi.
İnsan yazacaksa onun gibi yazmalı, eğer konuşacaksa öyle konuşmalı…

Cumhuriyet dönemini takip eden yıllardaki manevî çöküş, 70’li yıllara doğru daha da hızlanmıştı. Bu yüzden de özellikle gençlere hitap eden ve onların imanlarına kuvvet veren dergilere bir su veya nefes gibi ihtiyaç vardı. O karanlık yıllarda, rahmetli Necip Fazıl’ın ‘Büyük Doğu’su dışında ‘iman esaslı’ bir dergi bulunmuyordu. Zaten o da çok ağır hücumlara maruz kalıp, yılda ancak birkaç sayı yayınlanırdı.

Yüz binlerce insanın kalbini fetheden ‘ZAFER’, işte o yıllarda yayın hayatına başladı. (1976) Bu işin başında Selim Gündüzalp vardı. Suat Ünsal, Özkan Öze, Cihat Zafer gibi gençler yazı işleriyle ilgilenirken, Ayhan Halaç yazıların tashihini yapardı. Ergün Ür de ‘Dış İşleri Bakanı’ sayılırdı. Çay demleyip yemek yapmak, hatta daha sonra bulaşık yıkama işlerini Hüseyin Özkurt kardeşimiz hallederdi. Ayrıca büyük ve küçük Namık’larla birlikte, şimdi yaşlandığım için ismini hatırlamakta zorlandığım çok sayıda fedakâr kardeşimiz, bu işe ‘baş koymuş gibi’ canla-başla koşuşup dururlardı. Gençlerden Suat Ünsal, Selim Gündüzalp’in manevi evladıydı ve bu güzel beraberlik, onun vefat anına kadar devam etti.

Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Yol Düşünceleri, Ayten Yadigar

Yoldayız diyoruz sohbet ederken, yolcuyuz… Bugün var yarın yokuz şu dünya sahnesinde… Nefesler sayılı, ne bir fazlası ne bir eksiği yok bunun… Vade bittiyse her şey bahane… Emaneti teslim edip toplanıp gidiyoruz dar-ı bekaya… Buna rağmen her ölümde unutuveriyoruz bu dediklerimizi… Bir şaşkınlık, bir hayret, bir inanamama… Yapılacaklar vardı, bitmemiş işler, planlar, programlar… Sanki her giden tüm işlerini halletmiş, bitirmiş ve artık tamam demiş gibi…

Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Gece Yarısı Telefonları, Ali Çankırılı

Sağdan: Selim Gündüzalp, Cüneyd Suavi, Alı Çankırılı

Aklına Zafer dergisinde işlenmesi gereken önemli bir konu geldiğinde, kendisine yakın bulduğu yazarlardan kimin alanına giriyorsa, saat gecenin kaçı olursa olsun, telefonla arar, uykudan kaldırır, “Bu konu çok önemli, not al, bir hafta içinde yazı elime ulaşmış olmalı,” derdi. Yazıyı almadan peşimizi bırakmazdı. Gecenin yarısında arayıp yazı istediği dostlarından biri de Dr. Haluk Nurbaki idi. Rahmetli, bir hastası arıyordur diye, uykusundan uyanır, telefonu açar, bir de ne görsün, arayan Hüseyin’dir. “Gecenin bu saatinde ne istiyorsun, aklına yine ne geldi, Adapazarı’nın Delisi?” diye takılırdı.

Devamını Oku »

Eki 21, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Kalb-i Selim, Akın Aysan

Ahir zaman okyanusunda bir Kaptan-ı Derya Selim Gündüzalp.

Hayat dalgalı açık bir deniz, bir imtihan meydanı.

Açık denizde ise kaptansız, pusulasız, kılavuzsuz, kaybolmadan sahil-i selamete çıkmak hiç kolay değil.

Aşık Yunus’un dediği gibi:

Erenler bir denizdir

Aşık gerek dalası

Bahrı gerek denizden

Girip cevher alası

Asrın Bedi’si olan Üstadının ve Risale-i Nurların kılavuzluğu ile yol aldın, cevherler, inciler çıkardın bu denizden.

Çıkardığın en güzel inciydi Zafer…

Devamını Oku »

Sayfalar:«1...89101112131415»