Selim Gündüzalp | Eserleri, Yazıları, Videoları
Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Adam Olacak Çocuk, Rasim Soylu

Bir zamanlar rahmetli Barış Manço TRT televizyonlarında yıllarca süren bir program yaptı. Adı “Adam Olacak Çocuk” olan bu programda çocuklarla çok ciddi diyaloglar kuruyordu.

Selim Gündüzalp o çocukların adam olmuş halidir. Hem de adam gibi adam. Üstün ve özel yetenekli çocukları eğiten bir kurum olan Bilim ve Sanat Merkezine geldiği zaman, Selim Gündüzalp’e “Sizin küçük modelleriniz olan çocuklarla söyleşi yapacaksınız” demiştim. Yerinde duramayan ve sürekli konuşacak bir şeyleri olan bu adam kesinlikle Bilsem’de eğitim gören IQ’su yüksek ve ekstradan hiperaktif olan bir çocuğun büyümüş hali idi. Milli bir basketbolcu olarak oldukça uzun boylu olduğundan çocukları sandalye üzerine çıkartarak aynı seviyede derin tefekkür konuları konuşmuş ve çocuktan al haberi deyimindeki gibi onlardan bilgece cevaplar almıştı.

Ömrü boyunca insanlara bir şeyler anlatma derdinde olan Selim Gündüzalp, çocukları hafife almamış ve bazen onların seviyesine inerek veya bazen de onları kendi seviyesine çıkararak ciddi diyaloglar kurmuş ve onların dünyasında derin izler bırakmıştır.

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Hüseyin Abi, Sait Köşk

Yıllar yıllar önceydi.

1988 Şubatıydı.

Kırılmıştım. Kırmışlardı.

Kendimi Cihangir’deki evime zor atmıştım.

Bir teselliye ihtiyacım vardı. Ağlıyordum.

Keşke şu an Hüseyin Ağabey (Selim Gündüzalp) yanımda olsaydı dedim.

Dememle birlikte kapı zili çaldı. Hüseyin Ağabey karşımdaydı.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Selim Gündüzalp, Sefa Saygılı

Yaklaşık 35 yıllık dostumdu. Hüseyin Şengörür asıl ismiydi ancak Selim Gündüzalp adıyla yazılarını kaleme alırdı. İman hizmetinde hep heyecanlı her zaman gayretli ve enerji doluydu. Zafer dergimizi 41 yıldır bıkmadan usanmadan çıkarıyordu. Günümüz insanının vaktinin dar olduğunu söyler, kısa ve vurucu yazıları muhteşem bir mizanpajla okuyucuya sunarlardı.

İslam’a, Kur’an’a, iman hakikatlerine âşıktı. Bütün vaktini insanlara, özellikle gençlere Hakk’ı ve hakikati anlatmakla geçirirdi. Her zaman güler yüzlü, her daim espri ve nezaket doluydu. Hani derler ya, “Allah dostu odur ki görüşünce Allah’ı hatırlarsınız.” Hüseyin dostumuz işte o Allah dostu velilerdendi.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Zafer Kazanılmıştır…! Senai Demirci

Heyecanlı yürüyüşler. Derin fısıltılar. Mahcup çağırışlar. İçten seslenişler. Sıcacık paylaşım heyecanı. Çocukça sevinç çığlıkları. Uçurtmanın ardı sıra dalmış bakışlar. Deniz kıyısında kumdan kale yapmalar. Ve anlam dolu bir sessizlik.

Selim Gündüzalp’in ardından hatırıma takıldı bunlar.

Çok sevdiğim uçurtmamın ipi kaydı sanki elimden. O göğüne gitti, ben mahzun kaldım. Güzelliğin dünyaya sığmayacağına şahitlik etti. Sadece sözüyle değil, haliyle de yaptı bunu. Sonsuzluğun göğüne uzanan dallarımızı sallayıp durdu; ta ki kök saldığımız dünya toprağında yitirmeyelim gönlümüzü. Dudağımızda aziz bir misafir gibi ağırladığımız dualarımızın çağıltısını yeniledi; ta ki içimizi bir arza-ı hal heyecanıyla göğe yağdıralım, yerden göğe y/ağan yağmur olsun dua. Kalıbımıza dair telaşlı koşturmalardan kalbimizin gündemine kıyama kaldırdı bizi; ta ki secdemizi beş vaktin başucuna aşkla şevkle bırakalım.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Selim Gündüzalp, Ölümse Gülümse, Uğur Canpolat

Ölümse Gülümse… ÖYLE derdi.Ölüm üzerine yazardı. Üstelik her sayı için yazardı. Zafer Dergisi’nin orta sayfası genelde ölüm yazılarına ayrılmış bir sayfaydı. Bu yazıları da gerçek âleme uğurladığımız Selim Gündüzalp mahlası ile Hüseyin Adnan Şengörür yazardı.

Onu ortaokul yıllarımda tanıdım. Bir defasında Adapazarı’nda dergi merkezinde postaya verilecek dergileri Hamit Uyanık ağabeyin riyasetinde şeffaf poşetlere koyup o günün imkânları ile mumla yapıştırırken Hüseyin ağabey de yanımızdaydı. Derginin bana o günlerde en sevimli gelen yazıların yazarını sormuştum, “Selim Gündüzalp kim?” diye. Bana “Edebiyat okuyan bir kardeş” şeklinde cevap vermişti.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Bizler Gurbette Kaldık, Uğurkan Çot

Sakarya’nın Hüseyin abisi, Türkiye’nin Selim abisi…

Bir cenaze sonrasında şöyle bir söz söylemiştin: “Bir cenaze defnedildi, o mezarda kaldı, bizler de evlerimize döndük. Ne garip değil mi? Aslında o evine döndü, biz gurbette kaldık.” Evet sen özlem duyduğun o evine döndün, bizler gurbette kaldık…

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Selim Ağabeyin ardından… Umut Murare

Birçok insan gibi zaman zaman okuduğum kitapları ve hikâyeleri ile tanımıştım Selim ağabeyi. Onunla yüz yüze bizzat tanışmamız ise enteresandır.

2000 yılında evlenip Adapazarı’na yerleşmiştim. Yıl 2001 veya 2002 olması lâzım tam hatırlayamıyorum. Kayınbiraderim ile beraber şehir dışındaki bir konser dönüşünde, gecenin geç bir vaktinde Adapazarı gişelerinde otobüsten indik. Gişeler şehir merkezine biraz uzak olduğundan araç bulmamız gerekiyordu. Fakat saat bir hayli ilerlediğinden bu ihtimal oldukça düşüktü. Şehre doğru bir yandan yürüyor bir yandan da sohbet ediyorduk. Otostop yapmaya karar verdik ve gelen ilk araca el kaldırdık. Bir minibüstü bize yaklaşan ve yavaşlayarak durdu. İçeriden sordular “Nereye gidiyorsunuz?” diye. Durumu anlattık ve bizi bırakabileceklerini söylediler.

Kimler mi söyledi? Selim Gündüzalp ağabey ve Suat Ünsal.

Bir dostluğun başlangıcı böyleydi işte.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Selim Gündüzalp hayatını buldu, Ümit Şimşek

Sıradan insanlar ölür; ama “önemli” insanlar öldüğünde, “hayatını kaybetti” denir. İnsanlara hayatı boyunca ölümün gerçek yüzünü anlatan Selim Gündüzalp’e yakışan başlık ise, herhalde, “hayatını buldu” şeklinde olmalıdır. Çünkü o, ölümün olmadığı bir âleme intikal ettikten başka, ölümle barıştırarak hayatlarına anlam kattığı binlerce insanın hayatında da yaşamaya devam ediyor.

Sıradan bir insanın imkânlarından daha fazlasına sahip değildi.

Ama çoğu insanların sahip olmadığı bir şeyi vardı: Hayat gayesi.

Niçin yaşadığını biliyordu.

Hiç tükenmeyen bir hayat neş’esi, hiçbir zaman eksik olmayan bir tebessüm, herkesi kucaklayan bir şefkatle hayat gayesine koştu ömrü boyunca.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    2 Yorum

O bizim Hüseyin abimiz, milyonların ise Selim Gündüzalp’iydi, Yusuf Yalçın

Evlenmemiş, çocuğu olmamış ama binlerce manevi evlat sahibi olmuştu. Sokakta yürürken ona selam verip uzaktan koşup gelip sarılan çocukların, tek tek isimleri ile hatırlarını sorduğunu gördüm. Annelerine uzaktan “kızım sen nasılsın” diye, baba şefkatiyle soruşuna şahit oldum… Tabutuna sarılıp ağlayan gençleri müşahede ettim, “Selim Dede” diye seslenenleri biliyorum…

Mala mülke değil insana yatırım yapmış; ömür boyu koşturmuş, yazmış, anlatmıştı. Dertliydi, Üstadım dediği Bediüzzaman Said Nursi gibi önünde bir imansızlık yangını görmüş, o yangını söndürmek için konferans, seminer, radyo programı, tv programı, kitap, makale, dergi, broşür her imkanla seferber olmuş, Anadolu’yu karış karış dolaşmış bir sevdalıydı…

Kolay değil, tam kırk bir sene bir dergiyi ülkenin en zor dönemlerinde hatta ihtilallerde bile çıkarmıştı. Askerdeyken bile dergisinin içeriğini hazırlayıp, ziyaretine giden merhum Mehmet Kırkıncı hoca ile dergiyi çıkaran kardeşlere göndermeyi ihmal etmemişti. Vefat ettiği gün bile, derginin istikbali ile ilgili bir proje için bizleri müteaddit defalar arayıp, iki gün sonrasına program organize etmişti. Emaneti teslim edip, bu fani dünyadaki ömür sayfasını dava aşkı ve görev şuuru ile tamamlayan bir dava adamıydı…

Devamını Oku »

Sayfalar:«1...89101112131415»