Allah ve Sen için…

Bu kitabımıza ilham kaynağı olan Dr. Sadık Canlı’ya teşekkür ederiz. Emeği geçen tüm dostlarımıza da şükranlarımızı arz ederiz. Samimi destek ve dualarınızı unutmayacağız. Bize şevk verdiniz. Rabbim hepinizden razı olsun. Sevgili okuyucularımıza da deriz ki: “Allah ve Sen” kitabı kalbinize emanettir. — Selim GÜNDÜZALP Mart 2016, Adapazarı

Önsöz

ŞU HAYAT, GÖRDÜĞÜN ve yaşadığın her şey, senin Allah’ı bulman için… Farkında mısın? Sen yaratıldığında, Allah ve sen arasında ebedî bir bağ da kuruldu.

Takdim

SELİM GÜNDÜZALP’İN bir kuşun ordan bir çöp, burdan bir kuru yaprak, şurdan bir tüy toplayıp kendisine bir yuva yapması gibi, ömrü boyunca, kitaplardan, nurlu sohbet halkalarından, dost ve ahbab meclislerinden topladığı kelimeler, cümleler ve hikmetli mânâları derleye derleye bizlerin istifadesine sunduğu bu güzel kitapların ilki, ALLAH ve DUA idi.

Allah ve Hayat Üzerine

“İşte hayat böyledir. Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı imân ile hayatlandırınız…” — Bediüzzaman, Sözler, 13. Söz BİR BİLİNMEZİN peşine düştük yine. Sorumuz çetin mi çetin. İnsan aklının sırrına eremediği bir soru bu: “Hayat nedir?” Aslında işin özeti şu: Güneşe kör olmuş aynalar misâli, ışığımızın kaynağını arıyoruz.

Her devir, Fâtihini beraberinde getirir

Gülen nar, nasıl bir bahçeyi güldürürse, bizim çağımız da öyle güldürecek yeryüzünü. BİR DAVET alacağız. Yataklarımızı terk edeceğiz. Bu ömr ü hayatımızda duyduğumuz en güzel çağrı olacak. Çıkacağız saklandığımız köşelerden. Gecenin karanlığını delip akan yıldız gibi ağacağız. Işık olup akacağız. Doğan güne kılavuzluk edeceğiz. En az o gün kadar parlak,…

Benim Adım İstanbul

Beni fethetmek demek, insanlığı fethetmek, kâinatın kalbini fethetmek demektir. ÇOK BEKLEDİM, ÇOK… Suya hasret topraklar, güneşe hasret yapraklar gibi. Mekke, Medine gibi, Kahire, Kudüs gibi… Şam, Bağdat gibi, Bursa, Edirne gibi çok bekledim. Fâtihimi çok bekledim. Bir şehir Fâtihini ancak bu kadar bekler. Her bahar erguvanlarla karşıladım gelecek diye Fâtih’imi….

Aşk olsun Yâ Hû!..

“Sevmek, severek öğrenilir.” — A. Huxley İLK ÇOCUKLUK yıllarından gençliğe ve ihtiyarlığa kadar uzanan bir çizgide, neredeyse bir ömür boyu insanın peşini bırakmaz sevgiler, ilgiler ve aşklar. Gün olur, ihtiyacın ve yaşın durumuna göre bu duygular da şiddetlenir.

Aşk tek hece

HÛ! HÛ! HÛ!… Tek hece… Aşk tek hece. Allah iki hece. Hû tek hece. Seller gibi sürükler peşinden, katar da götürür içinin sularını. Nice bin ırmak katılır, çağlar, akar gider… Bir deli sudur aşk. Bir gün seni de katar, seni de yakar.

Aşk gelince, cümle eksikler biter

BİR TARİHTE, uzun bir yol sürücüsünün söylediği ve Yunus Emre’ye gönderme yapan şu söz, her şeyi özetliyor sanki, “Aşk gelince, cümle eksikler bitermiş! Biz niye eksiğiz abi?” Kimimizde az, kimimizde çok. Hepimizde eksik olan şeyler var. Bunları gidermeye ya da eksikleri tamamlamaya geldik bu dünyaya. Nasıl tamam olur insan… Noksanını…

Aşk işte böyledir

SİZ DE gazetelerde okumuş, radyo ve televizyon programlarında çok duymuş ve dinlemişsinizdir. Bir genç kadının, kendisine eziyet eden, parasını pulunu tüketen, üstelik kendisinden de yaşça büyük olan bir adamı, yaşadığı onca eziyete rağmen sevdiği gerekçesiyle terk edemediğini… Bir başkasının ise, eski bir sevdayı kırk yıldır kalbinden atamadığını… Terk edilseler, ayrılsalar…

1 9 10 11 12 13 27