Selim Gündüzalp | Eserleri, Yazıları, Videoları

Şimdi kim bilir neler anlatır sana ölüm…

Hiç aklına gelir miydi bir gün öleceğin?

ÖLDÜN İŞTE…
Şimdi kim bilir neler anlatır sana ölüm…
Öyle ya, eninde sonunda başına gelecek
hâllerden birinin de bu olacağını yaşarken hiç düşünmedin.
“Yeryüzünde yaşayan bunca insan arasında
bana mı sıra gelir? Beni mi bulur bu ölüm?” derdin.
“Ninem 80’inde, babam 73’ünde öldüğüne göre, bana
daha epey zaman var” derdin.
Her insanın ölebilecek yaşta olduğunu bildiğin
hâlde, bunu bir türlü nefsine kabul ettiremedin. Hangi
yaşta olursan ol, vâden dolduğunda bir gün ölümün kapını
çalacağını hiç düşünmedin. Geleceğe yatırım yaparken,
ömrünün sayılı günlerini, o en büyük gelecek olan
âhiret için pek fazla bir şey yapmadan geçirdin. Yapılması
gerekenleri hep sonraya erteledin.
Oysa bu bir tuzaktı.

Devamını Oku »

Eki 28, 2017 - Hatıra    Yorum Yok

Cennet kuşu konuştu

17 Ağustos’tan hemen sonraki gecelerden birinde seni rüyamda gördüm. Şimdi o rüyanın üzerinden on bir yıl geçti. Bazı kareler silinse de, bazı sahneler tüm canlılığıyla hafızamda.

Beyaz giysiler içindeydin. Yeni Camii’nin musallasında yatıyordun. Bir tabut içinde upuzun.

“Ne olur ölme, ne olur ölme!” diye yalvarıyordum Rabbime. Hemen kucakladım. Kaptım, götürdüm seni. Şaşkındım, ne yapacağımı bilmiyordum. Yolda Dr. Sâdık Ağabey’i gördüm. “Ne yapayım?” diye soran bakışlarla, ondan yardım istedim. “Çabuk hemen soğuk bir suya batır, çıkar.” dedi. Ben de seni bir su yalağının içine art arda daldırıp çıkardım.

Yine aynı cümleleri tekrarlıyordum: “Ne olur ölme, ne olur ölme!” diye Rabbime yalvarıyordum. Sen beyaz elbiselerinin içinde upuzun yatıyordun.

Devamını Oku »

Eki 27, 2017 - Hatıra    Yorum Yok

Azdan Çoğa Gidilir

Öyle derdi annem…

Nedense bu söz bana iki dilim kızarmış ekmeğin ve üzerine sürülmek için bekleyen tereyağının, rafadan bir yumurtanın, bir avuç peynir, bir de yedi tane zeytinin, güneşin bütün haşmetiyle vurduğu bir sabah sofrasının neşesini, gülümseyen dâvetkâr yüzünü, şen şakrak hâlini hatırlatır.

İnsan misafirdir. Evinde de, dünyada da. Allah’ın dâvetlisi bir misafirdir. Hayalim, ne hikmetse, bu söz ve bu manzaraya takılır kalır.

Kaç tane mutluluk vardır? Say sayabilirsen… O kızartılmış ekmekten sıçrayan kırıntılar da dâhildir buna. İşaret parmağımızı dudağımıza götürüp, ıslattığımız ve tek tek topladığımız o kırıntılar da dâhildir.

Ne bereketli sofralardı… Anne; çocuklarının yüzüne bakardı. Çocuklar iştahla ve neşeyle yemeklerini yerdi. Kalpler sevgiyle beslenirdi.

Devamını Oku »

Eki 25, 2017 - Tefekkür    Yorum Yok

Üzümünü ye, sapını ters çevir

Yazın yaşadığım hayret verici olaylardan biri…

Küçük Ahmet Zafer’im, bir Pazar sabahı, misafirimdi. Birlikte kahvaltı yapıyoruz. Sonra meyve faslına geçiyoruz. Elimizde birer salkım üzüm. Her zamanki gibi ben hızlı hızlı yiyip elimdeki salkımı bir kenara bırakıyorum.

Az sonra Ahmet Zafer de bana yetişti. Fakat o, elindeki boş salkımı hemen bir kenara bırakmadı. Elinde evirip çevirmeye başladı. Sonra öyle bir şey yaptı ki, “Daha önce ben bunu niye düşünmedim” diye içimi bir pişmanlık kapladı.

Evet, üzüm salkımını aşağıya değil, yukarı doğru tutup bana baktı ve:

“Dede! Tıpkı bir ağaca benziyor, değil mi?” dedi.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Selim Gündüzalp Kardeşimiz, Mehmet Fırıncı

Her insanın bu dünyaya gözünü açtığında, “beni buraya kim getirdi, buraya ben niçin getirildim, buradan sonra nereye gideceğim?..” diye sualler, düşünen varlık olarak insanın vazgeçilmezi, olmazsa olmazı olduğu izahtan varestedir.

İşte bu suallere hakiki cevabı, Risale-i Nur vasıtasıyla Kur’an-ı Azimüşşan ve Hazret-i Muhammed’de (asm) bulan Hüseyin Şengörür, nam-ı diğer Selim Gündüzalp kardeşimiz, bu suallerin cevabını bulduktan sonra bu hakikatların her insana, her düşünen varlığa ulaşması için gecesini gündüzüne katarak sa’y etti, çalıştı. Bir insanın yapması lazım gelen bütün gayreti gösterdi. Vakt-i merhununu tamamladı Rabb-i Alâsına kavuştu. Ne mutlu ona. Evet ne mutlu, böyle bir ömür Rabbimiz herkese nasib etsin. Amin. Amin.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Selim Abi Yaşıyor, Mehmet Paksu

Selim Abi’yi tanıdıktan sonra bir insanın başkası için çalıştığını, yaşatmak için yaşadığını, her konuda bir başkasını kendisine tercih ettiğini bütün duygularımla hissettim.

Mesajını o kadar rahat veriyor, insanların dertlerine o kadar çabuk eğiliyor, anlattıkları, insanların kalplerine o kadar rahatlıkla giriyor ve yerleşiyordu ki, onu okumaya ve dinlemeye alışanlar dakikaların ve saatlerin nasıl geçtiğini saatlerine bakınca hissediyorlardı.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Yirmi Yıl Sonra, Muhiddin Yenigün

1984 yılının okul tatilinde tanıştım ilk kez Hüseyin Ağabey ile. O zaman ortaokul ikinci sınıfa gidiyordum. Din bilgisi öğretmenim elimden tutup Zafer’in İstanbul bürosuna getirmişti beni.

O yıl ilk defa dini yayınlar fuarı İstanbul’da düzenleniyordu. Sultan Ahmed Camiinin avlusundaki revaklarda tek sırayı ancak doldurabilen standlarda Ramazan boyu dergi satmıştık. Sabahtan akşama kadar biz kapıya gidip dergiyi sallayarak “Petekteki mucize” diye bağırır, görevliler kulağımızdan tutup “salmayın şunları dışarı” diye şikayet ederek standa geri getirirlerdi.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Selim Gündüzalp’e Veda, Mustafa Ali AYKOL

Bir cenaze defnedildi

O mezarda kaldı,

Bizler de evlerimize döndük

Ne garip değil mi?

Aslında o evine döndü

Biz gurbette kaldık…”

Selim Gündüzalp

Selim Gündüzalp ismini ilk olarak ortaokulda, değerli matematik öğretmenim Nilüfer hocamdan duymuştum. Kendisi, “Zafer Dergisi Kuşağı” olarak adlandırılabilecek bir neslin içinden geliyordu. Hem Zafer Dergisi, hem de Selim Gündüzalp onun hayatında bir dönüm noktası olmuştu. Bu sebeple matematik derslerinde aralar verip bize onun kitaplarından pasajlar okurdu.

O zamanlar sadece ismen tanıdığım Selim Gündüzalp ile ilk tanışmamız, Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Gençlerle Baş Başa” programında olmuştu. Tıka basa dolu olan salonda konuşmasına bir çay arası vermiş ve o arada herkesle tek tek ilgilenmişti.

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Merhum Selim Gündüzalp Hatırasına, Niyazi Beki

1993’ten beri yaklaşık 25 yıldır yakından tanıdığım bir dostumun, bir hizmet arkadaşımın, bir mümin kardeşimin, bir nur candaşımın vefat haberini Bingöl’de Cennetu’l-Mualla’da defnedilmiş bir zatın taziyesinde öğrendim. Bu tevafuku, “Cennet-i Ulya” ortak paydasına—kendimce—bir işaret sayarak biraz olsun bir teselli buldum. Rabbim bu temennimizi hakikate çevirsin inşaallahurrahman!

Adapazarı’nda bulunduğum yıllarda her hafta en az bir defa umumi derste birlikte bulunduğum bir kardeşimin, hayatını Kur’an hizmetine vakfeden fedakâr bir nur talebesinin hatıralarını kısa birkaç satırda anlatmak elbette mümkün değildir. Yalnız tarihe not düşmek, 25 yıllık bir kardeşlik hukukuna saygı göstermek adına bu yıl aramızda geçen sohbetlerden, onun samimiyetinin göstergesi olarak gördüğüm birkaç sözünü ve telkinlerini kaydetmek istiyorum:

Devamını Oku »

Eki 22, 2017 - Tanıyanların Dilinden    Yorum Yok

Sevgi Hakkı, Osman Suroğlu

Hüseyin kardeşim kalbi duaları ve hizmetleriyle, yanında olanlara ve olmayanlara mutluluklar dağıtan sevgi kaynağıydı. Sohbetleri bin bir kaynaktan derlenmiş tefekkür bombardımanıydı adeta… İhtiyacı olanların ihtiyaçlarını mutlaka tedarik edebilecekleri devasa manevi alışveriş merkezi gibiydi.

Dergi bünyesinde onbeş yıl birlikteliğimiz oldu. Ben hiçbir zaman hakkını veremediğim mali sorumluluğu sürdürmeye çalıştım. Maddi problemlerin zirveye çıktığı zamanlarda, hiç ummadığımız yerlerden nasıl yardım geldiğine şahit oldum. Her anlatışımda Hüseyin kardeşime çok normal gelen hadiseler, diğer insanlarda derin hayretlere sebep olurdu.

Devamını Oku »

Sayfalar:«1...789101112131415»