Önsöz

“…Allah’ın elçisinde size güzel bir örnek vardır.”
—Ahzab Sûresi, 21
“Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki,
sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. O size çok düşkün,
mü’minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.”
— Tevbe Sûresi, 128

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ’İN Aleyhisselatü
vessellem, Kur’an-ı Kerim’den sonra bizlere bıraktığı
en büyük miras, hayat yollarında ilerlerken, bir
deniz feneri gibi önümüzü aydınlatan örnek yaşayışıdır.
Bu yaşayış, sadece biz Müslümanlar için değil,
yeryüzünün tüm insanları için serâpa göz kamaştırıcı
tablolarla bezelidir.
Sevgili Efendimiz’in(asm) gül bahçesi hayatından
derlediğimiz bu bir demet hatıra; hayatımıza—
bütün bir insanlığın hayatına—yön gösteren birer
işaret levhası, zor ve bir o kadar önemli bir imtihan
sırasında avuçlarımıza tutuşturulmuş, kurtarıcı bir
cevap anahtarı gibidir.
O tabloların hepsini bir kenara bırakıp, sadece
“zina için izin isteyen gence ettiği nasihatı” alsak ve
dünyanın bütün gençlerine anlatsak; yeryüzü şimdikinden
daha iyi, daha yaşanabilir bir yer olmaz
mıydı?
Fatıma Anamız’a ve Hz. Ali Efendimiz’e evlenirlerken
verdiği öğütlere, layıkıyla kulak vermiş
olsaydık eğer; yıkılan evlilikler ve dağılan ailelerle
ilgili haberleri, böylesine sık duyar mıydık acaba?
Bugün, O’nunla aramıza sıradağlar gibi dizilmiş
asırlar, evimizin en mahrem odalarından, sokak ortalarına,
dost meclislerinden, çarşı pazar meydanlarına
kadar yaşadığımız her yerde hayatımıza yön
vermesine engel değildir. Hatta bizler, bin sene öncesinin
insanlarına kıyasla, O sevgili Peygamber’in
(asm) yaşayışını, sözlerini, sünnetlerini çok daha rahat
yollardan öğrenebilme imkânlarına sahibiz. Bu,
şükredilecek bir nimettir!
Her şeyin birbirine girdiği, iyi ile kötünün aynı
tezgahta satıldığı; O’nun rehberliğine, O’nun yol
göstermesine, O’nun hayatlarımıza yön vermesine
her devirden çok ihtiyaç duyulan bu ahirzaman
asrında, O’na dair kaleme alınmış her ihlaslı kitap,
O’nun adını anmak üzere kurulmuş her hayırlı
meclis, çölde gül kokulu bir vaha, serin ve tatlı bir
su pınarı gibidir.
Biz bu kitabı da, böyle bir niyet ile hazırlamaya
gayret ettik.
Gayret bizden, netice ve her türlü hayır; kalbimizin
sürûru, gözlerimizin nuru olan O Zât’ı (asm)
bizlere elçi olarak göndermekle, herşeyi kuşatan
Rahmetinin en büyük eserini gösteren Allah’a (cc)
aittir…
—Zafer Yayınları

“Salâtü selâm iki âlemin Efendisi, bütün kâinatın öncüsü,
Hasan ve Hüseyin’in dedesi üzerine olsun.”
—Mecmuatül-Ahzab
“Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âline,
kâinat dolusu ve gökteki yıldızlar sayısınca,
bugüne kadar yarattıklarının ve
kıyamet gününe kadar yaratacakların miktarınca,
salât ile selâm eyle!”
“Allah’ım! Biz görmeden ona iman ettik, bizi ona kavuştur.”
— Delail-ü Hayrat
“Efendimiz Muhammed Aleyhisselatü Vesselâm’a,
bizim elimizden geldiği gibi değil, onun lâyık ve müstehak olduğu
hediyelerle, tükenmez hazinelerinden
Sen rahmet et ve ecirler ver ve bu niyet ve niyazımızı
bizden ona bir hediye olarak kabûl buyur.”
— Cevşen-ül Kebir

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(401 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.