Makam-ı İbrahim

İBRAHİM PEYGAMBER, oğlu İsmail ile birlikte,
Kâbe’nin duvarlarını yükseltirken, yerden aldığı
taşları kaldırıp, giderek yükselmekte olan Kâbe
duvarına koymakta zorlanıyordu. Bunun üzerine
İsmail Aleyhisselam, bir taş getirip, babasının ayağının
altına koydu. İbrahim Peygamber de, bu taşın
üzerine basarak, duvarı örmeye devam etti. Kâbe’nin
işi tamam olana kadar iskele vazifesi gören bu taş,
her bir kenar köşe için dolaştırıldı.
İbrahim Peygamber’in, Kâbe’nin inşası sırasında
üzerine bastığı bu taşa ‘Makam-ı İbrahim’ adı verildi.
Bugün de Harem-i Şerif de altın bir muhafaza
içinde durmaktadır ve taşın üzerinde, İbrahim
Aleyhisselam’ın ayak izleri vardır.
Peygamber Efendimiz (asm), yirmili yaşlardaydı.
Mekke’de kâhin bir kadın yaşardı. Kureyş halkından
bazıları onun yanına gidip, Makam-ı İbrahim’i
kastederek:
“Ayak izi şu izlere en çok benzeyenimiz kimdir?
Bize haber ver!” dediler.
Kâhin kadın:
“Eğer sizler, şu ince kumu, yere bir yaygı gibi
serer de onun üzerinden yürür geçerseniz, ben de
bıraktığınız izlere bakıp, istediğiniz haberi veririm!”
dedi.
Kureyşliler, hemen kâhinin istediği kumu yere
serip, sıra ile, yalınayak üzerinden geçmeye başladılar.
Kâhin kadın, Peygamber Efendimiz’in (asm)
izini görür görmez şöyle bağırdı:
“İşte bu iz, makamdaki ize en çok benzeyendir!”

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(177 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.