Lütuf ve merhamet

Ramazan ayı idi. Suffa ehli her akşam birileri tarafından iftara götürülürdü. Ancak o gün kimse gelmedi. Oruçlarını yemek ile açmadan sabahladılar. Ertesi akşam, baktılar yine gelip giden yok.

Hz. Vasile, onların elçileriydi. Ne vakit bir ihtiyaçları olsa Vasile’yi Peygamber Efendimiz’e (ASM) gönderirlerdi. O kalktı, Resulullah’ın (ASM) yanına gitti ve durumlarını anlattı. Peygamber Efendimiz (ASM), hanımlarına yiyecek bir şey olup olmadığını sordu. Peygamber hanesinde, onlara yedirebilecek hiçbir şey çıkmadı.

Resulullah (asm) ellerini açarak dua etti: “Allah’ım senin lütfundan ve merhametinden istiyorum. Rahmet Senindir. Senden başka kimsenin değil!” Daha ellerini indirmemişti ki, bir adam elinde kızarmış bir koyun ve ekmek olduğu halde içeriye girdi. Suffa ehli, doyuncaya kadar yedi. Hepsine yüz bin afiyet şeker olsun!

Yemekten sonra Resulullah (ASM) şöyle buyurdu: “Biz Allah’ın lütuf ve merhametini istemiştik. İşte bize Allah’ın lütfu. Rahmetini de öbür dünyaya bıraktı.”

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(134 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.