Kızgın tandır

SELEME b. SELEME anlatıyor:
“Bizim, Abduleşheloğulları’nın mahâllesinde,
Yahudi bir komşumuz vardı.
Bu Yahudi bir gün evinden çıkarak, Abduleşheloğullarının
toplandıkları yere geldi.
O zaman ben, Abduleşheloğulları içinde, yaşça
en genç olanıydım.
Üzerimde Yemen işi bir aba vardı. Abaya bürünmüş
olduğum halde avluda yere uzanmıştım.
Yahudi, kıyamet gününden, ölülerin tekrar dirilmesinden,
ahiret hesabından, mizandan, cennet ve
cehennemden bahsediyordu.
O, bütün bunları; inkâr eden, putlara tapan ve insanların
öldükten sonra tekrar dirileceklerine inanmayan
kimselere anlatıyordu.
Onlar, Yahudi’ye dönüp:
‘Ey filan! Yazıklar olsun sana! Sen insanların öldükten
sonra tekrar dirilip Cennete veya Cehenneme
gideceklerine inanıyor musun?’ dediler.
Yahudi:
‘Evet! Yemin ederim ki, inanıyorum! Oradaki
Cehennemde yanacaksam eğer; onun yerine, bu
dünyadaki en büyük tandırı kızdırarak beni içine
atsınlar, sonra da ağzını kapatıp çamurla sıvasınlar;
Cehennem azabından kurtulmak için, kabûl ederdim!’
dedi.
Kendisini dinleyenler:
‘Yazıklar olsun sana! Ey filan! Bu söylediğin şeylerin
bir delili var mı?’ diye sordular.
Yahudi:
‘Evet, var! Şu beldelerden çıkacak olan peygamber
bunun delilidir’ dedi ve eliyle de Mekke tarafına
işaret etti.
Onlar, Yahudi’ye:
‘Peki, sen bu peygamberin ne zaman ortaya çıkacağını
tahmin ediyorsun?’ diye sordular.
Yahudi, bana bakarak:
‘Şu çocuk, yaşarsa, onu görecektir!’ dedi.
Vallahi, çok geçmeden, Yüce Allah, Resûlü Muhammed
Aleyhisselâm’ı Peygamber gönderdi ki, o
Yahudi o zaman aramızda yaşıyordu.
Biz Resulullah’a (asm) iman ettik. O ise azgınlığı
ve kıskançlığı yüzünden onu inkâr etti.
Kendisine:
‘Yazıklar olsun sana ey filan!’ dedim. ‘Onun hakkında
bize söylemiş olduğun şeyleri söyleyen sen
değil miydin?’
‘Evet. Fakat bu, o gelecek olan değildir!’ dedi.”

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(240 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.