II-Âyetler ve hadisler ışığında Allah ve aşk

Sevgi her şeyin başı ve esasıdır. Sevgi; saygıyı, merhameti,
barışı ve kardeşliği kuruyor; bağları kuvvetlendiriyor.
Sevgisiz yuvalar yıkılıyor; kurumlar ve toplumlar
dağılıyor. İşler sonuçsuz kalıyor.
Sevgi, bütün insanlarda ortak bir özelliktir. Sevginin ileri
ve şiddetli mertebesine “aşk” diyoruz. Bazen iki kelimenin
aynı anlamda kullanıldığı da oluyor. Biz de buna uyacağız.
Arapça bir kelime olan “aşk”, Kur’an-ı Kerim’de bu şekliyle
hiç geçmemiştir. Ancak “sevgi” duygusu, âyet ve hadislerde
“hubb”, “muhabbet”, “vüdd” ve “meveddet” kelimeleri ile
ifade edilmiştir.
“Hubb” ve “muhabbet” kelimeleri sözlükte; sevmek, beğenmek,
rağbet etmek, istemek, meyletmek, hoşlanmak, tercih
etmek; “vüdd” ve “meveddet” kelimeleri ise; sevmek, temenni
etme, arzu etmek, dilemek ve dostluk anlamlarındadır.
(İbn Manzur, I, 289-296, 325. II, 453. Asım Efendi, I, 86.)
“Rıza” “rahmet”, “velî”, “bitane”, “velice” “habib”, “sadîk”,
“halil” “âşir” “karin” kavramları da sevgiyi ifade ederler.
Sevgi, canlı, anlayışlı, bilgili varlıkların bir özelliğidir.
Gönül, hissedip beğendiği şeylerden; göz, gördüğü güzelliklerden;
kulak, dinlediği güzel seslerden; burun, aldığı güzel
kokulardan; dil, tadıp hoşlandığı yiyecek ve içeceklerden zevk
alır ve bunları sever.
Gönül ile idrak edilen meyil ve sevgi, beş duyuyla idrak
edilen meyil ve sevgiden daha kuvvetli ve daha büyüktür.
Mevlânâ’nın dediği gibi “Sevgi; acıyı tatlıya, toprağı altına,
hastalığı şifaya, zindanı saraya, belayı nimete ve kahrı ise lütuf
ve rahmete dönüştürür.”

Sevgiyi oluşturan etkenler
Sevginin oluşması için, sevilecek şeyleri tanımak şarttır.
İnsan, bilmediği, tanımadığı, görmediği, anlamadığı ve duymadığı
şeyleri sevemez. Sevgi, tanıma ve bilmenin sonucunda
oluşur. İnsanın gölgeyi sevebilmesi için güneşi, sıcağı bilmesi
gereklidir. O nimetin yokluğunu anlaması gerekir.
İnsan, sağlıklı bir hayatı, malı, mülkü, makamı, evladı sever.
Yine insan, kendisine iyilik ve ikram edilmesini de sever.
“İhsan, ihsanın kölesidir.” denilmiştir. İyilik ve ikram çoğaldıkça,
sevgi de çoğalır.
Bir de insan, güzel ve iyi olan şeyleri sever. Çıkara dayanmayan
bu sevgide etken ise, iyi ve güzel olan her şeyin bizzat
kendisidir.
Güzel bir sanat eseri, akarsular, ormanlar, yeşillikler, sırf
güzel oldukları için, insan gözü ve ruhu bunlardan hoşlandığı
için sevilir.
Yine insan, iyi davranışlı, dürüst, adil, çalışkan, terbiyeli,
güzel ahlak sahibi, söz dinleyen ve saygılı olan insanları sever.
İnsan herhangi bir çıkarı ve menfaati olmadığı, üstelik bir
güzellik de belki bulunmadığı halde, ruhen kaynaştığı, aralarında
ilgi ve benzerlik olan insanları sever.
Hz. Peygamber (sav):
“Ruhlar (sınıf sınıf, zümre zümre) toplanmış cemaatlerdir.
Onlardan birbirleriyle (hak yolunda) tanışanlar, sevişip
anlaşmışlardır. (Hak hususunda) yabancılaşanlar, (dünyada)
ihtilafa düşmüş ve anlaşamamışlardır.” buyurmuştur. (Buhari,
Enbiya, 3. Müslim, Birr, 159- 160. III, 2031 Ebu Davud, Edeb, 19, V,
169. Ahmed, II, 295.)
İnsan ruhen kaynaştığı ve kendisine benzeyen insanlara
meyleder ve sever. Çocuk, çocukla; büyük, büyükle; ilim adamı,
ilim adamı ile; sanatkar, sanatkar ile; çiftçi, çiftçi ile anlaşır
ve kaynaşır.

Allah’ı sevmek
İnsanın Allah’ı sevmesi, Allah’ın emir ve yasaklarına, kaza
ve kaderine razı olması, O’na itaat etmesi, görevlerini itina ile
yerine getirmesi ile belli olur. İnsanın en çok kendini seveni;
kendini bileni ve yaratanı, yani Allah’ı sevmesi gerekir. Çünkü
insanı hiç yoktan yaratan, yaşatan ve rızık veren Allah’tır.
Sevgili Peygamberimiz (asm):
“Sizi nimetleriyle rızıklandırdığı için Allah’ı seviniz.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Menakıb, 33, V, 664)
Yine imanı bize sevdiren, kalplerimizi iman ile süsleyen,
küfrü, günahı, isyanı çirkin gösteren Allah’tır. Bunun içindir
ki, Kur’an’da:
“Fakat Allah size imanı sevdirmiş, küfrü, fıskı ve isyanı da
size çirkin göstermiştir.” buyurmuştur. (Hucurat Suresi, 7)
Çünkü iman, insanın dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmasına
vesile olur.
Peygamberimiz (asm):
“Allah’ım, bize imanı sevdir.” diye dua etmiştir. (Ahmed,
III, 424)
Kur’an’da, “İman eden kimseler, en çok Allah’ı severler.”
denilmiştir. (Bakara Suresi, 165)
İnananlar, Allah’ı sevdiği gibi, söz fiil ve davranışlarıyla da
Allah’ı sevdirmeye çalışmalıdırlar, böylelikle Allah’ın sevgisini
kazanabilsinler.
Bunun içindir ki Peygamberimiz (asm):
“İnsanlara Allah’ı sevdirin ki, Allah da sizi sevsin.” buyurmuştur.
(Taberanî, VIII, 107. Suyutî, I, 426: No.3685.)
Allah’ı seven insan, Peygamber’in (asm) gösterdiği yolda
yürür ve O’na uyar. Bu sebeple Allah:
“(Ey peygamberim!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana
uyun ki, Allah da sizi sevsin…” buyurmuştur. (Âl-i İmrân Suresi,
31)
Allah ve Peygamberinin emir ve yasaklarına uymamak,
Allah sevgisiyle bağdaşmaz. Allah’ı seven ve O’nun sevgisine
ulaşmak isteyenin, bu uğurda hiçbir fedakârlıktan kaçınmaması
gerekir. Aksi halde, sevmek iddiası, kuru bir laftan ibaret
kalır.

Allah için sevmek
İnanan bir insan, en çok Allah’ı sevdiği gibi, diğer sevdiklerini
de Allah için sever.
Sevgili Peygamberimiz (asm):
“Kim Allah için sever, Allah için kızar, Allah için verir ve
Allah için men ederse, (o kimsenin) imanı kemale ermiştir.”
(Ebu Davud, Sünnet, 16, V, 60.) buyurmuştur.
Allah için sevmek ile Allah’ı sever gibi sevmek arasındaki
farkın iyi bilinmesi gerekir. Allah için sevmek, Allah’ın rızasını
kazanmak için çıkarsız sevmek, O’nun hatırına sevmektir.
Allah’ı sever gibi sevmek ise, inançlı bir insanın özelliği değildir.
Çünkü inançlı bir insan, hiçbir sevgiyi Allah sevgisinin
üstüne çıkarmaz.
Hz. Peygamber (asm) bunun içindir ki:
“Allah’ım, beni sevginle rızıklandır!” diye dua etmiştir.
(Tirmizî, Deavat, 74, V, 523.)
Yine Davud (as)’ın “Allah’ım, Senin sevgini istiyorum.
Allah’ım! Sevgini bana, canımdan, eş ve çocuklarımdan, soğuk
sudan daha sevimli kıl.” diye dua ettiği bildirilmiştir. (Tirmizî,
Deavat, 73, V, 522)
“İnsan, kendisi için sevdiği hayırlı şeyleri insanlar için de
sevmedikçe, imanın hakikatine ulaşamaz.” (İbn Hıbban ve Ebu
Y’âlâ V, 407, no: 3001; Hindî, I, 42, No.101)
Sevgili Peygamberimizin (asm) bir duası:
“Allah’ım senin sevgin ve sevgisi bana fayda verecek kimsenin
sevgisi ile rızıklandır.” (Tirmizî, Deavat, 74, IV, 523.)

Muhabbet gözü kördür
Sevginin güzelliği, üstünlüğü gayet açıktır. Ancak şu da
bilinmeli ki:
Sevgi; gözü kör, kulağı sağır etmemelidir. Hz Peygamber
(asm) Ebu’d Derda’ya:
“Bir şeyi (aşırı) sevmen, seni kör ve sağır eder.” demiştir.
(Ebû Davud, Edeb, 125, V, 347.)
Evet, Bediüzzaman da:
“Evet, muhabbet, mahbubunda bahaneler aramaz ve kusurlarını
görmek istemez. Ve kemâline delâlet eden zayıf emâreleri,
kavî hüccetler hükmünde görür. Daima mahbubuna taraftardır.”
der. (Mektubat, 434)

Allah Sevgisi
Kuran’da Allah sevgisinden ve Allah’ın sevdiği ve sevmediği
insanlardan ve amellerden söz edilmiştir. Allah’ın güzel
isimlerinden biri de “Vedud”dur. Kur’an’da iki âyette geçer:
“Rabbinizden mağfiret dileyin. Sonra ona tevbe edin. Rabbin
çok merhamet eden, çok sevendir (Vedud)”. (Hûd Suresi,
90)
“O, çok bağışlayan, çok sevendir (Vedud)”. (Bürûc Suresi,
14)
Allah’ın “Vedud” ismi, ilk âyette “Rahim”, ikinci âyette de
“Ğafur “ ismiyle birlikte geçmektedir.
Allah’ın çok sevmesi, çok merhametli ve çok bağışlayıcı
olmasındandır.
Aşkın, sevginin ve muhabbetin hakikatini merak edenler
Bediüzzaman’ın Otuz ikinci Söz ve Yirmi Dördüncü Söz ile
Mektubat adlı eserinden Dokuzuncu Mektub’u dikkatle okuyup
istifade edebilirler.

A-Âyetlerde bildirilen Allah’ın sevdiği insanlar ve davranışlar
“Allah muhsinleri sever.” buyrulmuştur. Beş âyette geçer.
(Bakara Suresi, 195; Âl-i İmran Suresi, 134, 148; Mâide Suresi, 13,
93)
“Allah muttakileri sever.” Üç âyette geçer. (Âl-i İmran Suresi,
76; Tevbe Suresi, 4, 7)
“Allah âdil müminleri sever.” Üç âyette geçer. (Mâide Suresi,
42; Hucurât Suresi, 9; Mümtehine Suresi, 8)
“Allah sabreden müminleri sever.” (Bakara Suresi, 155-156;
Âl-i İmran Suresi, 186, İbrahim Suresi, 12; Nahl Suresi, 126; Şûrâ
Suresi, 40; Hûd Suresi, 11; Meryem Suresi, 65; Enfâl Suresi, 46; Şûrâ
Suresi, 37; Âl-i İmran Suresi, 134; Âl-i İmran Suresi, 142; Enfâl Suresi,
66)
Bu âyetlerde geçen şekliyle; ilahî musibetlere, kafirlerin
eza, cefa ve alaylarına, insanların kötülüklerine, nimetlerin
şükrüne, Allah’a ibadet ve itaate, harama ve yasaklara, öfke
ve sinirlenmeye, savaş, cihat ve mücadeleye kadar sabrın
birçok kısımları vardır. Bu hallere sabredebilen insan, Allah’ın
sevgisine mazhar olmuştur. (Âl-i İmran Suresi, 146)
“Allah mütevekkil insanları sever.” (Ahzâb Suresi, 3; Âl-i İmran
Suresi, 159)
“Allah temizlenenleri sever.” (Bakara Suresi, 222; Tevbe Suresi,
108)
“Allah tevbe edenleri sever. (Bakara Suresi, 222)
“Allah cihat yapanları sever.” (Saff Suresi, 4)
“Allah mü’minlere karşı alçak gönüllü olanları sever.”
(Mâide Suresi, 54)

B- Hadislerde bildirilen Allah’ın sevdiği insanlar ve
davranışlar
Âyetlerde Allah’ın sevdiği insanlar bildirildiği gibi, hadislerde
de Allah’ın hangi davranışları sergileyenleri sevdiği bildirilmiştir.
Bunlardan bir kısmı:
“Allah’ın kullarının Allah’a en sevimli olanları, ahlakı en
güzel olanlarıdır.” (Beyhakî, Şuabü’l-İman, No.1924)
“Kuvvetli mü’min, zayıf mü’minden daha hayırlı ve Allah’a
daha sevimlidir. (Ancak) her mü’minde hayır vardır. (Müslim,
Kader, 34)
“Ahlâken, sizin Allah’a en sevimli olanınız, halk ile iyi geçinenler
ve kendileriyle iyi geçinilen, yumuşak huylu olanlardır.”
(Beyhâki, Şuabü’l-İman, VI, 232, 234, No.7983, 7988.)
“İnsanların Allah’a en sevimli olanları, insanlara en faydalı
olanlarıdır.” (İbn Hıbban, III, 209)
“İnsanların Allah’a en sevimli olanı, iyaline (eşine, çocuklarına,
yakınlarına ve bütün insanlara) en faydalı olanıdır.”
(Ebu Y’âlâ, Müsned, VI, 106)
“Cömert cahil, cimri âbidden Allah’a daha sevimlidir.” (Tirmizî,
Birr, 40, IV, 342)
“Allah, alış-verişte, alacağını istemede ve borcunu ödemede
hoşgörülü olan insanı sever.” (Buharî, Büyu, 16)
“Allah rıfk sahibidir, rıfkı (yumuşak huylu olmayı) sever.
Şiddet ve kaba davranışta bulunana vermediğini, yumuşak
davranana verir.” (Müslim, Birr, 77, III, 2003)
“Kim Allah’a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı
sever.” (Müslim, Zikir, 14-18, III, 2065-2067)
“Allah ebrarı (iyiler) sever.” (İbn Mace, Fiten, 16)
“Allah (kuluna verdiği) nimetinin izini kulunun üzerinde
görmeyi sever.” (Tirmizî, Edeb, 54, V, 124)
“Allah, muttakî, zengin ve kendi işiyle meşgul olan
(mü’min) kulu sever.” (Müslim, Zühd, 11, III, 2277)
“Allah sanatkâr mü’min kulunu (geçimi için çalışan, ticaret,
ziraat, sanat vb iş yapanları) sever.” (Taberanî, XII, 740)
“Allah ve peygamberinin kendisini sevmesini isteyen kimse,
doğru söz söylesin, emaneti yerine getirsin ve komşusuna
eziyet etmesin. (Beyhakî, Şuabü’l-İman, II, 201)
“Allah çok kerem sahibidir, (kerim) kerem, (nazik, misafirperver,
hoşgörüşlü ve bağışlayıcı) olmayı sever; cömerttir,
cömertliği sever. (Tirmizî, Edeb, 41, V, 112)
“Allah sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam
ve iyi yapmasını sever. (Beyhakî, Şuabü’l-İman, IV, 334,
No.5313)
“Benim için birbirlerini sevenlere benim sevgim gerekli
olmuştur. Benim için saf tutanlara, bir arada bulunanlara
benim sevgim gerekli olmuştur. Benim için birbirlerini ziyaret
edenlere benim sevgim hak olmuştur. Benim için (malını
mülkünü hayra) harcayanlara benim sevgim hak olmuştur.
Benim için yardımlaşanlara sevgim gerekli olmuştur.” (Ahmed,
IV, 386, V, 233)
“Benim için sadaka verenlere ve sıla-ı rahim (akrabasını
ve yakınlarını ziyaret) yapanlara sevgim hak olmuştur.” (Ahmed,
V, 229.)
“Allah kıyamet günü şöyle buyurur: Benim için birbirlerini
sevenler nerede? Benim gölgemden başka gölgenin olmadığı
bu günde onları gölgemde gölgelendireceğim.” (Müslim, Birr, 37,
III, 1988)
“Allah’ın fazlından isteyin. Çünkü Allah, kendisinden istenilmesini
sever. İbadetin en faziletlisi, sıkıntının kaldırılmasını
beklemektir.” (Tirmizî, Deavat, 116, V, 565)
“Allah İslam’ın aslî hükümleriyle, (azimetle) amel edilmesini
sevdiği gibi, ruhsat ile amel edilmesini de sever.” (İbn
Hıbban, II, 69 No.354)
“Allah haya iffet ve hilm sahibi müminleri sever.” (İbn Ebî
Şeybe, V, 214, No.25335)
“Allah tektir (eşi ve benzeri yoktur), teki, (kendisini) birleyenleri
sever.” (Buharî, Deavat, 68, VII, 169)
“Allah güzeldir (cemîl), güzelliği (güzel olan şeyleri ve güzel
davrananları) sever.” (Müslim, İman, 147, I, 93)
“Allah çok bağışlayan ve çok affedendir. Tevbe eden kullarını
affetmeyi sever.”
Peygamberimiz de bir duasında şöyle der: “Allah’ım! Sen
affedicisin, kerimsin, affetmeyi seversin, beni affet.” (Tirmizî,
Deavat, 85, V, 534)
(Daha geniş bilgi için, bkz. “Âyet ve Hadislerin Işığında Sevgi ve Dostluk, Doç.
Dr. İsmail Karagöz, Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları, Ankara, 2006.)

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(1613 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.