Her devir, Fâtihini beraberinde getirir

Gülen nar, nasıl bir bahçeyi güldürürse, bizim
çağımız da öyle güldürecek yeryüzünü.

BİR DAVET alacağız. Yataklarımızı terk edeceğiz.
Bu ömr ü hayatımızda duyduğumuz en güzel
çağrı olacak. Çıkacağız saklandığımız köşelerden.
Gecenin karanlığını delip akan yıldız gibi ağacağız.
Işık olup akacağız. Doğan güne kılavuzluk edeceğiz. En
az o gün kadar parlak, en az o gün kadar aydınlık doğacağız.
Şaşıracağız, belki de hayran kalacağız. “Ömrümüzün
en güzel günü işte bu gün!” diyeceğiz. Cennetteki
sütten ırmaklar gibi akacağız. Tertemiz, bembeyaz olup
akacağız. İçmeyen kalmayacak. Bu sese, bu çağrıya
koşmayan kalmayacak. Yıllar yılı mutlu bir çağa niyet
tutanların, hasretlenenlerin günü başlayacak. Ömründe
bir gece, belki de o gece uyanık kalmalı gözler. Sabaha
nelerin, nasıl hazırlandığını o gece görmeli gözler.
Bu bitmeyen gecelere bir gündüz gerek. Işıl ışıl bir
gündüz… Sonu gelmez koşmalara, koşuşturmalara, bu
bitmeyen adımlara dur durak gerek. Çevresi kır çiçekleriyle
süslü bir pınar gerek. Bembeyaz, sütten bir nehir
gerek. Yıllar yılı nelere hasret değil ki insan, nelere?
Görmeden, tatmadan, yaşayamadan anlayamaz bunları.
Evet, yakındır. Uzaklarda değil, yakındır. Bizim çağımız
başlayacak. Dillere destan bir çağ… Bir çağrı ile…
Her devir, Fâtihini beraberinde getirir.
Yokluklar içinde var olacağız.
Bir kutsal çağrıya ses veren iki dudak olacağız. Dağlardan
aşağıya yağmur suları, kaynak suları gibi bereket
olup akacağız. En mutlu hâllerle, her yürekteki
dileklerle geleceğiz. Beklenen ve arzulanan niyetlerin
duâsı olarak geleceğiz.
İsimsiz kahramanlara merhaba! Uykusuz gecelerin
kahramanlarına merhaba! Gözyaşından başka sermayesi
olmayanlara merhaba! Onlar hazırladılar. O karanlıkları
onlar kovdular. Onların kutlu gayretlerine,
fedakârlıklarına da merhaba… Işıldayan, cazibeli, aynalı
vitrinlere, yollara, sokaklara, süflî zevklere ayağını
değdirmeden, hedefine varanlara da merhaba…
Yeryüzünü bir seccade güzelliği içinde bulacağız. Ve
ertelediğimiz secdelerimizi orada tamamlayacağız. Kıyamlarımızı,
rükûlarımızı da…
Seyrine doyum olmayan çiçekler açacak.
Yolların iki yanında yolcularını bekleyen çiçekler.
Narçiçekleri, kar çiçekleri…
Bu manzarada her şey yerli yerinde olacak. Nasıl ki
göğün yedi renginde su ve yağmur mayalanıyorsa, gücün
ve zulmün pençesinde büyük bir dâvâ mayalanacak.
Tutulan niyetler ve beslenen ümitler boşa çıkmadı.
Çıkmayacak inşaallah. Şükür ki, çıkmayacak…
Geçmişe, o çileli günlere hürmetimiz sonsuz. O günlerin
erlerine ise hasretimiz susuz.
Alışılmış bir duygu değil bu duygu. Yüzyılların çağrısı
bu. Bir yıldız yağmuru… Geceyi saran karanlığa
inat…
Soracağız, sormalıyız bazılarına: Siz hangi akşamlardasınız?
Hangi gecelerdesiniz? Nerelerdesiniz? Ne
yerlerdesiniz ki bir türlü göremiyorsunuz bizim gördüğümüzü?
Dağlardan coşup gelen suyun sesi uzaklardan
bile duyulur.
Çağın güneşi doğuyor. Buzullar, karlar eriyor.
Evet, füc’eten olacak her şey. Tarihin akışını değiştiren
olaylar hep böyle oluyor. Birdenbire olacak her şey.
Ama kendiliğinden değil. Gayretlerimiz, himmetlerimiz,
bir duâ olacak. Sonrasını, bekleyin de görün.
İlahî bir sır var. Bu sır öylesine bir zuhur ile geliyor
ki, uzakları yakın ediyor. Bir araya getiriyor parçaları
ve bize sadece şaşmak kalıyor. Bir çiçeğin anbean nasıl
açıldığını, bir yaprağın nasıl renklendiğini ve milim milim
nasıl büyüdüğünü bugüne kadar kim yakînen gördü
ki? Gözümüz nasıl oluyor da görüyor? Ve nasıl olup da
bu şekillere uyumlu yaratılmış? Soracağız… Sormalıyız.

“Niçin küçülüyor eşyâ uzakta?
Gözsüz görüyorum rûyâda, nasıl?”
— Necip Fâzıl Kısakürek

Evet, evet, sizde farkındasınız. Hissediyorsunuz.
Büyük değişimler hep böyle oluyor. Hiç beklenmedik bir
anda oluyor.
Belki bu sabah, belki diğer sabah, ama çok yakın…
Bir gün olup doğacağız güneş gibi. En güzel kartpostallardaki
manzaralar gibi. Bir gözeden kana kana içilen su
gibi içeceğiz zamanı ve durduracağız boşa giden akışını.
Ve sonra belki de bir rüzgâr çıkacak. Gidemediğimiz,
ulaşamadığımız yerlere bizden haber götürecek. Pınarın
başında olup da bir yudum suya hasret kalan ve bir
adım atmayanların yapacakları bir şey yok.
Diriliş ki, her sabah alıştığımız bir şeydi ve her bahar.
Ve uzun bir geceden sonra gelen baharlar gibi.
Ne kaldı ki dünyanın ömrüne şurada, ne kaldı ki?
Ahir zaman alâmetleri zuhur etmedi mi sanki? Bir değil,
sayısız… Beklemek, hakkımız, görevimiz. Yeniden bir
uyanışa, yeniden bir hasrete var mısınız, hazır mısınız?
Her devir Fâtihini beraberinde getirir.
Uzaktaki seslerin, kendilerini duymadığımızı zanneden
o seslerin imdadına koşacağız. Biz zaten Allah için,
Onun için varız. Öbek öbek yıldızlar da şahidimiz olacak.
Gecenin gözbebeği olan yıldızlar da…

Duymak için gerçeği,
Koklasanız şu çiçeği!
Geçmişi ve geleceği
Bir anda görebiliriz.

Görebiliriz dostlar…
Ölebiliriz.
Ve yeniden doğabiliriz.
Dostlar…
Her şey mümkün…

Uzun bir geceden ve geçtik. Yayan yapıldak geçtik.
Masal değil bunlar. Uyuyanları da uyandıracağız inşaallah.
En başta kendimizi…
Duymak, görmek ve gönül vermek zamanıdır şimdi.
Yüzyılların ötesinden gelen bu çağrıya ‘evet’ demek zamanıdır.
Nasıl yapsak, nasıl etsek de duyursak sesimizi.
O süt ırmağından kana kana içsek rızkımızı.
Boşa sevdalanmasın nefsin yandaşları… Boşa
meraklanmasınlar artık kimse gelmeyecek diye. Günler doğuşa
gebe… Günler o güne gebe. O gün yakın, gelecek.
Ömrü olan görecek. Çöller vahaya dönecek. Tohumlar
tuttu, büyüyor. Kör gözler de görecek.
Cemreler de düştü. Hava, su, toprak da ısındı artık.
Bahar en güzel fermanıyla geldi, çaldı kapımızı… “İçinizde
ne taşıyorsanız, dışınızda onu bulursunuz” dedi.
Her şeyin güçle, parayla pulla, şanla şöhretle olmadığını
görecekler. Samimiyetin ışığı, sabrın ve ümidin
ışığı, sarmaşık gibi tutup saracak dört bir yanı. Ne güzel
bir bekleyiştir bu. Bir tomurcuğun güneşe özlemine eş,
güzel bir düşüncenin hayata kattığı eyleme eş.
İnancın ve sabrın dışında bir yol yok. Bunun dışındaki
her yol, bizim için yol değil.
Duyuyor musunuz? Görüyor musunuz? Gürültünün,
patırtının, kâinattaki ahengi bozan seslerin modası geçti,
devri bitti. Geldikleri yere, diri diri mezarlarına girecekler.
Çıkmamak üzere gömülecekler. Kendi dünyalarına
gömülecekler. Bir bahar bahçesi gibi her yer bembeyaz
olacak. Yıllar yılı karanlığı ışık diye sunanların
saltanatı bitti. Nurun devri başlıyor. Sönmeyen güneş
geliyor.
Bir ömür, kör bir inat ile direnenler de şaşıracak. Geç
kaldığına yanacak. Onlar da anlayacak. Geç kaldığına
hayıflanacaklar.
Bölünmeyen, parçalanmayan, yekpare güzelliği herkes
görecek. Yakındır. Bol cemreli günler, bereketli baharlar
ve yazlar geliyor.
Her devir Fâtihini beraberinde getirir.
Yakındır… Her sabah onun müjdesini getiriyor. Artan
her karanlık, yepyeni bir oluşun ve doğuşun müjdesini
veriyor.
Gülen nar, nasıl bir bahçeyi güldürürse, bizim çağımız
da öyle güldürecek yeryüzünü ve sevindirecek dünyayı.
Renklerin en güzeline boyanacak her yer. Ekmek,
boğaz derdinden geçip de, küçük gayeler yüzünden
arada eriyip giden idealler yine boy verecek. Yeniden
neşvünemâ bulacak. Bizim çağımız, bir çağrıyla başlayacak.
Onu bulanlar, başka dostlar aramayacak. Onu
bulan, her şeyi bulmuş olacak. Elindeki tohumu kaybetmeyen,
bereketli topraklara eken kazanacak.
Ne güzel diyor Mevlânâ:
“Ben, beni ısıran köpeğe de duâ ederim, ‘Yâ Rabbi
Sen onu bu huyundan vazgeçir, Adamları ısırmasın da
halkın taşını, topacını yemesin.’ derim.”
Sevgi ve acımak da insanlık vasfıdır. İnsaf da öyle.
Dinin yarısıdır. Hiddet ve öfkeyse hayvanlık vasfıdır.
Yakındır bizim çağımızın başlaması. Yakındır… Gönül
gözü açık olanlar şimdiden görürler o günü. Gözün
nuru, gönül nurudur. Göz nuru ki, gönül nurundan oluşur.
Bir söz, bir âlemi baştanbaşa yakar ve yıkar. Bir söz,
bir âlemi ihya eder, yeniden inşa eder. Biz öyle Sözler’le
geliyoruz. Susadığımızda kana kana içtiğimiz o Sözlerle…
Onlar ki, o güzel Sözler’e can veren erlerdi. Bizler ki,
Sözler için can veren erleriz. Rabbim, bu güzel Sözler’in
yokluğunu göstermesin hiçbir zaman.
Hiç beklenmedik bir anda yeniden doğar, yeniden
gün ortasında güneş olur, merhaba deriz. Yakmaz, acıtmaz
ışığımız. Karanlığa gömülenlere de rahmet olur
aydınlığımız. Tutar, çıkarır onları da. Tutar çıkarır nice
yanılmışları da. Yakındır çağımızın başlaması. Yakındır.
Yeşil pencereden bir gül uzatılacağı vakit yakındır.
Yalnız gelmeyiz. Bizimle beraber cıvıl cıvıl bir mutluluk
ülkesi de gelecek. Yanı başımızda o da olacak.
Duâmız, dileğimiz var. Karanlıklar için biriktirdiğimiz
ışığımız var. Nice güzel Sözler’imiz var. Anlayacak, dinleyecek
akıllar için, kalpler için nice güzel sözlerimiz var.
Her devir Fâtihini beraberinde getirir.
Yakındır çağımız. Yakındır çağrılacağımız gün.
İnanmışız. O gün gelecek diye inanmışız. Başını topraktan
uzatan, güneşe merhaba diyen tohumlar ve çiçekler
kadar inanmışız. Yuvalarına gagaları, kursakları
boş dönmeyen kuşlar kadar inanmışız. Bir nur dökülüyor
doğan günden.
Allah’ım, her şeyi ne güzel koymuşsun düzene.
Bir gün, yepyeni bir güneş doğacak insanlığın üstüne.
Ömrün bir gününde değil, Allah’ın yarattığı her
günde mesut olmak vardı, saadet içinde yaşamak vardı.
Bahar bir mevsim değil, uzundu, upuzun bir ömür
kadardı. Öylesine güzel geleceğiz, öylesine güzellikler
getireceğiz.
“Ah bir şey daha olsaydı” demeyecek hiç kimse, bir
eksiklik hissetmeyecek getirdiğimizde…
Bunun müjdesini çok öncesinden duymuşuz. Haberini
“Gelen neslin kapısında durmayınız” (Tarihçe-i Hayat)
diyen Üstad’tan almışız.
“Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennetâsâ
bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları,
zemininizde çiçek açacaktır. Biz, hizmetimizin ücreti
olarak sizden şunu bekliyoruz ki: Mâzî kıt’asına
geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız; o
bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin mezartaşı
denilen ve kemiklerimizi misafir eden ve Horhor
toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız. Kapıcıya
tenbih edeceğiz; bizi çağırınız. Mezarımızdan “Henien
le kum” ‘Ne mutlu size!’ sadâsını işiteceksiniz.” (Bediüzzaman,
Münazarat)
Çağımız başlayacak.
Evet, yakındır.
Yakındır…
Her devir, Fâtihini beraberinde getirir.
Göreceğiz inşaallah.
Yakındır.

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasûlallah…
(1375 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.