Hayatımıza hayat katanlar

ONLAR, HEPİMİZİN yakından tanıdığı, yakından bildiği
insanlar.
Ancak aynaya bakarken nasıl kendini unutursa insan,
onlar da unutuluveriyor bazen.
Onlar görünmeyen kahramanlar.
Annemizin ve evimizin şefkat dolu o güzel havasından
kendilerine teslim edildiğimiz eller, itimada şayan
insanlar.
Hayatımızın içinden su gibi akıp, bizi bilgiyle yıkayanlar
onlar. Ruhlarımızın ellerinde şekillendiği usta
kuyumcular… İnsan sarrafıdır her biri…
Emaneti emanet bilenler ve ona değer verenler… En
değerli emanetin kendilerine verilmesinden memnuniyet
duydukları kadar endişe de edenler… Bugün ellerinde,
yarın ağaç olacak bir tohum tutuyorlar. Ondandır
heyecanları ve endişeleri.
Dünyada bazı özel meslekler vardır.
Siz onu değil, o meslek sizi seçer. Onlar bu talihlilerdendir
işte.
Kimdir onlar? Sevgili öğretmenlerimiz…
•••
Anne sevgisinden sonra hemen gözümüzü açtığımız
şefkatli eller…
Evlerimiz kadar sıcacık mekanlardı okullar. Onlarla
buluştuk oralarda. Evdeki büyüklerimizden sonra onları
bulduk karşımızda. Onlar hayatımıza ışık tuttular.
Karanlıkları aydınlattılar. Bize en güzel sözleri, bilgileri
onlar öğrettiler. En güzel dersleri verdiler. Örnek oldular
hayatlarıyla, fedakarlıklarıyla.
Dahası, Allah için sevdiler bizi. Hak ettiler kalbimizde
yer almayı. O yeri kaybetmemeyi hak ettiler. Onların
yeri kalbimizde hep özeldi ve öyle de kalacak. Bizim için
o kadar değerlidir öğretmenlerimiz. Peygamberlik mesleğidir
bir bakıma meslekleri.
Sevgili Peygamberimizin (asm) ardından, onlar
önemli bir yer tutar hayatımızda. Allah Rasulü (asm)
bize hayatı öğretti ve ebedî hayatı ders verdi. Onlar da o
dersin, her devirde tazeleyicisi oldular bizim için.
Ne garip değil mi? Bu güne kadar hiçbir şey bilmeyen
biz, öğretmenlerimiz sayesinde, onların üstün emekleri
ve gayretleriyle çiçek açtık. Öyle ki, okullarda onlardan
ders aldığımız o sıralarda yetiştik, filizlendik, meyve
verdik. Oturduğumuz o sıralarda gün geldi, yeni öğrenciler
oturdu. İçimizden bazıları o okullara öğretmen
oldu. Öğrencisi olduğumuz mekanlara öğretmen olarak
döndük öğretmenlerimiz sayesinde.
Hafife alınacak bir meslek değildir öğretmenlik. Öğretmenlerimiz
de öyle, onlara olan sevgimiz de… Bizim
sevgimiz onların şahıslarını aşar, vazifelerine bakar.
Kutsal kabul ederiz o görevi. Onun içindir onlara verdiğimiz
değer.
Hazreti Ali’nin (kv) dediği gibi, bize bir harf öğretenin
kölesi oluruz. Ama o harf mânâ-yı ismî ile değil,
mânâ-yı harfî ile olursa… Yani bize a’yı, b’yi öğretenler,
a’nın bir harf olduğunu, bir harfin kendisini ancak
bir harf kadar gösterdiğini ders verdikten sonra, eğer
o harfi yazandan, yazarından ve sanatkârından söz etmezlerse
olmaz.
İşte biz öğretmenleri bunun için sevdik. Bize a yı öğretirken,
Allah’ı da öğrettikleri için.
Çiçeği çiçek olarak değil, Allah’ın çiçeği olarak anlattıkları
için… Harfi harf olarak değil, o harfi yazandan
bahsettikleri için… Tabiatı, bitkileri, hayvanları, ağaçları,
fiziği, kimyayı, edebiyatı, coğrafyayı, tarihi, ne varsa,
her şeyi ama her şeyi Allah’ın (cc) yarattığını bilerek,
hissederek ders verdikleri zaman, onları daha çok sevdik.
Böyle bir ders halkası ve havası, hâliyle bizi yüce
kitabımızın eşiğine getirdi, hayatın mânâsını öğretti.
Onların sayesinde ilim ile din el ele verdi, bir havuzda
yıkandı, yeni bir biçim kazandı. Vicdanın ziyası din
ilimleri, aklın nuru fen ilimleri oldu ve ikisinin birleşmesinden
hakikat doğdu; ayrıldıkları zaman ise felaket
oldu. Birinden yobazlık, diğerinden inançsızlık ortaya
çıktı.
Yolların kesişme noktasında durur öğretmenlerimiz.
Bizi hakka ve hakikate yönelttikleri için severiz onları.
•••
Öğretmenler, muallimler, hangi ismi kullanırsanız
kullanın, onlar bizim gözbebeğimiz. Bize mânâ-yı harfî
ile ders verdikleri zaman, okuduğumuz ilimler marifetullaha
yükseldi, hayatımızın gayesi oldu.
Hangi yere gideceğini bilmeyene, hiç kimse yardım
etmez. İnsan ki şu kâinatta nereye gideceğini, niçin gideceğini,
neden geldiğini bilmezse, bunun da bir kıymeti
olmaz. İnsanı insan eden en yüce değer, insanı şu
kâinatta niçin yaratıldığının sırrına ulaştıran derslerdir.
İşte öğretmenlik mesleği bu bakımdan her çileye, her
sıkıntıya göğüs germeye değer bir meslektir. Ne mutlu
onlara…
Ebedî hayatın eşiğinden Peygamberlerin yanı sıra
geçecek olanların kutsal mesleğidir öğretmenlik. Çünkü
insanı onlar şekillendiriyorlar. Allahın yeryüzünde
yarattıklarının en yücesi olan insanı… Onun beynine,
kalbine aklına, ruhuna onlar sesleniyorlar. Bir daha
silinmemek üzere, en kıymetli bilgileri bizim fikir
tarlamıza onlar ekiyorlar. Onlar hayatımızın bahçıvanı.
Onlar ellerinde çiçek açtığımız en değerli varlıklar. Annelerimizden,
babalarımızdan hemen sonra… Onlardan
öğrendiğimiz o ilk bilgiler, bugün bile işe yarıyor, yarın
da yarayacak. Eğer gerçekten Allah’a götüren o yolda,
nuranî bir ışık olan bilgi ise bu, onlar da bundan ebediyen
hissedar olacaklar. Paylarına düşen sevabı alacaklar.
•••
Okulun öğretmeni olmak kolay ama hayatın öğretmeni
olmak zor.
Öğretmenlik bu bakımdan kendi içinde de dereceleri
olan bir meslek.
Bazıları belki sadece öğrenciyle birkaç saat konuşmaktan
ibaret, ders verip çıkmaktan ibaret zannederler
bu mesleği. Bazıları yetinmez bu kadarla. Elinde avucunda
ne varsa, tüm kazandıklarını sevgili öğrencileriyle
paylaşırlar. Dahası, kendilerini yetiştirirler o kıt
imkânlara rağmen. Çevrelerindeki insanlar gününü gün
ederken, onlar kendi hayatlarını öğrencilerine adarlar.
Bir de adadıkları hayatın bakımını yaparlar. Kendilerini
yetiştirmeyi de ihmal etmezler. Öğrencileriyle beraber
büyürler okullarda, sınıflarda, sıralarda… Kim öğrenci,
kim öğretmen, bazen belli olmaz…
•••
Bu meslek öğretmenin öğrencisiyle beraber büyüdüğü
bir meslektir. Tıpkı maharetli bir bahçıvanın ellindeki
narin bir filiz, nazik bir gül goncası gibi… Gün gelip, o
tohum çiçek açtığında, her türlü zahmete değermiş derler.
Böyledir insanoğlu. O da bakıma muhtaç. O da ilgiye,
sevgiye muhtaç.
Peygamberlik mesleğinin izdüşümüdür öğretmenlik.
Görevini güzel yapanlara, bu uğurda, bu yolda, herhangi
bir tesir altında kalmadan, sadece ve sadece Allah’ın
hoşnutluğu ve rızasını düşünüp, O’nun razı olduğu yolda
hareket edenlere gönüller dolusu, kalpler dolusu selam
olsun… Bize öğrettikleri dersler, çektikleri dertler,
hatta helal dairesinde bile tadamadıkları zevkler, her
şey için ama her şey için, bizim uğrumuza katlandıkları
o çileler için, onlardan özür diliyoruz. Rabbimizden onlara
uzun ömürler ve ebedî saadetler temenni ediyoruz.
Tâ ki, bu dünyada tadamadıkları lezzetleri, ebedî saadette
sevdikleriyle beraber tatsınlar.
Bizim için öğretmenlik bu kadar mukaddestir, bu kadar
gözbebeğidir işte. Biz onların ellerinde şekillendik.
Belki bizi unuttular, belki de hafızalarında önemli bir
yerde tutuyorlardır, fark etmez, nihayet insanız; ama
şunu unutmasınlar ki, yapılan hiçbir şey boşa gitmiyor,
yapılan en küçük bir iyilik bile eninde sonunda gelip
sizi buluyor.
•••
Öğretmenlerin, yaptıklarının karşılığını bu dünyada
elde etmek ya da bulmak için yapmadıklarına gönülden
inanıyoruz. Bir anne de öyle değil mi? Yavrusuna bakarken,
onu eğitirken, terbiyesiyle meşgulken, herhangi bir
şekilde onun her türlü sıkıntılarına göğüs gererken, bir
fayda, bir menfaat gözetmediği gibi, öğretmenlerimiz de
öyledir bizim gözümüzde. O ulvî mesleği o kadar severek
yapıyorlar ki, hayatlarına bir bakın göreceksiniz.
Yansıyor çünkü.
Allah kime neyi sevdirmişse, o insana onu kolaylaştırıyor.
Öğretmenlik mesleği gerçekten zor ama Allah’ın
özel olarak omuzuna koyduğu insanlar için kolaylaştırılıyor.

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(988 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.