Güldür Yağan Ramazan’dan | Selim Gündüzalp
Eki 16, 2017 - Tefekkür, Yazılar    Yorum Yok

Güldür Yağan Ramazan’dan

Verimli bir vakittir, süt gibi bereketli…

Kışın kardır, yazın kırdır, çiçektir. Bahardır, bahçedir…

Mevsimleri dolana dolana, mevsimleri döne döne getirir. İnce bir hilâlle çıkar gelir.

Gelmez, gönderilir…

Semavî bir sofradır. Ruhlarımızı besler ve süsler. Sabırlar, güzellikler getirir. Yoksul düşen ve fakirleşen kalplerimizi doyurur, zenginleştirir. Yerini yurdunu yitirmiş ve kaybetmişlere ışık tutar, yol gösterir.

Açlığı tokluk kadar sevdirir. Çünkü Allah’ın emriyle aç kalmak, Allah’ın emriyle doymak kadar lezzetlidir.

Bin bereket vardır iftarında, sahurunda.

Bir bardak su, bir dilim ekmek, birkaç zeytin ya da hurma yeter de artar bile. O’ndan bilene, şükredene. Gözleri ve gönülleri doyurur midelerden önce.

Yüzü, ruhu kadar aydınlık, milyonlarca mü’mini, gecenin bir vaktinde en ağır uykulardan kaldırır. Bu da bir ikramdır Yüce Yaratan’dan. Kalbimize ve hayalimize hiç silinmemek üzere yazılıdır…

Bir insandan, birçok insanlar çıkaran, bir doğum ayıdır Ramazan.

Güldür yağan Ramazan’dan. Aylardan ve yıldızlardan… Ebedî baharlardan…

Gül kokusundan mest olanlar, şimdi o mevsimin içindeler.

Hepimize birden ama her birimize ayrı ayrı gelir.

Kurumuş dudaklarımıza, niyetin ve besmelenin su gibi tatlılığını ve mutluluğunu getirir.

Yasakların ve haramların kalbine, bir kurşun gibi saplanır. İyiliklerle kötülüklerin arasına kalın bir çizgi çekilir. Şeytanların ayakları bağlanır. Rahman’la aramızdaki perdeler kalkar. Ömrümüze ömür katar, hayatımızı ibadetle ve itaatle doldurur.

En uzun koşumuzdur bu, belki de en son, en bereketli yolculuğumuz.

Bir hilâlle başlayıp, bir hilâlle taçlanır. Sonunda daire tamamlanır.

Gecenin ve sabahın çağrısına hazırdır ruhlar. Ramazan, insanı ve vakti mayalar.

Gülleri solmaz Ramazan’ın…

Düşe kalka yürüyenleri bile kanatlandırır. Mutlu bir zamandır… Kucağında, gökler dolusu, güllerle gelir Ramazan. Ömür defterinin kara sayfalarına bakıp da yananlara, pişmanlık duyanlara gözyaşı armağanıdır. Tüm günahlardan bir tövbeyle arınma anıdır. Yüce Rahman’ın sonsuz rahmetinden bir armağandır.

Dirilişe, uyanışa biteviye bir davettir.

Baharı dokundurur ellerimize, ölü tenlerimize.

Hiç görülmedik defineler açılır, saçılır.

İmanla güçlenen ruhlar, dünya kadar ağır ve büyük bir yükü, taşımaya hazırdır o zaman. Göklerden rahmet olup yağar, selam üstüne selamlar. Nice gizli güzellikleri vardır Rabbimizin, saymakla bitmez. Sayıları şaşırır saymaya kalkanlar.

***

Ey kalbim! Kaç bahar geldi dirilmedin de, bir Ramazan yetti kuruyan hayat ağacının köklerine.

Gökyüzünün yıldızları, yeryüzünün kandilleridir şimdi ışıl ışıl.

Zerre boşluk yok… Her yeri rahmeti kuşatmıştır Rahman’ın. Ne güzellikleri vardır, saymakla bitmeyen Allah’ın. Her nimet ve her şey bizim için.

Bir masal ya da bir öykü değildir anlattığımız. Gerçeğin en gerçeğidir yaşadıklarımız. Bir serap, bir rüya da değildir bunlar asla.

Gözlerimizin açılma vaktidir. Şimdi değişim saatidir…

***

Bin dört yüz yıllık bir dededir Ramazan. Aksakallı bir pîr-i fanidir. Güller kokan ama ne gülleri, ne de kendisi hiç solmayan ve hiç ihtiyarlamayan… Bakmayın siz yaşına. Her yıl tazedir, her yıl yepyeni. Bizden eskidir, bizden de yeni.

Elinden tutar, her asrın evlâdının… Üşüyen ve titreyen ruhları şefkatli bir anne gibi bağrına basar. Güven verir, ümitlendirir. Otuz gün boyunca, diyar diyar gezdirir… Nice güzellikler gösterir. Seyran ettirir gün gün, gece gece. Dillerde o en güzel hece:

‘Hû’, ‘Allah’ dedirtir, ‘Allahuekber’ ile taçlandırır sözleri…

***

Bir zenginlikse istenen, onda fazlasıyla var…

Özgürlükse şayet arzu edilen, yine onun getirdiğidir. Nefsi, ruhun emrine verir. Evet, Ramazan böyledir… Ruhu esaretten kurtarmak için gelir.

Güldür yağan Ramazan’dan…

Öyle bir sevgidir ki; gözde değil özdedir, gönüldedir.

Ruh özgürlüğüne onunla kavuşur, onunla Allah’a yakınlaşır.

Ruhun, kader yolculuğudur Ramazan.

Karanlıklar biter. Günler güneşlerde tek tek yıkanıp tekrar doğar. Birbirine benzemez günleri, saatleri ve dakikaları. Altından, elmastan kıymetlidir saniyeleri.

Güldür yağan Ramazan’dan…

Bu ayda susmak da, konuşmak da hikmetli Kur’an’ca olur. Her surenin başındaki Bismillah’ça olur.

Ramazanın özel bir görevidir bu. Allah’ın kullarının Allah (c.c.) ile bağlanması hâlidir bu.

***

Gelin ey dostlar, gelin! Koklayalım bu gülü, çekelim içimize. Sadece kokusu ve esintisiyle yetinmeyelim.

Ramazan’ın güllerini damıtalım. Damla damla sağalım. O güllerin sularıyla abdest alalım.

Huzura duralım. Huzur bulalım.

Şimdi ne varsa içinden geçen, iste, dile muradınca. İstediğin her ne ise verilecek, her arzun yerine gelecek. Çünkü vaadi var Rabbimizin…

***

Sen ‘aşk’ nedir bilir misin?

Ey toy çocuk! Bilir misin?

Perî sûretleri geç de, hakiki aşka gel, şevke gel.

Bu aşkın bir katresi, yedi deryaya bedel…

Allah için olmalı her şey. Allah için oldu mu her şey güzel…

***

Bir bak hele. Gelen kim? Elinden tutan kimdir, bil… Duygularını ayaklandıranı bil. Bilme vaktidir aczini ve fakrını. Meded umup isteme vaktidir.

***

Bir yolun kavşağındasın, benliğini ez de geç.

Hayallerin, arzuların, ne varsa ulaşamadığın, hepsi önündedir. Şimdi hepsine, bir anda kavuşma vaktidir. Kavuşmak isteyenleri böyle mübarek bir ayda, bir anda kavuştururlar.

Yerde buluşamayanlar üzülmesinler diye, göklerde buluştururlar.

İnsanın öz yurduna ‘dön’ çağrısıdır Ramazan. Aşkın, zamana vurmuş gölgesidir.

Dağ gibi günahlar erir, kar gibi acılar erir. Rahmetin bir nevi tecellisidir.

Güldür yağan Ramazan’dan…

Her yere, herkese yetişir…

Ruhu doyanın, midesi acıkmaz Ramazan’da.

Güllerinle mest, kokularınla sermest olur âşıkların. Aşkın adıdır Ramazan. Bir bahardır mevsimini hiç şaşırmayan. Donmuş ruhlar seninle kanatlanır.

Sahurun ve imsağın kapısında, yeni bir günün aralığında özledikleri nura kavuşurlar. Ey en güzel zaman, ey mübarek Ramazan! Ne kadar yakınsın bize, ne kadar bildik ve tanıdıksın.

***

Allah’ım, güldür yağan Ramazan’dan. Ne gönderdiysen, hepsi birbirinden güzel. Gökler dolusu, güller yağan bir aydır Ramazan.

Sendendir bildim, Sendendir, ey yüce Yaratan, Senin sonsuz rahmetindendir…

***

Son on gününde gözler nemli, gönüller elemlidir. Kadrini, kıymetini bilenlere ağır gelir gidişin. Candan bir dosttan ayrılmak zordur.

***

Ne kadar da çabuk ve usul usul gidersin.

“Merhaba demeden; elvedâ, elvedâ dersin”

Unutulmaz hatıralar bırakıp ardında,

Hasret koyup yüreğimize öyle gidersin…

***

Hatırlanırsın on bir ayın her gününde. Unutulmazsın. Unutturmaz hiçbir şey adını ve tadını… Kalbimizde ve dilimizde saklısın, dualarımızın bir inci gibi içinde saklandığı bir mübarek aysın sen, ey Ramazan!

Allah’ım!

Herkes, her şey yeniden Ramazan’la olsun. Güller koksun. Yüzleri ay gibi parlasın, orucuna tutunsun insanlar, Kur’anına sarılsın.

İçine bir yeni tohum düşsün herkesin. Bire bin, bire otuz bin başaklar veren. Bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’nin sırrına ersin insanlar.

Mayalansın ruhlar. Yetişsin imdadımıza, yetişsin, müstecab dualar. ‘Gül Muştusu’nda bakın, ne kadar içten ve samimî dualar eder Sezai Karakoç:

***

“Yetiş ayı ikiye bölen parmaklarıyla, / Yetiş büyük armağancım, / Oruç armağancım, namaz armağancım. / Yetiş uluların imamı, / Yetiş toprağın yeni doğuşuna / İnsanın yeniden, / Dirilme süzülüşüne

(…)

Yetiş bize kıyamet bildiricisi / Kıyametteki sevinç muştucusu / Yetiş kabaran yeni toprağa, / Kur’an tohumunu ekmek için / Gül tohumlarını saç bize / Gül bahçesi olan türbenden.

(…)

Yetiş ayağının tozu olduğumuz Peygamber (s.a.v.) / Yetiş her zaman diri olan varlığınla / Yetiş yak lâmbamızı / Yetiş aydınlat karanlığımızı / Yetiş yeşillendir çöllerimizi / Yetiş dirilt insanımızı / Seni sevenin ismiyle yetiş bize / Yetiştir bize / Günahlarımızı kül edecek ateş harmanı, / Verim yağmuru insin ülkemize / Mekke’ye, Medine’ye, Şam’a, / Kudüs’e, Bağdat’a, İstanbul’a / Semerkand’a, Taşkent’e, Diyarbekir’e / Yetiş Peygamber imdadı, yetiş! / Yetiş Allah’ın izniyle, / Yetiştir erlerini…

(…)

Gül diksinler diye yeni topraklarına / İnsanın ta gönlüne / Yetiştir erenlerini Allah’ım! / Âmin.”

***

Güldür yağan Ramazan’dan.

En son ve en kutlu bir kitap, Kur’an iner Ramazan’da. Kadir Gecesi’yle gelir. Gelmez, gönderilir; inmez, indirilir. Mesajı nettir. Bu kitap bize yaşamamız gerekeni ve sadece önemli olanı verir. Gelecek olan o büyük günün, daha gelmeden misafiri oluruz sayfalarında… Gerçek hayat neymiş, ondan bilir, öğreniriz ve tüm insanlığa ders verir, öğretiriz. Kur’an sönmeyen bir mucizedir.

Felâh bulur ona tutunan, kurtulur ona yapışan. Özgürlüğe kavuşur, eskimeyen yeniye koşan. Yüce Yaratan’dan ilahî bir armağandır Ramazan. Sonunda, sonsuz sevinçlerin kaynağı, bayramla taçlanan Ramazan.

Güldür yağan Ramazan’dan. Güldür… Sağanak sağanak güldür yağan, güldür Ramazan’dan…

Rabbim! Hem dünyada, hem ahirette sonsuz rahmetinle bizi güldür.

Yaşamayı öğretmek için, bizlere bir daha gel. Ey mübarek ay! Bir daha gel, ne olur. Tutunalım yine orucuna, sarılalım yine Kur’anına. Kulluğun şuuruyla ısınalım, üşümeyelim hiç. Bir avuç toprakta sıkışıp kalmayalım. Çatlayan tohum gibi açılalım, boy verelim yeni dünyalara. Sağlam bir imana sahip mü’minlerden olalım. Yeni yeni dünyalar kuralım. Kâinatı ve Kur’an’ı birlikte okuyalım. Konuşalım Kur’an’la, o yüce kelamla, iki âşık gibi baş başa. Surelerin, ayetlerin, rahmet yüklü o bulutların altında yıkanalım, arınalım. ‘İşte hayat buymuş’ diyelim. Gel, bir daha gel, ne olur… Güllerle gel, mübarek günlerle ve gecelerle gel ne olur!

Mevlânâ ne güzel diyor:

“Ey gönül! Oruçluyken Allah’a misafirsin; sana gökyüzü sofrası yakışır!”

El-hakk… Ne diyelim doğru söze. Orucun ve Ramazan’ın hakkını verene bir de bayram gibi bayram yakışır.

***

Değerli kardeşlerim, Ramazan-ı Şerif’iniz ve Ramazan Bayramınız mübarek olsun. Ömrünüzün en güzel Ramazan’ı ve bayramı, en feyizli ve bereketli günleri bugünler olsun inşallah.

Selam ve duayla…

Zafer Dergisi, Ağustos, 2009



Yorum Bırakın