Gece Vakti Bir Ses…

GECE VAKTİ bir ses…
Ruhuma dokundu:
“Yusuf’un, Musa’nın Mısırında…
Kardeşlerin ölüyor…
Öldürülüyor.
Sen hâlâ uykudasın.”
Acılar içinde uyandım.
Dünyada mıydım?
Yaşıyor muydum acaba?
Şaşkındım.
Bir kurşun da ben yemiş gibiydim.
Telaş içindeydim.
Bu vakitler özeldir, bilirim…
Secdeye kapandım hemen, dualar ettim.
“Bir melek kanadında ulaştır Rabbim dualarımı, şehit
kardeşlerimin ruhlarına” dedim.
“Ardımızda bir duacımız var, bir ağlayanımız var bizim
de” bilsinler istedim.
“Yalnız olmadıklarını bilsinler, yeter Rabbim.” dedim.
Dua, dua ve gözyaşı…
Dualar ve gözyaşları birleşecek.
Akacağız ışık gibi, delip geçeceğiz bütün surları.
Bir annenin gözyaşıyla,
Bir babanın feryadıyla,
Bir bebeğin ağlayışıyla yıkılacak bütün zulüm bentleri.
Delip geçeceğiz surları, kaleleri.
Fethedeceğiz kalpleri.
Şehitlerin tebessümüyle dağılacak karanlıklar.
Ve doğacak birden o beklenen güneş, doğacak.
“Bir gün olur elbette doğar şems-i hakikat
Hiç böyle müebbed mi kalır zulmet-i âlem?”
(Bediüzzaman, Sünuhat, 73)
•••
Her dua bir kanat olacak.
Ulaşacak onların mübarek ruhlarına inşallah, ulaşacak.
Kovacak kara bulutların kasvetini..
Mısır’ın, Afrika’nın, Filistin’in üzerinden, sokaklardan,
meydanlardan ve Rabiatü’l Adeviyye’den.
Dökülen her damla kandan bir gül doğacak ve bir
gün doğacak pırıl pırıl.
Gelecek günler Firavunların değil, masumların olacak,
bizim olacak.
O güllerden döllenecek bütün insanlık, yeni bir güne
uyanacak bütün bir dünya.
Yakında bunu herkes görecek.
Şehitlerin sesleri, o en güzel şahadet sesleriyle titreyecek
dağlar.
Savrulacak kumlar dört bir yana.
Firavunların saltanatları yıkılacak.
Yıkılacak sırça sarayları, gümbür gümbür yıkılacak.
Mü’min bakışlar ve ihlâslı dualar, bunun mayası olacak.
O meydanlarda annesini arayan bir çocuğun,
Babasını arayan yanık sesli bir gencin sesine bile
kurşun sıkan zalimler!
Ruhunuza batacak zulümleriniz bir diken gibi…
Ruhunuzu yakacak zulmünüz, kalbinizi kanatacak
her nefeste.
Sokaklar, meydanlar, cesetlerle dolu.
Şehitlerin cesetleriyle…
Elleri duada, göz pınarları denizleri çoğaltıyor anaların.
Eritecek karanlığı geceler.
Eritecek karanlık geceyi, eritecek bu hazin hal.
Yeni bir perde açılacak dünyada.
•••
Doğumlar kolay olmuyor.
Bu doğum da bir bedel ödüyor şimdi.
Bütün insanlık, bütün İslam coğrafyası adına.
Yüz değil, bin değil, bin bir parçaya bölünmüş
kalbimin coğrafyası.
Her karesine damgasını vurmuş duamızın bir parçası.
Hissediyoruz bunu, görüyoruz, yaşıyoruz.

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukca yürekler, onu top sindiremez.
— Mehmet Âkif Ersoy

Meydanlara eğlenmeye değil, gezinmeye hiç değil,
kimseden bir şey dilenmeye de değil, en izzetli ve şerefli
bir şekilde, ellerinden alınan haklarını sessizce almak
için gelmişlerdi oraya.
O meydanlar yüreklerimize taşındı şimdi.
Her mü’min yürek, bir meydan oldu.
Meydan okuyoruz Firavunlarına, Deccallarına ve
dahi ağa babalarına.
Yapacağınız varsa, göreceğiniz de var.
“Zalimler için yaşasın cehennem!”
Zulme başkaldırmaya gelmişlerdi onlar oraya.
Şimdi o bayrağı bize bıraktılar.
Bütün dünya görüyor işte.
İmandır cesaretin de kaynağı.
İmansızlıktır korkaklığın da kaynağı.
Korkaklar, zalimler, Firavunlar, dün olduğu gibi bugün
de erce, erkekçe çıkamıyorlar, zulmettikleri masumların
karşısına.
Ellerindeki güce güveniyorlar, silahlarına dayanıyorlar,
kurşun yağdırıyorlar.
Ama unuttukları bir gerçek var.
En güçlü silahlardan daha kuvvetlidir müminlerin
duaları ve dahi gözyaşları.
Hiç şüphesiz Allah biliyor, görüyor, bu yapılanlar
gayretullaha dokunuyor.
Yakındır, gök kapıları açılacaktır.
Burada yaşananlar, değil Mısır’ı, değil Afrika’yı, bütün
dünyayı değiştirecek diye korkuyor bütün çağdaş
Firavunlar…
Yıllardır kukla liderlerle uyutulan masum halklar
uyandı artık, uyanıyor.
Korkunun ecele faydası yok.
Daha cehenneme gitmeden korkularının cehenneminde
yanacak Firavunlar.
Yanıyorlar da zaten.
Milyarların şaşkın bakışları altında oyuncakları bile
kurşunlanan çocuklar sapır sapır döküldü.
Gençler, taptaze ümit dolu bedenler döküldü o meydanlara…
Zalimden merhamet dilenmez.
İzzetleriyle şehit düştüler.
Bulabilen, beyaz kefene sarıldı.
Bulamayan, elbisesiyle öylece kaldı.
Babaların, anaların feryatları, gözyaşları, denizlere
kavuşmuştur artık.
Deniz ne ki?
Göklere ve arşa ulaşmıştır inşallah…
Bugünkü Firavunların kadim korkusudur bu.
Gölgelerinden bile korkarlar onlar.
Dünkü kehanet, bugün de gerçek olacak diye.
Musa’yı Firavun’un sarayında büyütür Allah.
Doğan her erkek çocuğu öldürmekle tedbir alacağını
zanneden Firavun nasıl sonunu hazırladıysa, bugünkü
Firavunlar da sonlarını kendi elleriyle hazırlıyorlar.
İlahî bir kuraldır:
“Küfür devam eder, zulüm devam etmez.”
Nereye kaçacak şimdi bu zalimler?
Dünyayı dar edecek onlara yakında ilahî kader.
Dualar, dualar, dualar…
Eller, gönüller duaya durdukça büyüyoruz.
Duanın da bir ibadet olduğunu biliyoruz.
“Dua mü’minin silahıdır.”
Bunu şimdi çok daha iyi anlıyoruz.
•••
Bir mü’minin acısını yüreğinde hissetmek, onunla
düşüp kalkmak ne güzel…
Kardeş olduğunu hissetmek ne güzel…
Seyirci kalmak değil, zulme karşı bir abide gibi durmak,
kurşun yağdıran tankların önünde durmak ne güzel…
Gönül gönüle, duayla, gözyaşıyla beraber olmak ne
güzel…
Zulüm dalga dalga olsa da, kıtalar dolaşsa da, Ebu
Cehiller, Ebu Lehebler ölmese de, çağdaş Firavunlar yaşasa
da, şükür ki onlara karşı duracak nice Musalar var,
nice Müslümanlar var.
Bütün dünyadaki Müslümanlar, kendilerini bölen,
bin parçaya ayıran kirli ellerin kime ait olduğunu yakında
görecekler.
Görüyorlar da…
Gözlerimizi açacak bu yaşananlar inşallah.
Bizi birleştirecek asgarî müştereklerde.
Kaldıracağız aramızdaki geçici ayrılıkları, ufak tefek
farklılıkları…
O zaman bütün dünya görecek İslam neymiş, Müslüman
neymiş…
Yüzyıllardır çeşitli bahaneler ileri sürerek engellemeye
çalıştıkları İslam medeniyetinin yeniden doğuşuna
şahit olacaklar.
Hikâye değil, masal hiç değil bu söylediklerimiz.
Teyit edilmiş ilahî bir gerçektir bunlar.
“Şark husûmeti İslam inkişafını boğuyordu; zail oldu
ve olmalı. Garb husûmeti, İslamın ittihadına, uhuvvetin
inkişafına en müessir sebeptir, bakî kalmalı.”
Birden o meclisten tasdik emareleri tezahür etti.
Dediler:
“Evet, ümitvar olunuz; şu istikbal inkılabı içinde en
yüksek gür sada, İslamın sadası olacaktır!”
(Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat, 120)
Amenna ve saddekna diyoruz yürekten…
Dualarımız şehitlerimizin ve kardeşlerimizin
yanında olacak.
Dualarımız onların ruhlarına ulaşacak inşallah.
Bazen saadetten felaket doğduğu gibi, bazen de felaketten
saadet doğabilir.
Rabbimizden ümit ediyoruz ki, bunu bize pahalıya
vermesin.
Bu mutlu günün sabahını çok uzatmasın.

Bir hatıra
Bundan on sene evvel Tiflis’e gittim. Şeyh Sanan tepesine
çıktım, dikkatle temaşa ediyordum. Bir Rus yanıma
geldi. Dedi: “Niye böyle dikkat ediyorsun?*
Dedim: “Medresemin plânını yapıyorum.”
Dedi: “Nerelisin?”
“Bitlisliyim” dedim.
Dedi: “Bu Tiflis’tir.”
Dedim: “Bitlis, Tiflis, birbirinin kardeşidir.”
Dedi: “Ne demek?”
Dedim: “Asya’da, âlem-i İslâmda üç nur, birbiri arkası
sıra inkişafa başlıyor. Sizde birbiri üstünde üç zulmet
inkişafa başlayacaktır. Şu perde-i müstebidane yırtılacak,
takallüs edecek. Ben de gelip burada medresemi
yapacağım.”
Dedi: “Heyhat! Şaşarım senin ümidine.”
Dedim: “Ben de şaşarım senin aklına. Bu kışın devamına
ihtimal verebilir misin? Her kışın bir baharı, her
gecenin bir neharı vardır.”
Dedi: “İslâm parça parça olmuş.”
Dedim: “Tahsile gitmişler. İşte Hindistan, İslâmın
müstaid bir veledidir; İngiliz mekteb-i idadîsinde çalışıyor.
Mısır, İslâmın zeki bir mahdumudur; İngiliz
mekteb-i mülkiyesinden ders alıyor. Kafkas ve Türkistan,
İslâmın iki bahadır oğullarıdır; Rus mekteb-i harbiyesinde
talim alıyor. İlâ âhir…
“Yahu, şu asılzade evlât, şehadetnamelerini aldıktan
sonra, herbiri bir kıt’a başına geçecek, muhteşem âdil
pederleri olan İslâmiyetin bayrağını âfâk-ı kemâlâtta temevvüc
ettirmekle, kader-i Ezelînin nazarında, feleğin
inadına, nev-i beşerdeki hikmet-i ezeliyenin sırrını ilân
edecektir.” (Bediüzzaman, Sünuhat, 82- 84)
Âmenna ve saddekna…

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(1026 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.