Yazılar | Selim Gündüzalp
Yazılar için Arşiv"

Sevemez kimse beni, Senin sevdiğin kadar

BİR DÜŞÜN…
Çok değil sadece birkaç dakika…
Şöyle sıyrıl şu günlük ve gündelik işlerden, şu
gölgeler ve sahteler dünyasından.
Sonra düşün bir an…
Adam gibi düşün, ama ‘düşünen adam heykeli’ gibi
değil.
İnsanca, mü’mince düşün…
Şimdi seni sevenler var ya…
Şu seni seviyorum diyenler…
Gölge gibi ayrılmayanlar.
Rüzgâr gibi peşinden koşturanlar…
Onlar neredeydi bir zamanlar?
Bir düşün… Devamını Oku »

Sözler yetmez Seni anlatmaya

ESKİDEN böyle değildi. İçim ürperirdi sonbahar
deyince. Kapanırdım eve, bir köşeye çekilirdim.
Sonra sonra, okudukça Risaleleri ve Onuncu
Söz’ü, ufkum açıldı, barıştım bu mevsimle. Düpedüz
haksızlık ettiğimize inanıyorum sonbahara, kış bu öncesi
bahara… Üzülürdüm yazın geçişine. Çok şükür
şimdi, “Yaz da geçti” diyebiliyorum. O kadar çok şey var
ki hamd edecek, hangi birini sayayım? Şeftaliyi, üzümü
mü? Çocukların gülümseyen yüzünü mü? Ayvayı, narı
mı? Belalara set olan beli bükülmüş mübarek ihtiyarları
mı? Devamını Oku »

Kas 24, 2017 - Yazılar    Yorum Yok

İnsanın hayatı, kalbinin hayatıdır…

İnsanı kalbi çeker götürür…

Kalbi kucaklayacak, kalbi içine alacak temiz düşünceler ve hamleler gerek…

Kalbimizi sarsmayan hiçbir fikir, hiçbir olay üzerimizdeki etkisini uzun süre sürdüremiyor.

Kalbimizi yumuşatan, onu derinden derine etkileyen her şey, hayatımızda yer buluyor.

Orası, hayatın merkez üssü…

İnsanın hayatı, kalbinin hayatıdır aslında.

Devamını Oku »

Hayatın sahibi Sensin

HAYAT VEREN yalnız Odur. Öyleyse, her şeyin
Hâlıkı dahi yalnız Odur. Çünkü, kâinatın ruhu,
nuru, mayası, esası, neticesi, hülâsası hayattır.
Hayatı veren kim ise, bütün kâinatın Hâlıkı da Odur.
Hayatı veren elbette Odur, Hayy u Kayyumdur. (Bediüzzaman,
Mektûbat)
Hayatın sahibine yaklaştıkça hayat, hayat oluyor.
Nasıl meselâ insan sevdiği insanlara yaklaştıkça, hayatına
bir renk geliyorsa, aynen öyle de mü’min bir yürek
Allah’a yaklaştıkça ona tat geliyor, hayatına renk geliyor. Devamını Oku »

Eki 19, 2017 - Yazılar    Yorum Yok

Sözler yetmez seni anlatmaya

Eskiden böyle değildi. İçim ürperirdi sonbahar deyince. Kapanırdım eve, bir köşeye çekilirdim öylece. Sonra sonra, okudukça Risaleleri ve Sözleri, açıldı ufkum, barıştım bu mevsimle. Düpedüz haksızlık ettiğimize inanıyorum sonbahara, kış bu öncesi bahara… Üzülürdüm yazın geçişine. Çok şükür şimdi, “Yaz geçti” diyebiliyorum. O kadar çok şey var ki hamd edecek, hangi birini sayayım? Şeftaliyi, üzümü mü? Çocukların gülümseyen yüzünü mü? Ayvayı, narı mı? Belalara set olan beli bükülmüş mübarek ihtiyarları mı?

Devamını Oku »

Eki 18, 2017 - Tefekkür, Yaşam, Yazılar    Yorum Yok

Adını andım, rahatladım Allah’ım!

 

İstediğim gibi gitmiyor bazan işler..
Dokunuyor ruhuma her ne var ise..
İncitiyor kalbimi..
Zindanda boğazı sıkılan bir adamım sanki..
Ellerim titriyor..
Dizlerim de öyle..
Artık merdivenleri sayıyorum,
Yolları, yokuşları hesaplıyorum..
Gözüm kesmiyor..
Birkaç dakikada hem de çifter çifter..
Bilmem o kaç basamaklı merdivenleri,
tek nefeste çıkmak geçti artık..
En az basamak,
En az merdiven neredeyse oradayım..
O yolu tercih ediyorum..

Devamını Oku »

Eki 18, 2017 - Yazılar    Yorum Yok

Her Ölüm Bize Kendi Ölümümüzü Hatırlatır


 

Rahmet yağıyor sicim gibi… Dökülüyor gökten sayısız hazineler üzerime…
Acaba bir şey mi var? Bir yerden bir haber mi?
Evet, çok sevdiğim Şener ve Şeref kardeşlerimizin babaları vefat etmiş.
Haberini alıyorum. Dilim, kalbim duâya duruyor.
Çok değil, daha geçen hafta odasına girip elini öpmek ve onun halinde kendi halimi görmek nasip olmuştu. İşte olup olacağımız böyle bir hal. Yerinden kalkamayan nuranî bir ihtiyar. Ama bakışlarıyla gözlerimi radar gibi tarayan mübarek bir adam… Belli ki ömrü güzel yaşamış, belli ki hayatı belli bir çizgide yürütmüş. Hürmet görüyor çocuklarından, torunlarından. Ne olacak halimiz diye onun hayat aynasında kendi hayatımı seyrettim.

Devamını Oku »

Eki 16, 2017 - Tefekkür, Yazılar    Yorum Yok

Geçip de Aynaya Soran Var mı?

Geçip de aynanın karşısına yüzüme bakacak gözüm yok. Verdiğin emanet ne güzeldi Allah’ım. Onu lâyıkınca taşıyamadım. Yüzüme bakacak gözüm yok. Ellerimde kirlendi emanetin. Elmas iken, âdî bir cama döndü. Kıymetini bilemedim. Kırk-elli yılda eskidi derim, pörsüdü cildim. O güzellikten bir eser yok. Yok yakınımda kimsecikler. Bir Sen varsın, bir Sen. Hâlimi, derdimi bilen. Bir an olsun beni yalnız bırakmayan. Sadece Sen… Gerçek Sahibim, Mâlikim, Efendim, Rabbim, İlahım, Allah’ım, sadece Sen…

Devamını Oku »

Sayfalar:12»