Bir fakir bedevî

SAADET GÜNLERİ’NDEN BİRİNDE, haşin tabiatlı, iyilikten pek anlamayan bir bedevî, malını mülkünü zayi ettiğinden, fakir düştü. Üstelik, öyle aza kanaat edecek birisi de değildi. Bedevî, Peygamber Efendimiz’in (asm) eşsiz cömertliğini duymuştu.

Eyvah!

BİR RAMAZAN günüydü. Sevgili Peygamberimiz (asm), arkadaşlarıyla bir arada sohbet ediyordu. Derken, yanlarına bağrına vura vura, saçlarını yola yola bir adam geldi. Adamcağız: “Ey Allah’ın Resulü, helak oldum!” dedi. Allah Resulü (asm): “Sana ne oldu ki?” diye sordu.

Kul peygamber

SEVGİLİ EFENDİMİZ (asm), Sefa Tepesi’nde Vahiy Meleği Cebrail’e: “Ey Cebrail! Seni görevlendiren Allah’a yemin ederim ki gece, evimde ne un ne de yiyecek başka bir şey vardı” dedi. Allah Resûlü’nün (asm) bu sözlerinin ardından gökler semasından—İbni Abbas’ın tabiriyle—bir duvarın yıkılışı gibi bir ses geldi.

Son nefeste Cennet

MEDİNE’DE Yahudi bir adamın oğullarından bir tanesi, Peygamberimiz’in (asm) hizmetinde bulunmak şerefi ile şereflenmiş idi. Bir gün bu çocuk hastalandı. Allah Resûlü (asm)de onu ziyarete gitti. Hasta çocuğun başı ucunda oturup ona: “Müslüman ol!” buyurdu. Çocuk, gözlerini babasına dikti ve ondan izin istedi.

Mehtaplı bir gece

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (asm) aşıklarından Cabir b. Sümere, mehtaplı bir gece vakti, Peygamber Aleyhisselam’ı görmüştü. Resulullah’ın (asm) üzerinde kırmızı bir elbise vardı. Cabir, bir aya baktı, bir de onun yüzüne. Peygamber Aleyhisselam’ın yüzü ona, aydan daha parlak göründü.

Işıltı

SAADETLİ HANEDE bir gece vakti idi. Hz. Aişe annemiz yün eğiriyor, Peygamberimiz (asm) ise, ayakkabısını tamir ediyordu. Çok sıcaktı ve Allah’ın Resulü’nün (asm) mübarek alnından, boncuk boncuk terler damlıyordu.

Ufaklık

SAADETLİ GÜNLERDEN biriydi. Peygamber Efendimiz (asm), yanında Ebu Hureyre olduğu halde, saadetli hanesinden çıktı. Nereye gidileceğine dair hiçbir şey buyurmadı. Öylece çarşıya kadar yürüdüler. Oradan da, Fatıma annemizin hanesine geliverdiler. Peygamberimiz (asm), evin dışında bir yerde oturup içeriye seslendi: “Ufaklık evde mi? Ufaklık evde mi?”…

Gece namazı

MEDİNE’DE bir gece vaktiydi. Peygamber Efendimiz (asm), biricik kızı Fatıma annemiz ile, Hz. Ali’nin hanesine geldi. Onlara: “Namaz kılmak istemez misiniz?” buyurdu. Kendilerini gece namazı kılmaya davet etti.

Bayram

BİR BAYRAM GÜNÜYDÜ. Peygamber Efendimiz (asm), saadetli hanelerine geldi. İçeride Aişe annemiz ile birlikte Medineli iki kız vardı. O iki kız, def çalıyor, şiirler okuyor, şarkılar söylüyorlardı. Allah’ın Resulü (asm), arkasını dönüp yatağına uzandı. Başını da elbisesiyle örttü. Biraz sonra içeriye, Hz. Aişe’nin babası Hz….

İki dağ arasında

BİR GÜN, Hazreti Âişe vâlidemiz Resûlûllah Aleyhisselâm’a şöyle bir soru sordu: “Ey Allah’ın Resûlü, hayatında Uhud Harbi’nin yaşandığı günlerden daha şiddetli bir gün geçirdin mi?” Peygamber Aleyhisselâm: “Kavmimin birçok işkencelerine uğradım. Bunların en şiddetlisi, Akabe Günü maruz kaldığım işkence idi.