Parasız hayat olmaz mı?

GÖZÜ TOK BİRİYDİ ama çevresi öyle değildi. Haliyle o çevresinin etkisinde yetişmişti. Parasız bir hayatın asla ama asla olmayacağına daha genç yaşlarda inanmaya başlamıştı. Çünkü çevresinde o kadar çok para konuşuluyordu ki, hayatın merkezine ister istemez o da parayı ve onunla alakalı değerleri almak zorunda…

Olanı biteni ibretle seyreden adam

DAĞINIK OLAN çalışma masasının üzerindeki kitaplara, kâğıtlara bir göz attı. Birkaç gün önce aldığı notlar dikkatini çekti. “Allah Allah” diye söylendi. “İlginç!” dedi. “Bu kadar da tevafuk olur mu?” Aldığı notlarda şu sözler yazılıydı: “İnsan, nefsinden; hayvan, yularından tutulur.”

Terzinin sırrı…

Terzi Abdullah Yenihayat Ağabey ile Abdurrahman Özkırklar Ağabey’in ellerinden öpüyor, Mustafa Yıldız Ağabey’in de ruhuna dualar gönderiyorum. ÇOĞU EMEKLİ olan eski dostlar, eski bir terzi dükkanında buluşuyorlardı. Bu dükkâna hemen her gün uğramadan edemezlerdi.

Sahildeki adam

ISSIZ BİR SAHİLDE yaşayan bir adam vardı… Geceleri elinde, eski bir fenerle dolaşırdı. Kendisinden yardım isteyen biri var mı diye, kıyıdan epey uzaklardaki sesleri dinlerdi. Bu sahiller ona hiç yabancı değildi. Çünkü bu sahillerde doğmuş, burada büyümüştü.

Gülün aşkı

İŞİNİ SEVEREK ve bilerek yapan bir bahçıvan vardı. Ömrünü bahçesindeki güllere adamıştı. Onların içinden bir tanesinin, bütün dünyaya nam salmasını istiyordu. Şekliyle, rengiyle ve kokusuyla benzersiz bir gül hayal ediyordu.