7. Bölüm: Ve Ölüm Bize Gelir | Selim Gündüzalp
7. Bölüm: Ve Ölüm Bize Gelir için Arşiv"

Ölümü nasıl bilirsiniz?

ÖLÜMÜ her ne kadar hayattan çıkarıp uzaklaştırmaya
çalışsak da, yine aynı hızla geri dönüyor
her gün. Biz ölümü unutsak da, ölüm bizi
unutmuyor. Şehrin dışına götürüp taşısak da mezarları,
ölüm şehirlerde kol geziyor. Mezarları şehrin dışına taşımakla,
ölüm yanımıza gelmeyecek zannediyoruz. Büyük
aldanış…

Devamını Oku »

Gençliğine güvenme; ölen hep ihtiyar mı?


DALLARDA tomurcuklar, çatlamaya hazırlar…
Yakındır, emir geldi gelecek… Bekliyorlar…
Hayat fışkırıyor dört bir yandan, bunca ölmüşler
arasından.
Hayat görünen ve gizlenen bir mucize.
Görenedir görene… Köre ne?
Çoktandır baharı özledik. Ne zaman gelecek diye yolunu
bekler olduk.
Baharın müjdesi insanın içine düşünce, bir kıpırdanmadır
başlıyor. Dalga dalga bir sevinç havası yayılıyor
ruhlara.

Devamını Oku »

Hasretle geçer ömrümüz

Asr-ı saadetten bir hatıra ki, ömre bedel
Ömrün içinde bir hasret ki, o ömür kadar güzel…


DÜNYA ve biz…
Dalgalı deniz…
Bazen iner, bazen yükseliriz.
Bir kararda kalmayız.
Hepimiz ama hepimiz.
Az ya da çok, bir şeyler bekler, hayattan bir şeyler
ümit ederiz.
Sayısız şeylere hasretleniriz.
Kimimiz gelecek yıla, kimimiz bahara, kimimiz sabaha…
Kimimiz de o ebedî diyara. Cennete, cemalullaha
hasretleniriz. Böyle bir hasretin yâdıyla yanarız.
Hasret yumağıdır içimiz.
Kimsenin hasreti, kimseye benzemez ama hasrettir
işte…

Devamını Oku »

Bir yanda mahşer, bir yanda dertler

 

 

Yiğit düştüğü yerden kalkar.
— Atasözü

GECE, bir uçurum gibi. Düşersin içine birden. Hiçbir
şey anlamadan. Anladığını da anlatamazsın
zaten. Düşersin işte. Bir derdin varsa, inlersin.
Elini böğrüne kor, kanlı bir bıçak gibi saplarsın bir yanına.
Akan kanın da sızısını duymazsın ya… Gecenin
karanlığı kan olur, akar üstünden. Bıçak gittikçe saplanır
içine, tâ derine…

Devamını Oku »

Şimdi kim bilir neler anlatır sana ölüm…

Hiç aklına gelir miydi bir gün öleceğin?

ÖLDÜN İŞTE…
Şimdi kim bilir neler anlatır sana ölüm…
Öyle ya, eninde sonunda başına gelecek
hâllerden birinin de bu olacağını yaşarken hiç düşünmedin.
“Yeryüzünde yaşayan bunca insan arasında
bana mı sıra gelir? Beni mi bulur bu ölüm?” derdin.
“Ninem 80’inde, babam 73’ünde öldüğüne göre, bana
daha epey zaman var” derdin.
Her insanın ölebilecek yaşta olduğunu bildiğin
hâlde, bunu bir türlü nefsine kabul ettiremedin. Hangi
yaşta olursan ol, vâden dolduğunda bir gün ölümün kapını
çalacağını hiç düşünmedin. Geleceğe yatırım yaparken,
ömrünün sayılı günlerini, o en büyük gelecek olan
âhiret için pek fazla bir şey yapmadan geçirdin. Yapılması
gerekenleri hep sonraya erteledin.
Oysa bu bir tuzaktı.

Devamını Oku »