Düşen bir yaprak görürsen…

Bir ağacın önünden onu sevmeden ve onun var oluşundan sevinç ve mutluluk duymadan nasıl geçebilir insan? — Dostoyevski DÜŞEN bir yaprak görürsen, Beni hatırla demiştin… Kim, nasıl söylerse söylesin, bu sözü Senden bilmiştim ben. Çünkü bir yaprak, Senin iznin olmadan düşmezdi, düşemezdi.

Sözler yetmez Seni anlatmaya

ESKİDEN böyle değildi. İçim ürperirdi sonbahar deyince. Kapanırdım eve, bir köşeye çekilirdim. Sonra sonra, okudukça Risaleleri ve Onuncu Söz’ü, ufkum açıldı, barıştım bu mevsimle. Düpedüz haksızlık ettiğimize inanıyorum sonbahara, kış bu öncesi bahara… Üzülürdüm yazın geçişine. Çok şükür şimdi, “Yaz da geçti” diyebiliyorum. O kadar…

Hayatın sahibi Sensin

HAYAT VEREN yalnız Odur. Öyleyse, her şeyin Hâlıkı dahi yalnız Odur. Çünkü, kâinatın ruhu, nuru, mayası, esası, neticesi, hülâsası hayattır. Hayatı veren kim ise, bütün kâinatın Hâlıkı da Odur. Hayatı veren elbette Odur, Hayy u Kayyumdur. (Bediüzzaman, Mektûbat) Hayatın sahibine yaklaştıkça hayat, hayat oluyor. Nasıl…

Bu dünyada işimiz ne?

Kimsenin kimseyi tanımadığı bir dünyada, herkesi bilen ve tanıyan bir Allah var.   BİTTİ BİTİYOR, gitti gidiyor… Eskiden satıcılar pazar yerlerinde akşamüstleri ellerinde son kalan mallar için böyle seslenirlerdi. Yaşadığımız her gün Allah’ın bir işaretidir. Geçen her güne dünyadan bakınca ömrümüzden bir gün eksilmiş görünür….