Bir yıldız doğdu

SAHRADA BİR GECEYDİ. Mekkeli bir Yahudi
tacir, gökyüzünde yeni bir yıldızın doğduğunu
gördü. Ertesi sabah koşarak Kureyşlilerin meclisine
geldi ve heyecanla sordu:
“Ey Kureyş halkı! İçinizden, bu gece çocuğu doğan
oldu mu?”
“Vallahi, bilmiyoruz!” diye cevap verdi meclistekiler.
Bunun üzerine, Yahudi:
“Ey Kureyş halkı!
Size söylediğim şeyi ezberleyin ve sakın unutmayın!
Bu gece, âhirzaman ümmetinin peygamberi
doğmuştur! Onun iki kürek kemiği arasında, üzerinde
tüyler bulunan kırmızımtırak bir ben vardır!”
dedi.
İşitenler bu sözlere hayret ettiler. Meclis dağıldı
ve her biri evlerine döndüklerinde, ailelerine
Yahudi’nin verdiği haberi söylediler. Bazılarına aileleri
şöyle dedi:
“Abdullah bin Abdulmuttalib’in bir oğlu doğdu.
Adını ‘Muhammed’ koydular!”
Bu haberi duyanlar, Yahudinin evine gidip:
“Bizim içimizde bir çocuk doğdu, duydun mu?”
dediler.
Yahudi:
“Ben size onun doğduğunu haber verdikten sonra
mı, yoksa önce mi doğdu?” diye sordu.
“Önce doğdu!” dediler.
Kendisini Hz. Âmine’nin evine götürdüler.
Yahudi, Hz. Âmine’den, oğlunu kendisine göstermesini
istedi. Hz. Âmine, oğlunu alıp getirdi.
Yahudi, heyecan içinde onun sırtını açıp baktı ve
iki kürek kemiği arasındaki, peygamberlik hâtemini
görünce, düşüp bayıldı. Ayıldığı zaman kendisine:
“Yazıklar olsun! Sana ne oldu?” diye sordular.
Yahudi:
“Vallahi, artık İsrailoğullarından peygamberlik
gitti! Ellerinden Kitap da gitti! Bu İsrailoğullarının
öldürüleceklerine, bilginlerinin ve itibarlarının kalmayacağına
verilmiş bir hükümdür!
Araplar, peygamberlikle, büyük bir izzet ve şerefe
erecekler!
Ey Kureyş cemaatı! Sevininiz! Vallahi, siz, haberi
Doğudan Batıya kadar ulaşacak bir ilerleme ve yenme
gücüyle güçleneceksiniz!” dedi.

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…

(222 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.