Bir yemek vakti

Peygamberimizin (ASM), adına ‘el garra’ denen büyükçe bir yemek kabı vardı. Ashabı ile birlikte topluca yemek yiyeceği zaman, Allah’ın verdiği nimet o kabın içine konurdu. Sonra dört adam o kabı tutar ve sofraya getirirdi. O kap büyüktü ama onun içine lûtfedilen bereket, çok daha büyüktü.

Günlerden bir gün, Allah’ın Resulü (ASM), kuşluk namazını kıldıktan sonra, el garranın içine çorba kondu ve getirildi. Herkes onun etrafına toplandı. Kalabalıktı, çok sıkıştılar. Peygamber Efendimiz (ASM), biraz daha yer açılsın diye, arkadaşlarının arasında diz üstü oturmuştu.

Bir bedevî, Resulullah’ın (ASM) bu oturuşunu görünce: “Bu nasıl oturuş ey Allah’ın Elçisi! Aramızda sıkıştın kaldın!” dedi.

Peygamber Aleyhisselam, ona şöyle cevap verdi: “Allah beni kerem sahibi bir kul kıldı. Kendini beğenen zalim bir cebbar veya insanlardan kendini ayrı tutan, üstün gören bir kişi kılmadı.” Sonra da sözlerine şöyle devam etti: “Yemek kabının kenarından yeyin, ortasından yemeyin, tâ ki yemeğin bereketi artsın.”

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(144 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.