Bir iyilik tutar eğler beni | Selim Gündüzalp

Bir iyilik tutar eğler beni

“Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap!”
— Kasas Suresi, 76-77

 


GÖZLERİMİZ ufuklarda, kulaklarımız rüzgârda…
Gidiyoruz, biteviye gidiyoruz…
Yaşadığımız her şey hatırlanacak ve hatırlatılacak
bir gün. Neden, niçin bu dünyadayız, soracaklar bir
gün. Gençliğimizin aşkla parıldayan günleri, ihtiyarlığımızın
yokuşları hesaplayan günleri de sorulacak. En
küçük, en önemsiz zannettiğimiz şeyler de sorulacak.
Bir kalbe koyduğumuz sevinç de…
Hayatı yeni baştan yaşatacak kadar güzel, anlamlı
kılan nice sözler, nice hatıralar duyarız. Nice bin hatıra
tutar eğler beni… İşte onlardan bir tanesi:
Cafer b. Muhammed (ra) babasından, o da dedesinden
(ra) naklediyor:
Rasulullah (asm) buyurdu ki:
“Kişi bir mümini sevindirdiğinde, Allah o sevinçten
bir melek yaratır ve o melek yüce Allah’a hamd ederek,
onu dinleyerek ibadet eder. O kul ölüp de kabrine
konduğunda bu sevinç meleği gelerek, ‘Beni tanıyor
musun?’ diye sorar. O da ‘Sen kimsin? Tanımadım’ der.
Sevinç meleği, ‘Ben falana verdiğin sevincim, bugün senin
yalnızlığını giderip delillerini temkin edeceğim, seni
şahadet üzere sabit kılacak, kıyamet gününde sana şahitlik
yapacak, Rabbinin katında sana şefaatçi olacağım
ve cennette sana tahsis edilen yeri göstereceğim,’ der.”
(İbn. Edü’d-Dünya; Kazâi’l Hâce, no.115; Muttakî-i Hindî, Kenz,
no.19409)
Bu hatırayı duyar da, iyilikten geri kalır mı insan?
İyiliği Allah için yapmaz mı?
Hz Peygamber (asm) yine buyuruyor ki:
“Her türlü iyilik sadakadır. Bir hayra çağıran kimse
onu işleyen gibidir. Allah, hayrete düşmüş, sıkışmış vaziyettekilere
yardım edilmesini sever.” (Beyhakî, Şuâbü’lİman,
no.7658)
Allah’ın sevdiklerinden biri olmak için çokça iyilik
işlemek gerek.
Yine Ebû Hureyre’den (ra):
Rasulullah (asm) buyurdu ki:
“Güneşin doğduğu her günde, insanların azalarının
her biri için (şükür olarak) bir sadaka vermesi gereklidir.
İki kimse arasında adalet etmek sadakadır. Hayvanına
binen birine yardım edip bindirmek ve yükünü
hayvanına yüklemek veya eşyaları kendisine ulaştırmak
sadakadır. Güzel söz bir sadakadır. Namaza gitmek için
attığın her adımda sana bir sadaka vardır. Yoldan eziyet
verici şeyleri uzaklaştırman da sadakadır.” (Buharî, Cihat,
128. Müslim, Zekat, 56)
Evet, iyilik yolları çoktur. İyilik sahipleri tanınır. İnsanların
ihtiyaçları için koşanlar, kendilerini ne kadar
gizleseler de bilinir. Gerçi onlar bilinmek için yapmazlar
yaptığı iyilikleri. Başa da kakmazlar; Allah için yaparlar.
Gizli gizli yaparlar ama ne hikmetse, yine de bilinir
onlar.
•••
Sevdiğim bir öyküyü paylaşayım sizinle hemen:
Bir çoban ile bir şair geceleyin bir tepede buluşmuşlar.
Çoban şairi tanıyormuş. Ufak tefek bir adammış
şair.
Çoban sormuş ona:
“Anlayamadığım bir şey var.” demiş. “Sen benden
çok küçük bir adamsın. Benim üstesinden geldiğim işleri
yap desem yapamazsın. Elinden pek bir iş geleceğini
de sanmam doğrusu. Ama ne hikmettir ki insanların
pek çoğu seni tanır ve seni sever. Merak ediyorum, nedir
bunun hikmeti?”
Beklemiyordu böyle bir soruyu şair. Durup düşünür
ve çobana şöyle der:
“Yukarıda ne var?”
“Ay var.” der çoban da.
“Nasıl bir ay?”
“Güzel, yuvarlak bir ay.”
“Evet” der şair. “Ben de öyle görüyorum. Şimdi gözlerini
kapa ve tekrar bak.”
Çoban gözünü kapatır, başını ayın olduğu noktaya
çevirir. Bu arada şair sorar:
“Şimdi ne görüyorsun?”
Çoban da hiçbir şey göremediğini söyler. Bunun üzerine
şair de gözünü kapatır, o yöne doğru başını çevirir
ve şöyle der:
“Oysa şimdi ben, semadaki ayı eskisinden daha güzel
görüyorum.”
•••
Kıssadan hisse:
Ne gördüğümüzü değil, ne görmek istediğimizi bize,
içimizdeki güzellik gösterir.
Ne güzel der Mevlânâ:
“Hiç kimsenin bakmadığı yönden bak cihana.”
Böyle bakınca ay da içindedir, iyilik de içindedir insanın.
Kâinatta asıl olan iyiliktir, hayırdır, güzelliktir.
İnsanın bunlar için yaratılmış olması gerçeğidir. Bu gerçek
tutar eğler beni…
İyilik sahibinde bir sanatçı gözü vardır âdeta. Kimsenin
görmediğini görür. Allah onun kalbine öyle bir
göz vermiştir ki o gözle görür. Dertliyi bulur, ona deva
olur. Hastayı bulur, ona şifâ olur. Onun dost eli şifâlıdır.
Onun sesi devalıdır. Kaç gönlün, harap olmuş kaç hanenin
sinesini sarar.
Yaptı mı iyiliği, nefes almak gibi yapar. O kadar fıtrî,
o kadar içten, o kadar samimî… Bir teşekkür bile beklemez
onlar. Ne yaparlarsa Allah için yaparlar. Onun rızası
için koştururlar. Böyle güzel insanlar tutar eğler beni.
•••
Hz Aişe (ra) buyuruyor:
Rasulullah (asm) bana sıkça gelirdi. Bir defasında,
‘Ey Aişe, şu beyitleri (şiirleri) ne yaptın?’ diye sordu.
Ben de ‘Hangi beyitleri soruyorsun yâ Rasulullah?
Çünkü bende beyitler çoktur.’ dedim.
Rasulullah (asm) ‘Şükür hakkındakileri.’ dedi.
Ben, ‘Evet, anam babam sana feda olsun yâ Rasulullah,
onlar yanımda.’ deyip kendisine şükür hakkındaki
beyitleri (şiirleri) okudum.
Rasulullah (asm) şöyle buyurdu:
‘Ya Aişe, yüce Allah (cc) insanları kıyamet gününde
haşrettiğinde, kulları tarafından kendisine iyilik yapılmış
olan bir kuluna, ‘Ona teşekkür ettin mi?’ diye sorar.
O kul da, ‘Ya Rabbi, ben o iyiliği senden bildim ve sana
şükrettim.’ der. Cenab-ı Hak ‘Sana eliyle nimetimi ulaştırdığım
kuluma teşekkür etmedikçe, bana şükretmiş
sayılmazsın.’ buyurur.” (Taberânî, es-Sagîr, no.454)
Peki, insan bu teşekkürünü nasıl yapacaktır diye sorarsanız,
ona da bir cevap var.
Yine Ebû Hureyre’den (ra):
Rasulullah (asm) buyurdu ki: “Kişi, kendisine iyilik
yapan bir kimseye, ‘Allah seni hayırla mükâfatlandırsın’
derse, onu övmüş ve kendisine teşekkür etmiş
olur.” (Tirmizî, Birr, 87. Taberânî es-Sagîr, no.1184).
•••
Evet, ölümle hayat arasında durur iyilik. Yapanın yanına
kâr kalır, yanında götürür. Upuzun yollarda, ebediyet
yollarında ise azık olur insana.
Bu dünyada yaptıklarımız, ötelerde yankılanır.
Yollar, azıksız aşılmaz. İyilikler, güzellikler, hayırlar
yol azığımızdır. Azıksız çıkmayalım o uzun yollara. Bak
meyvesiz ağaçlar bile yuva olur kuşlara. Yakışmaz insana
kol kanat germeden bu dünyada yaşamak, yakışmaz.
İyilik yapıldı mı, ana gibi olmalı. Kollar ardına kadar
açılmalı. Sarmalı bir zayıfın, bir fakiri. Ana gibi olmalı,
şefkatle kucaklamalı. Çok müjdeler var yaprakların anlatacağı.
Çiçeklerin söyleyeceği baharlar var. Ölüm sanma
geceyi; gecenin sabahı var.
Üzülme sevdiğin dünyadan ayrıldı diye; ebedî bir
âlem var, Allah var. Her şey hatırlanacak bir gün, her
şey hatırlatılacak. Kapatma kendini içine, odalara, gizlenme
oralarda. Aç ruhunun kapılarını iyiliğe, fırla yataktan.
Bak ellerine, sonra yüzüne ve ayaklarına. Unutma
Allah’ı, unutma Peygamberimizin (asm) o güzel dileklerini.
Vur yokuşlara ayaklarını, yokuşlar düz olsun.
Yolda iyilik meleği nice kardeşlerin var, katıl aralarına,
katıl o kervana. Yorgunluk mu? Geç… İmkânsızlık mı?
Geç…
“Doğruluğuna inandığın meselede imkân düşünme.”
Yoksul ve imkânsız günlerin anlatacağı güzel şeyler
var ilerde. Gençlerin, çocukların anlatacağı çok şey var
ilerde. Bu yolun sonu, gayene, oraya çıkar. “Yol doğru
ise, maksuda ulaştırır.” (Bediüzzaman) Kalbinde güzellik
ve iyiliğin tohumu varsa sende, çürütme, öldürme,
söndürme. Paylaş, çiçeğin yaptığı gibi. Paylaş, dalların,
ağaçların sunduğu meyveler gibi. Paylaş hayatını, arının
yaptığı gibi. Kanaatkârca, içten, ihlâsla…
İyilik bir sudur, nice kirleri yıkar durur. Nice kirler
arınır bu sularda.
Seni maksadından uzaklaştıran küçük işleri meraka
değmez dünyanın. Bırak geride kalsın. Cennete müşteri
olmak, cennete yol bulmak, cennet yolcusu olmak varken,
oyalanmak yakışmaz.
Güneş; uzaklığını, verdiği sıcaklığı unutabilir, ışığını
da. Dünya da döndüğünü unutabilir. Ama unutma ki,
en küçük bir iyilik, en küçük bir söz, Allah için oldu mu,
unutulmaz. Hatırlanır bir gün, hatırlatılır bir gün.
Bir söz, bir hatıra tutar eğler beni. Bir iyilik tutar eğler
beni…

(1076 kelime)



Yorum Bırakın