Bir fakir bedevî

SAADET GÜNLERİ’NDEN BİRİNDE, haşin
tabiatlı, iyilikten pek anlamayan bir bedevî, malını
mülkünü zayi ettiğinden, fakir düştü. Üstelik, öyle
aza kanaat edecek birisi de değildi.
Bedevî, Peygamber Efendimiz’in (asm) eşsiz cömertliğini
duymuştu.
“Herkes şu Kureyşli Peygamber’in ne kadar cömert
birisi olduğundan bahsediyor. En iyisi ona bir
gideyim. Herhalde beni de boş çevirmez” dedi.
Bu ümitle kalktı, ‘kendisinden ümit edilen insanların
en hayırlısı’nın yanına vardı. Ondan bir şeyler
istedi.
Peygamber Aleyhisselam, ona bir miktar, bir şeyler
verdi. Sonra da sordu:
“Sana iyilik edebildim mi?
Bedevî, “Hayır,” dedi. “Gereği kadar iyilik edemedin.”
Onun bu sözleri karşısında, Peygamber’in dostları
çok kızdılar. Hatta içlerinden bir kısmı, ayağa
kalkıp, bu nankör bedevînin üzerine yürüdü.
Peygamberimiz (asm) eliyle işaret etti:
“Geri durun, ilişmeyin!”
Sonra, saadetli hanesinde, bedevîye verebileceği
başkaca şeyler bulunup bulunmadığına bakmak için
kalktı. Bir şeyler buldu, onları da bedevîye verdi.
Sonra tekrar sordu:
“Şimdi sana iyilik edebildim mi?
Bedevî, “Evet” dedi. “İyilik ettin. Yaptığın iyiliğe
karşılık, Allah Seni, aileni ve arkadaşlarını hayırla
mükâfatlandırsın.”
Bir sonraki gün, bedevî tekrar Peygamber
Aleyhisselam’ın huzuruna geldi. Kalbi yumuşamış
ve bu yeni dine, ısınmaya başlamıştı. Onun bu hâlini
gören Resulullah (asm), dostlarına dönerek:
“Bu bedevînin önceki sözü üzerine ona ikramımızı
artırmıştık. O da, bundan memnun olduğunu
söylemişti.”
“Evet!” diye atıldı bedevî. “Bu yaptığın iyiliğe
karşı Allah Seni, aileni ve arkadaşlarını hayırla
mükâfatlandırsın.”
Bunun üzerine Allah’ın Son Peygamberi ve Peygamberlerin
Sonuncusu (asm), şöyle buyurdu:
“İşte benim ile şu bedevînin misali, kaçan devesini
tutmaya çalışan bir adamın misali gibidir. Halk
da, o devenin peşine düşer. Ama deve, halktan ürküp
daha da kaçmaya başlar. Sonunda devenin sahibi
halka: ‘Durun!’ der, ‘Bu benim devemdir. Devemle
aramdan çekilin. Tâ o ürküp kaçmasın. Ben
onu sizden iyi tanırım.’ Ve yerden bir tutam ot alır,
devesini yanına çağırır. Deve, usulca onun yanına
gelir. Adam onu ıhdırıp, yükünü yükler ve kendi de
biner, giderler. Eğer, ben sizi serbest bırakmış olsaydım
ve siz öfkenize yenilip bu bedevîyi, ilk sözüne
bakıp öldürmüş olsaydınız, Cehenneme giderdi.”

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(315 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.