Bereket | Selim Gündüzalp
Kas 11, 2017 - Beklenen Peygamber    Yorum Yok

Bereket

YENİ DOĞAN ÇOCUKLARI sütanneye vermek,tüm diğer Arap kabileleri gibi, Kureyşlilerin de âdetiydi. Her yıl iki kez, yaz ve güz mevsimlerinde, havası ve suyu Mekke’den daha iyi olan beldelerde yaşayan kadınlar, Mekke’ye gelir ve belli bir ücret karşılığında, emzirmek üzere yeni doğan bebekleri alıp götürürlerdi. Peygamber Efendimiz’in (asm) dünyayı şereflendirdiği yıl da, Mekke’ye, emzirecek çocuk almak üzere bir kâfile geldi. Kâfiledeki kadınlardan hiçbiri, ‘yetim’olduğu için Peygamber Efendimiz’e (asm) sütannelik yapmak istemiyordu. Dedesi Abdulmuttalip ise, ona sütanne bulmak için uğraşıyordu.

Gelen kâfiledeki bütün kadınlar, kendilerine emzirecek birer çocuk buldukları halde, Halime adındaki bir kadın bulamamıştı. O, emzirecek çocuk, Abdulmuttalib ise torunu için bir sütanne arıyordu; karşılaştılar…

Abdulmuttalip sordu:

-“Sen kimsin?”

-“Ben, Benî Sa’dlardan bir kadınım.”

-“İsmin nedir?”

-“Halime.”

Bu ismi duyan Abdulmuttalib gülümsedi ve:

-“Ne güzel! Ne güzel! Sa’d ve hilm iki güzel özelliktir ki, dünyanın hayrı bunlardadır. Ey Halime! Benim yanımda yetim bir çocuk var. Benî Sa’d kadınlarının hiçbiri ‘yetim’ olduğu için onu kabul etmediler. Onu emzirmeyi sen kabul eder misin?” diye sordu.“Belki Onun yüzünden saadete ve mutluluğa erersiniz.”

Halime Hatun, kocasına sorup onun da fikrini almak üzere Abdulmuttalib’in yanından ayrıldı. Kocasına, Mekke’de emzirecek başka bir çocuk kalmadığını ve o yetimi almak istediğini söyledi.

Kocası:

-“Belki Allah onun yüzünden bize bereket ve bolluk verir” diyerek Peygamber Efendimiz’i(asm) almasını uygun gördü. Halime Hatun, Peygamber Efendimiz’i (asm) Âmine validemizden teslim alıp, beldesine doğru yola çıktığında, kucağındaki emanetin, âlemlerin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı kişi olduğunu elbette bilemezdi. Ancak, onun tüm çocuklardan farklı olduğunu hissetmekte de gecikmedi. Halime Hatun diyor ki:

-“Ben onu başkasını bulamadığım için almıştım. Kucağıma alıp ilk kez emzirdiğimde, göğüslerimden dilediği kadar süt geldi. Öyle ki, onunla birlikte bizim çocuğumuz da kanasıya emdi ve birlikte uyudular. Halbuki daha önceleri bizim çocuk, ne kendi uyur, ne de bizi uyuturdu. Peygamberimiz (asm), her zaman, sütannesinin sadece bir memesinden süt emiyor, diğerinden asla emmiyor, böylece o meme sütkardeşe kalıyordu.

Halime Hatun ve kocasının, yaşlı ve sütsüz bir devesi vardı. Kocası, Peygamber Efendimiz’in (asm) yanlarında gecelediği ilk günün sabahı, kalkıp o devenin yanına gitti. Devenin memelerinin süt ile dolu olduğunu gördü. Onu bir güzel sağdı. O yaşlı deve, o kadar çok süt verdi ki, ondan her ikisi de kana kana içip doydular.

Kocası Halime Hatun’a dedi ki:

-“Vallahi, ey Halime! İyi bil ki, sen mübarek bir çocuk almış bulunuyorsun!..”

Halime Hatun:

-“Vallahi, ben de böyle olduğunu umuyorum”dedi.



Yorum Bırakın