Allah’ım sensizlere seni ver…

KOLAY DEĞİL bu yolda yürümek ancak yol arkadaşlarımız
ve yol işaretlerimiz de yok değil.
Şükür ki var. Onlardan biri de, bu uğurda nefsiyle
mücadele verenlere, bunalan ruhlara bir çağrı da bulunuyor.
Onu dinleyelim:
“Mutsuzum, sıkılıyorum. Yaşama sevincimi kaybettim…

Yaşama sevinci! Bu söz nerden dolandı dilime
bilmem ki… Evde suskunum. Odama ya da içime kapanıyorum.
Anneme, babama, kardeşime de yeteri kadar
ilgi gösteremiyorum, sevgimi veremiyorum. Onlar
da paylarını alıyorlar benim bu bulanık ruh hâlimden…
Dinç olmak istiyorum, dingin olmak. Dışarıya çıkıyorum
bazen. Kafeler, barlar, arkadaşlar, sinemalar, sergiler… Eğlenemiyorum
bir türlü. Ruhum yorgun dönüyorum eve…”
Bir gece vakti dışarıya çık. Kaldır başını da yukarıya
bak. Yıldızlarla süslü gökyüzünü dünya sarayına tavan
yapanı düşün.
Sonra bir deniz kıyısına git. Dalgalarla coşan büyük
sulardaki görkemli güzellikleri gör. Bir orman kıyısında
rüzgârın sesini dinle.
Gökyüzü yıldız gözlerle dolu… Yeryüzü türlü ezgilerle
bezeli… Lafızları farklı da olsa mânâları bir… Her şey
onu terennüm ediyor.
Bu seslerin, bu görüntülerin, bu kokuların arkasındaki
rahmet elini başında hisset.
Ruhunu saran karanlıklar silinir o zaman. Kasvetli
bedenler nura dönüşür.
Ayrılıklar ayrılır gider âleminden. Yoklar onunla yok
olur. Varlar onunla ışıklanır.
Biliyorum, nefsin direniyor. Bahaneler ileri sürüyor.
Teslim olmamak için her yolu deniyor. Kuruntular, kuşkular
var zihninde.
Peki, nereye kadar? Onsuz nasıl dinecek bu acılar?
Ona yönelmedikçe dinmez ki bu ıstırap. Bitmez ki bu
bunaltı.
Sana hayatı veren seni istiyor. Derdinin devâsı seni
bekliyor. Canına can verecek olandır o.
Direnen nefsini öldür de diril artık! Kurtul şu nefis
zindanından, imanla özgür ol. Dön Rabbine! Uzat ellerini;
de ki:
Hakkımda bildiklerini sana itiraf ediyorum, Rabbim!
Kararan yüzümü sana döndürdüm. Kirli ellerimi sana
uzattım. Sana layık olamadıysam da.
Fakat sen, benim gibi günahkârların da ilahısın. Kapına
geldim, dileniyorum.
Kusurumdan gayri sermayem yok. Aczimden başka
vesilem yok. Biz insancıklar için güzellikler istiyorum.
Huzursuz ruhlara huzur, sevgisiz gönüllere sevgi,
karanlıkta kalanlara nur, yolunu yitirenlere şuur,
Allah’ım sensizlere seni ver!” (Ömer Sevinçgül)

Şimdi ey okuyucu, bize düşen işaretleri izlemek ve
mutlu sona erişmek.
Sayfalar arasındaki yolculuğa hazırsan, başlayabiliriz.
Yolun açık olsun.
Haydi uğurlar ola…

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasulallah…
(327 kelime)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.