Allah aşkıyla yanan, yanmaz | Selim Gündüzalp

Allah aşkıyla yanan, yanmaz

BİRDİR ALLAH, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe
illallah… Lâ ilâhe illallah…
“Her şeyde bir birlik var. Birlik ise Bir’i gösterir.”
(Mektubat, 225)
Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah…
Lâ ilâhe illallah…
•••
“Bu mülk, bu varlık kimin?”
“Allah’ın (cc)”
“Bu dünya kimin?”
“Allah’ın (cc)”
“Biz kimin misafiriyiz?
“Allah’ın (cc)”
Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah…
Lâ ilâhe illallah…
Allah diyen aldanmaz.
Allah diyen mahrum olmaz.
Allah diyen yolda kalmaz.
Allah diyen diller kurumaz.
Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah…
Lâ ilâhe illallah…
•••
Her işinde bin bir hikmet var; Allah, bağına göre kış
verir, dağına göre kar. Allah her şeyi görür, Allah her
şeyi bilir, Allah her sesi işitir.
Nasıl mı? İşte size bir öykü:
Meraklı bir çocuk, yaşlı bir Allah dostunun yanına
gelerek:
“Mabedde duâ eden insanları dinledim. Doğrusu
Allah’ın işi çok zor olmalı.”
Allah dostu tatlı bir tebessümle çocuğa baktı ve neden
böyle düşündüğünü sordu.
Çocuk:
“Oduncu havanın soğuk olması için duâ ediyordu.”
Allah dostu:
“Evet, bu gayet normal” dedi. “Bizim sobalarımız
için odun satarak hayatını kazanır. Hava ne kadar soğuk
olursa, o kadar çok odun satar.”
Çocuk:
“Fakat meyveci ılık hava için duâ ediyordu.”
Allah dostu:
“Meyveci kışın satmak için meyvelerini sonbahardan
hazırlar. Eğer hava çok soğuk olursa, meyveleri donar”
diye karşılık verdi.
Çocuk:
“Çiftçi yağmur için, tuğla yapıcısı ise kuru hava için
duâ ediyordu. Bu adamların hepsi Allah’ı seven insanlar.
Allah hepsinin isteklerini nasıl yerine getirebiliyor?”
Allah dostu:
“Şimdi hava nasıl?” diye sordu.
“Kuru ve ılık” dedi çocuk.
“Geçen hafta nasıldı?”
“Pazartesi ve Salı yağmur yağdı, Perşembe hava soğuktu.”
Bunun üzerine Allah dostu yine tatlı bir tebessümle
çocuğa bakarak şunları söyledi:
“Şimdi anladın mı yavrum Allah’ın hepimizi birden
nasıl memnun ettiğini…”
•••
Bu öyküyü her hatırlayışımda Rabbime karşı muhabbetim
artar, aşkım coşar.
Hem neden coşmasın, neden artmasın ki? Sevmek
için verdiği kalp de Allah’ın değil mi?..
Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah…
Lâ ilâhe illallah…
Gönlün ağzı, dili yoktur ama gönül Rabbini bilir.
Gönül Rabbini sever. Ne kaybettinse orda ara. Kalbinde,
gönlünde ara. Arayan bulur. Arayan gönül, Rabbini
bulur. Allah’ı gönülden seven güzel olur. Gönül işte o
zaman gönül olur.
Ne güzel demiş şair:
“Sevgiliden sevgiliye hediye
Ayva gider, elma gider, nar gider
Sevenin yüreği bir renkli mevsim;
Yağmur gider, rüzgâr gider, kar gider…

Hey arkadaş bu sevdanın ardına,
Şahlar bile tahtı tacı kor gider…”
— Abdurrahim Karakoç
•••
Gönülden sevdi mi insan, ‘Allah’ dedi mi bir kez lisan,
gerisini geç, sorma…
Gönül bir kez sevdi mi, bir kez ‘Allah’ dedi mi, ötesini
geç, sorma. Uzaklara gidip boşuna arama. Gir gönlüne
bak, neler var?… Ne arıyorsan orda var.
Baharında, yazında, semânın yıldızında, iplik iplik
dokunmuş her nakşında Senin ismin, Senin tecellin
var.
Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah…
Lâ ilâhe illallah…
Yaprağa yeşili, sarıyı katan; dalda, odunda meyveyi
yaratan; çiçekte, gülde kokuyu unutmayan Sensin.
Yatışımda kalkışımda, damarımda kanımda, kalbimin
her atışında yalnız Sen varsın. Kalbimin her atışında
yalnız Sen varsın, Senin ismin var.
‘Hû hû hûûûûûû’ deyip, döner zerreler… ‘Allah Allah’
deyip, devreder küreler. Yorulma, gitme uzaklara.
Gönülde ara, kalpte ara. Ne arıyorsan orda var; orda ara,
içinde ara.

“Sağı solu gözler idim
Dost yüzünü görsem deyu
Ben taşrada arar iken;
Ol can içinde can imiş…”
— Niyâzî Mısrî

Gönül bir ayine-i Samed’dir. Allah’ı arıyorsan orda
ara, gönül içre ara.
Ne güzel der Yûnus Emre:
“Ben gelmedim dâvâ için,
Benim işim sevi için…
Dost’un evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim!..”
Gönüller tahtına yakışan güzel, gönül tahtına oturan
Sultan sadece Sensin, sadece Sen.
Birsin, yeksin, teksin. Gönül de Senin, sevgi de Senin,
seven bu insancık da Senin.
Birsin Allah, yeksin Allah, teksin Allah… Lâ ilâhe
illallah… Lâ ilâhe illallah…

“Seni aramam için beni uzağa attın,
Âlemi benim, beni Kendin için yarattın”
— Necip Fâzıl Kısakürek

Firakının gönülde açtığı yara kapanmaz. Bu gönül
Senden ırak, Senden uzak kalamaz, Senden ayrı yaşayamaz.
Ne güzel yaratmış Allah. Ne güzel yaratmış bu
gönül evini… Bu gönül, Allah’ım, Sensiz olamaz.
Gönül deyip geçeriz; gönül dediğin dalgalı deniz…
Gönlü boşlamaya gelmez. Diken de biter, gül de biter.
Gönle değer verdin mi bir, gör hele gönülde neler biter…

“Toprakta biten güller solar giderler.
Gönülde biten güller ebedîdirler.”
— Mevlânâ

Gönülde neler biter, neler neler… Allah’ın sevgisi gönüllerde
tüter.
Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah…
Lâ ilâhe illallah…
‘Allah’ der, her daim diller. Gönlün pasını gözyaşı siler…
İnsan yaşlanıp kocasa da gönül kocamaz. Gönül hep
tazedir, gençtir, diridir.
Gönül, âyine-i Samed’dir. Gönülde ikilik olmaz. Hem
Allah, hem de gayrısı olmaz.
İki sevgi bir gönüle sığmaz. Gönül Allahsız olmaz.
Gönülden ‘Allah Allah’ demeyince, gönül, gönül olmaz.
Allah için seven, gönülden sever. Gönülden seven, boşa
sevmiş olmaz. Bunun dışında kalan aşk da yalan, söz
de yalan, sevgi de yalan.
Allah aşkıyla yanan yanmaz.

“Gel gönül gidelim aşk ellerine
Muradın yar ise bir tane yeter…”
— Turabî

Bir gönüle Allah kâfidir, Allah yeter. Gönlün Allah’a
aşkıdır gerçek olan. Beri gelsin gönülden Allah’ı anan,
Allah’ın aşkıyla yanan, ‘Allah’ diye yanan. Gerisi yalan,
gerisi yalan… Allah’tan uzak ne varsa, hepsi yalan. Aşk
da yalan, söz de yalan…
Ey gönül! Ölmedinse uyan!… Yanacaksan O’nun aşkıyla
yan.
Allah aşkıyla yanan yanmaz. Bil de uyan!
Ey bu sırra ermeyen nefsim, sen derdine yan. ‘Allah’
de yan, Allah de uyan, ‘Allah’ de dayan…
“Ey gönül madenin ne kadar yufka / Yeter ağlamana
bir kuş ötüşü” diyen Üstad Necip Fâzıl Kısakürek boşuna
dememiş.
Ağlar gönül, inler gönül ve arar. Gönlün yazı var, kışı
var. Bir kararda kalmaz gönül. ‘Allah’ denince ayar olur,
tamam olur gönül.
Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah…
Lâ ilâhe illallah…
Onun içindir ki, gönül yıkan, onmaz. Gönül yıkmak
değil, gönül yapmaktır hüner. Hünerlerin hüneri, Allah’ı
gönülden sevmektir.
Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah…
Lâ ilâhe illallah…
•••
Bir şair duâsıyla bitirelim yazımızı.
“…
Bebeklere has bir dille ağlayarak,
SANA geliyorum SANA
Çırıl-çıplak…
Bir garip ağaç oldum aşk ülkesinde,
Köklerim sığmadı zamana;
Silktim ham meyvelerimi utandım da,
Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak.
SANA geliyorum SANA
Dal-budak…
Ne bir dürüm ekmek var heybemde.
Ne içecek suyum kana kana…
Bir tutam umutla düştüm yollara,
Bazan yürüyerek, bazan koşarak
SANA geliyorum SANA
Yalınayak…
Yollar uzadıkça yük ağırlaştı,
Ateş düştü gönlümdeki harmana.
Bıraktım ağrıyı, sızıyı bir yana;
Hasretinle ıpıl ıpıl yanarak,
SANA geliyorum SANA
Bir avuç toprak…
Seyrettim uzaktan benliğimi ki,
Et, kemik, kan değilmiş mânâ.
Habibin hakkına, İsmin hakkına
Af dilemek için ağlayarak,
SANA geliyorum SANA
Yâ HAKK…”
— Abdurrahim Karakoç
•••
İşte böyle bir gönül, böylesine diri bir gönül hoşluğu
dilerim hepinize. Selâmetle kalın. Allah’a emanet olun.
Yanacaksanız, Allah aşkıyla yanın.
Allah aşkıyla yanan, yanmaz.
Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah…
Lâ ilâhe illallah…
Tektir Allah, yektir Allah, birdir Allah… Lâ ilâhe illallah…
Lâ ilâhe illallah…

Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasûlallah…

(1100 kelime)



Yorum Bırakın