Hayatımız, ideallerimiz kadardır

HAYÂL ufkumuza yerleştirdiğimiz ideal ve hedeflerimizi kaybettiğimiz an, her şey, nefsimizin, benlik duygumuzun etrafında dönmeye başlıyor. Bu, öyle hızlı bir dönüş ki, hayata gelişin ve yaratılışın gayesinin, ötelere ait ne varsa, her şeyin, unutuluşun adı oluyor hedefi kaybetmek.

Yılları parmaklarınla sayma

NASIL geçtiğini anlayamazsın hayatın. Beş, on, on beş, yirmi yıl… Saymaya kalkma, aldanırsın. Hele bir yaşa da gör. Saniyeler içinde yıllar gizlidir. Parmaklarınla saydığın yılların bırak ayını, haftasını, bırak gününü. Geç saatini, dakikasını… Saniyelerin içinde bile aylar gizlidir. Parmaklarınla sayarsan yılları yaşadığını az bulursun. Parmaklarınla…

Hayatı, hayatı verenle yaşamak

ALLAH nasip ettiği müddetçe yaşarız bu dünyada. Alırız nasibimizi nefes nefes ve göçer gideriz. Bazılarının nasibi bir nefes, bazılarının daha fazla. Hayatın içinde hayatı anlamaya çalışır insan. Bazen naz ve niyaz içinde gider. Öğrenir hayatın gayesini. Anlar ki, yoktur Ondan başka dostu, yoktur Ondan başka…

Hayat aşk ile yaşar

Hayatın anlamını kaybetmenin acısı, her acının üstündedir.   HER ŞEYİN bir sonu var. Başlayan biter, vakti gelen gider. Devran böyle. Tutunacak bir dal arar insan. Sığınacak bir liman… Ne ondan, ne de bundan… Medet yoktur başkasından. Devâ Ondan… İllâ Ondan, illâ Ondan… Yok medet başkasından.

Düşen bir yaprak görürsen…

Bir ağacın önünden onu sevmeden ve onun var oluşundan sevinç ve mutluluk duymadan nasıl geçebilir insan? — Dostoyevski DÜŞEN bir yaprak görürsen, Beni hatırla demiştin… Kim, nasıl söylerse söylesin, bu sözü Senden bilmiştim ben. Çünkü bir yaprak, Senin iznin olmadan düşmezdi, düşemezdi.

Sözler yetmez Seni anlatmaya

ESKİDEN böyle değildi. İçim ürperirdi sonbahar deyince. Kapanırdım eve, bir köşeye çekilirdim. Sonra sonra, okudukça Risaleleri ve Onuncu Söz’ü, ufkum açıldı, barıştım bu mevsimle. Düpedüz haksızlık ettiğimize inanıyorum sonbahara, kış bu öncesi bahara… Üzülürdüm yazın geçişine. Çok şükür şimdi, “Yaz da geçti” diyebiliyorum. O kadar…

İnsanın hayatı, kalbinin hayatıdır…

İnsanı kalbi çeker götürür… Kalbi kucaklayacak, kalbi içine alacak temiz düşünceler ve hamleler gerek… Kalbimizi sarsmayan hiçbir fikir, hiçbir olay üzerimizdeki etkisini uzun süre sürdüremiyor. Kalbimizi yumuşatan, onu derinden derine etkileyen her şey, hayatımızda yer buluyor. Orası, hayatın merkez üssü… İnsanın hayatı, kalbinin hayatıdır aslında.

Hayatın sahibi Sensin

HAYAT VEREN yalnız Odur. Öyleyse, her şeyin Hâlıkı dahi yalnız Odur. Çünkü, kâinatın ruhu, nuru, mayası, esası, neticesi, hülâsası hayattır. Hayatı veren kim ise, bütün kâinatın Hâlıkı da Odur. Hayatı veren elbette Odur, Hayy u Kayyumdur. (Bediüzzaman, Mektûbat) Hayatın sahibine yaklaştıkça hayat, hayat oluyor. Nasıl…

Bu dünyada işimiz ne?

Kimsenin kimseyi tanımadığı bir dünyada, herkesi bilen ve tanıyan bir Allah var.   BİTTİ BİTİYOR, gitti gidiyor… Eskiden satıcılar pazar yerlerinde akşamüstleri ellerinde son kalan mallar için böyle seslenirlerdi. Yaşadığımız her gün Allah’ın bir işaretidir. Geçen her güne dünyadan bakınca ömrümüzden bir gün eksilmiş görünür….